GenelSelam İle

Selam İle

Değerli okuyucularımız!

Allah’ın selamı rahmet ve bereketi üzerinize olsun diyerek sizlerle olan sohbetimize başlamak istiyoruz. Bir kış mevsimini daha geride bırakarak bizleri bahara ve bayrama eriştiren Rabbimize hamdolsun.  Bu vesile ile hem baharınızı hem de ramazan bayramınızı canı gönülden tebrik ediyor, hayırlara vesile olmasını Rabbimizden niyaz ediyoruz.

Öyle bir hayatın içindeyiz ki, bir yanımız bahar bayram bir yanımız kan revan. Gazze de şahadete yürüyen çocukların, gençlerin, ihtiyar kadın ve erkeklerin cesetleri başında gözyaşları ile “bayram” eden kardeşlerimizin acılarını tarif etmek mümkün değildir. Onlarca çocuğun cenazesini kılan müminler, cenazelerini kucaklarında taşıyarak defnetmeye götürürken, yürekler sinelerden taşmaktadır. Yarabbi bu kardeşlerimizin yüreklerine tahammül  gücü ver. Sabrı cemil ile teskin eyle. Rahmetinle mağfiretinle taltif eyle. Cennetinle ikram eyle Allahım. Zalimlerin karşısında direnecek cesaret, zaferi göğüsleyene kadar sabır ve sebat ver yarabbi. Ya Rabbi! Senin yardım ettiğini yenecek hiç bir güç yoktur. Senin gazabını geri çevirecek karşı koyacak hiçbir kimse yoktur. Sen her şeye kadirsin. Sınır tanımayan zalimleri katilleri kahhar isminle kahreyle Allahım. Ramazan ve bayram tanımayan, hasta sağlam tanımayan, okul hastane tanımayan İsrail canilerine layık gördüğün cezayı ancak sen verirsin; bu mazlumların intikamını ancak sen alırsın yarabbi! Çünkü sen azizün züntıkamsın. Mazlumların duasını kabul eyle Allahım! Onları mazlumlukları ve mahcuplukları ile bırakma. Zalim toplumu zelil, mazlumları ise iki cihanda aziz eyle Allahım! Sana yalvarıyoruz, sana sığınıyoruz, sana dayanıp güveniyoruz elimizi boş çevirme  yarabbi! Sadece sana kulluk edip sadece senden yardım bekleyen; senin nusratına güvenen cümle müminleri de rahmetinle merhametinle bağışla yarabbi!

Değerli okuyucularımız!

Yapılan zulüm karşısında söz bitti, tahammül bitti, sabır tükendi, insanlık can çekişiyor. Sokak hayvanlarının yaşam hakkını savunan insanlık nerede? İnsan hak ve özgürlüklerini savunan insanlık nerede? Gazze söz konusu olunca bunlar hatırlanmıyor mu? Malın, canın, vatanın azizliği, dokunulmazlığı, çocuk kadın yaşlı insanların masumiyeti hatırlanmıyor mu? Bunlar hatırlanmıyorsa; Rabbimizin şu emri bize hatırlatıyor:

“Size ne oldu da Allah yolunda ve Rabbimiz! Bizi, halkı zalim olan bu şehirden çıkar, bize tarafından bir sahip gönder, bize katından bir yardımcı yolla diyen zavallı erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz!”

“İman edenler Allah yolunda savaşırlar, inanmayanlar ise tâğut (bâtıl davalar ve şeytan) yolunda savaşırlar. O halde şeytanın dostlarına karşı savaşın; şüphe yok ki şeytanın kurduğu düzen zayıftır.” (Nisa 4/75-76)

Ey dünya Müslümanları! Algı operasyonları ile dünyaya korku salan, zalim katil ve terörüs devletler gösterilmeye çalışıldığı gibi güçlü ve her şeye kadir değillerdir. Bunun en açık ispatı Gazze’de verilen mücadeledir. Allaha dayanıp sabır ve metanetle direnenler; yüz yıldır yılmadan usanmadan düşmanın karşısında varlıklarını sürdürüyorlar. Hem de aralarında müthiş bir güç dengesi farkına rağmen.  Eric Hofır yıllar öce kesin inançlılar isimli eserinde şu tespiti yapıyor: “Allah için ölümü göze alan bir mümin dünyanın en etkili silahıdır.”  O ezilmiş görünen yiğitler tankın namlusuna bombayı eliyle bırakacak kadar düşmanıyla yüz yüze mücadele ederken; kendilerini çelik kalelerin içine gizleyenler, tankların içinde bile güvende olmadıklarını görüyorlar. Kara savaşında mesafe alamayanlar, hava saldırıları ile yakıp yıkmayı insanlık zannediyorlar. Yerleşim birimlerini harabeye çevirerek, yaklaşık çoğu çocuk yaşta 150 bin insanı katletmeyi savaş zannediyorlar!  Buna rağmen yine Gazze ayakta. Halk harabeleri yeniden şeneltmek için çalışıyor. Asla yılmıyor ve korkmuyorlar. Onların durumunu ise rabbimiz şöyle ifade ediyor:

