GenelYazarlardanYazılar

Vekâleten mi? Asaleten mi? Yaşıyoruz

Sözlükte “işinin görülmesini başkasına havale etmek” anlamındaki vekl (vükûl) kökünden türeyen vekîl  “işin havale edildiği kimse”  demektir.

Ebû Mansûr el-Mâtürîdî,
“Rabbin sana vekîl olarak yeter” mealindeki ayetin (el-İsrâ 17/65) tefsirinde vekîle “şeytanın özendirmelerinden seni koruyan, hilelerine karşı sana destek veren, sığınacak bir yer bulmanı sağlayan” veya “bütün işlerinde güvenebileceğin gerçek dost” anlamı vermiştir.
(Teʾvîlâtü’l-Ḳurʾân, VIII, 320).

Gazzâlî, hem kula hem Allah’a nispet edilen vekil kavramının farklı konumlarına değinerek kulun vekâlet görevinin sınırlı, şartlı ve gereğince yerine getirilmemiş olabileceğini, Allah’ın vekâletinin ise tam bir kemal vasfı taşıdığını belirtir.

“Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. Vekil olarak Allah yeter.4/132

“Haydi siz dünya hayatında onlara taraf çıkıp savundunuz; ama kıyamet günü Allah’a karşı onları kim savunacak yahut onlara kim vekil olacak? Nisa 4/109

“De ki: “Ey İnsanlar! Size Rabbinizden hak olan Kur’an gelmiştir. Artık kim doğru yola gelirse, ancak kendisi için gelecektir. Kim de saparsa, o da ancak kendi aleyhine sapacaktır. Ben sizin üzerinize vekil değilim.”Yunus10 / 108

“Sizi en iyi bilen rabbinizdir. Dilerse size merhamet eder, dilerse sizi cezalandırır. Biz seni onlardan sorumlu bir vekil olarak göndermedik. İsra 17/ 54

““Ona bir hazine indirilse veya onunla beraber bir melek gelse ya!” demelerinden dolayı canın sıkılarak sana vahiy edilen ayetlerin bir kısmının tebliğini terk edecek değilsin ya! Sen ancak bir uyarıcısın. Allah her şeye vekildir. hud 11/ 12

“Birtakım insanlar onlara, “İnsanlar size karşı asker toplamışlar, onlardan korkun” dediler de bu, onların imanlarını arttırdı ve “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!” diye cevap verdiler. Ali imran  3/173

“Allah’a güven; güvenip dayanmak için Allah yeter. Ahzab 33/3  Vekil kılma anlamına gelen “tevekkül” Kur’an ve sünnette en çok bahsi geçen kavramlardan biridir.

Tevekkül manevi bir imdat istemedir. Allah’a karşı bir dilek ve temenni vasıtası olan sebeplere yapıştıktan sonra arzu edilen neticenin yaratılmasını O’na havale etmek ve sonuçta olana da razı olmak anlamındadır.
Bu sebeple rızanın ilk basamağıdır.

Kur’an’da kırktan fazla yerde geçen tevekkül, kulluk ve insanlık görevlerini ihmal ederek sırtını Allah’a dayamak değil, aksine Allah’ın emirlerine tam bir teslimiyetle uyar ve gereğini yaparken başına gelebilecek, gelme ihtimali olanlar hakkında Allah’a güvenmektir.

“Tevekkül” fiilinde fail her zaman insanlar, kendisine tevekkül edilen ise sadece ve yalnızca Allah’tır.

Zira kendisine güvenilip bütün işlerin sonunun havale edileceği makam her şeye gücü yeten, hayatı ve ölümü dahi elinde tutan bir makam olmalıdır:

“Sen, o ölümsüz ve daima diri olan (Allah’a) tevekkül et.” (Furkan, 25/58.)

Allah’a güvenen O’ndan başkasının vekâletine ihtiyaç duymaz: “Kim Allah’a tevekkül ederse O kendisine yeter.” (Talak, 65/3.)

Korku ve kaygılardan kurtulmak ise doğru yoldan (Sıratı Müstakim ) sapmadan dümdüz ilerleyebilmek için olmazsa olmaz bir şarttır.

Kişiliğimizi eğip büken, ahlakımıza taklalar attıran hep korku ve kaygılarımızdır.

Bu isme sığınan kişi, ateşin karşısındaki İbrahim (a.s.), Kızıldeniz karşısındaki Musa (a.s.), Sevr Dağı’ndaki Muhammed (s.a.s.) gibidir: Sakin, mütevekkil, onurlu…

Bu insanlarda telaş, acelecilik, panik görülmez; hiçbir zaman reaksiyoner değillerdir, insan haysiyet ve vakarına aykırı düşecek hiç bir hâlleri yoktur.

Vekili “ Allah olan, onun kuralları ile ahlak kuşanan, ona tevekkül eden insan bilir ki;  bu dünyada bir şeylere sahip olması asaleten değil, vekâletendir.

O, kendisinin vekâletine verilen hayat, beden, mal, mülk, evlat, aile, makam, mevki, velhasıl bütün varlığının emanetçisidir.

Buna göre durup yeniden düşünmek gerekmektedir. Kim kimi vekil ediniyor diye. Vekili Allah olanın hem dünyası hem de ahreti mamurdur.

Asli kaynağımızı tekrar tekrar okuyup hayatımızı kuşatmasını ilk hedef olarak kendimize salık veren de vekilimiz Allah değil midir?

Bilinmelidir ki; Vekilimizin asaletinde yaşamaktayız. O bize hayat verendir, yaşatandır, yoktan vâr edendir.
Ona karşı yapacağımız bir tek saygısızlık olmaması gerekir. Bize gönderdiği teknik el kitabını hakkıyla okuyup, ona kul olmaktan başka bir hedefimiz olmamalıdır. Vesselam

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir