
Yasin okumanın ruhlara göndermenin islama uygunluğu var mıdır?
SORU: Rivayet edilen hadislere ve Bediüzzaman’ın uygulamalarına İslami açıdan nasıl bakmalıyız? Yağmur yağması için Peygamberimiz’in böyle bir uygulaması olmuş mudur? Yasin okununca ölüler bundan nasiplenebilirler mi? Peygamber efendimiz böyle sözler sarf etmiş midir?
CEVAP: Bu sözlerin doğruluğunu anlamak için söylenen sözleri Kur’an’a götürerek test etmeliyiz. Bu yöntemin sağlıklı bir yöntem olduğuna inancımız tamdır. Şimdi Yasin suresini ölülere okuma konusundaki Kur’an’ın cevabına bakalım:
“Kime uzun ömür verirsek biz onun gelişmesini tersine çeviririz. Hiç düşünmüyorlar mı? Biz ona (Peygamber’e) şiir öğretmedik. Zaten ona yaraşmazdı da. Onun söyledikleri, ancak Allah’tan gelmiş bir öğüt ve apaçık bir Kur’an’dır. O’nunla hayatta olanları uyarsın ve kâfirler üzerine de azap hak olsun diye (O Kur’an’ı) indirdik.”(36 Yasin 68-70)
Görüldüğü gibi bu kitap ölülere değil dirilere indirilmiş ve onlara tebliğ edilmek, onunla onlara öğüt verilmek üzere gönderilmiş bir kitaptır. Şimdi bu ayeti okuyan bir Peygamber dirilere okunmasını bildiren ayetin içinde geçtiği bir sureyi ölülere okuyun buyurur mu? Tekrar tekrar düşünmemiz gerekir. Kuran asla bir tılsım kitabı değil aklı olanlara, iman edenlere, açık ve gizli Allah’tan korkanlara öğüt vermek için gönderilmiş bir hayat kitabıdır. Kur’an’ın bir tılsım kitabı olmadığı da şöyle ifade ediliyor:
“Eğer okunan bir kitapla dağlar yürütülseydi veya onunla yer parçalansaydı, yahut onunla ölüler konuşturulsaydı (o kitap yine bu Kur’an olacaktı). Fakat bütün işler Allah’a aittir. İman edenler hala bilmediler mi ki, Allah dileseydi bütün insanları hidayete erdirirdi? Allah’ın va’di gelinceye kadar inkâr edenlere, yaptıklarından dolayı ya ansızın büyük bir bela gelmeye devam edecek veya o bela evlerinin yakınına inecek. Allah, va’dinden asla dönmez.”(13 Rad 31)
Yasin suresinin şefaatıyla yağmurun yağdırıla- cağı anlayışı da yine Kur’an’ın tevhit anlayışına aykırıdır. Allah asla bir aracı, şefaatçi kabul etmemektedir. (2 Bakara 48, 123, 254-255 / 39 Zü- mer 43-44) Kulları ile arasında herhangi bir engel olmadığını, buna bir ihtiyacının da olmadığını ve kendisine her yönelene yakın olduğunu da şöyle açıklıyor:
“Eğer kullarım sana benden sorarlarsa onlara de ki; ben kendilerine yakınım, bana dua edenin duasını, dua edince, kabul ederim. O halde onlar da benim çağrıma olumlu karşılık vererek bana iman etsinler ki, doğru yolu bulsunlar.” (2 Bakara 186) Bununla birlikte Allah, bol yağmur isteyenlerin ne yapacakları ile de şöyle buyuruyor:
“Ey kavmim; Rabbinizden mağfiret dileyin, sonra O’na tövbe edin ki size gökten bol bol yağmur göndersin, kuvvetinize kuvvet katsın. Ve suçlular olarak dönmeyin.”(11 Hud 52) Dikkat ederseniz yağmur istemek için Yasin’i okuyup kamışa üfleyin demiyor. Kul herhangi bir ihtiyacını Rabbinden isteme konusunda içinden geldiği gibi Rabbine arz etmesi ve ihtiyacını direk ondan istemesi gerekiyor. Her konuda bize öğüt veren Rabbimiz bu konuda da geçmiş peygamberlerden ve salih kullarından dua örnekleri vererek bizlere yol gösteriyor.
“Bir zamanlar İbrahim, İsmail ile beraber Beytullah’ın temellerini yükseltiyor, (şöyle diyorlardı:) Ey Rabbimiz! Bizden bunu kabul buyur; şüphesiz sen işitensin, bilensin.”(2 Bakara 128) “Ey Rabbim! Sen bana dünya mülkünden nasip verdin ve bana rüyaların tabirinden bir ilim öğrettin. Ey gökleri ve yeri yoktan var eden Rabbim! Benim velim sensin, canımı Müslüman olarak al ve beni salih kulların arasına kat!”(12 Yusuf 101) “Kimi de; Ey Rabbimiz, bize dünyada iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru, der.”(2 Bakara 201)
“De ki: Dualarınız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin? Gerçekten (Peygamber’in getirdiğini) yalanladınız. O halde azap yakanızı bırakmayacaktır.”(25 Furkan 77)
Sorunuzla dile getirdiğiniz durum tam anlamıyla bir hezeyandır. Rabbi ile arasına çeşitli aracılar koyan kimselerin, yaratanı bırakıp yaratılmıştan istemeyi ahlak edinmelerinin tabii sonucudur. Yunus (a.s.) karanlıklar içinde denize atıldığı zaman kendisini balığın karnında bulunca Allah’a yönelerek şöyle dua etmişti: “Zünnûn’u da an. O öfkeli bir halde geçip gitmişti; bizim kendisini asla sıkıştırmayacağımızı zannetmişti. Nihayet karanlıklar içinde: “Senden başka hiçbir tanrı yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum!” diye niyaz etti. Bunun üzerine onun duasını kabul ettik ve onu kederden kurtardık. İşte biz müminleri böyle kurtarırız.”(21 Enbiya 87-88) Hiçbir muvahhit Allah’tan bir şey isterken kendisine şah damarından daha yakın olduğuna inandığı Rabbi ile arasına bir başkasını koymaz. Sadece Rabbine kulluk eder ve sadece ondan yardım ister ve inanır ki, cankurtaran simidi Yasin değil Allah’ın kendisidir.