“Onların içlerinde size karşı duydukları korku, Allah’a olan korkularından daha şiddetlidir.(Allahtan çok sizden korkuyorlar) Böyledir, çünkü onlar anlamayan bir topluluktur. “

“Onlar toplu olarak sizinle savaşamazlar, ancak, müstahkem şehirlerde yahut duvarların ardından (sizinle savaşmak isterler). Kendi aralarındaki çekişmeleri ise daha şiddetlidir. Sen onları toplu sanırsın, oysa onların kalpleri dağınıktır. Böyledir, çünkü onlar aklını kullanmayan bir topluluktur.” (Haşr 59/13-14)

Onlar üzerlerine düşeni canları, malları ve evlatları pahasına yapıyorlar, yapmaya devam ediyorlar. Nihai olarak hedef; ya istiklal ya ölüm!.. Ya bizlerin, yapacağı bir şeyler yok mu? Olmalı mutlaka olmalı. Bu millet bu değerler uğruna çok şehit verdi. Bu gerçekler; “Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı. Düşün altında binlerce kefensiz yatanı” diyenlerin diliyle tescillenmiştir.

Merhum Akif’in:” Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker! Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer. Sana ne mutlu ki, kanın kurtarıyor tevhidi. Bedrin aslanları ancak bu kadar şanlı idi!” dediği neslin benzeri Ebu Ubeyde’lerin yazdıkları destanlar dünyanın gözü önünde sahnelenmektedir.“ Bizler ne yapabiliriz? Bahanesinin ardına sığınmadan zalimlerle, canilerle, insanlığını yitirmiş sırtlan sürüleriyle dünyanın her yerinde her türlü mücadeleyi sürdürmek, bizim için bir namus borcudur. Malımızla, canımızla elimizle ve dilimizle dualarımızla bu davaya omuz vermeye çalışacağız. Bunun başka yolu yoktur. Güce karşı güç kullanılmadan hedefe ulaşmak mümkün değildir. Bunun için rabbimiz.

“İnkâr edenler yakalarını bizden kurtardıklarını sanmasınlar. Çünkü onlar (bizi) aciz bırakamazlar.”

(Ey müminler!)“Onlara karşı gücünüzün yettiği kadar kuvvet ve cihad için bağlanıp beslenen atlar (bulunduğunuz zaman ve zemine göre kuvvet) hazırlayın, onunla Allah’ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve onlardan başka sizin bilmediğiniz, Allah’ın bildiği (düşman) kimseleri korkutursunuz. Allah yolunda ne harcarsanız size eksiksiz ödenir, siz asla haksızlığa uğratılmazsınız.” (Enfal 8/59-60

Resulullah’ın (a.s.) bu ayeti okuduktan sonra; dikkat edin kuvvet atmaktır, kuvvet atmaktır, kuvvet atmaktır” buyuruyor.

Barış istiyorsanız savaşmayı göze alacaksınız ve düşmanlarınızdan daha üstün bir donanıma sahip olamaya çalışacaksınız ki, barışı koruyabilesiniz…

Değerli okuyucularımız!

Yine bu sayımızda ayın nabzını tutan yoru­mumuzu, gündeme uygun kavram yazımızı, Yazar kardeşlerimizin sizler içi özenle ha­zırlamış oldukları özgün düşünce yazılarını, istifade edeceğinize inandığımız alıntı yazı­larımızı, sanat edebiyat sayfamızda ise edebi yazılarımızı, arka kapak içinde hayatımıza dokunan ayet meallerini ve ayın derin başlık­larını sizlerin istifadesine sunuyor, beğene­rek okuyacağınızı umuyoruz.

Sözlerimize son verirken; hepimize sağlık sıhhat huzur ve mutluluklar içinde nice bayramlara kavuşmamızı rabbimizden niyaz ediyoruz.  Hepinizin bayramını kutluyor, he­pimizi Allah emanet ediyoruz. Bir sonraki sa­yımızda buluşmak üzere…

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir