
Böyle bir deyimimiz var. Bencillik anlamında. Kendinden başkasını düşünmeyenler için söylenir.
Kuraklaşan şu dünya çölünde insanın yiten değeri kendinden kaynaklı. Her geçen gün biraz daha ölüyor, tüketiyor kendini. İnsanlığın bir çıkmazda olduğu, arayışında kurtuluş yolunun olmadığının çıkmazında. Bunu Müslümanlar için ifade ediyoruz. İnsanlık Müslümanların hangi hallerinden etkilensin de İslâm’a koşsun. Bir İspanyol düşünür olan, Juan Goytisolo bunalımlı hayatının hemen bütün aşamalarını yaşamışken bir çıkış yolu arayışında. En bunaldığı zamanda “Müslümanların sıcaklığına sığınma” duygusu bir yere kadar.
Müslümanların Kur’an’daki gibi özgün yaşamadan çok uzakta. Zerre ilgisi yok. Merhametten yoksun, acımasız. Dünya nimetlerini veya mülkünü sadece kendisi için bilen bir anlayışta. Keyfi tercihlerle kuralları kendine göre koyucu. Müslümanların en üst katı olan şehitlik kavramını bile kendine göre şekillendiriyor. Yaptığı ve yaşadıklarının şehitlik ruhuyla zerre ilgisi yok. Kendi ırkından olanlar ancak şehit olabilir, ancak kendileri vatansever olabilir.
Adaleti keyfince yorumlar. Kendisinden olmayan hemen herkes zalim ve öldürülmeye layık, yaşamasına asla fırsat verilmemeli. Açlığa terk edilmeli anlayışında.
Merhamet ve sevginin kapılarını kapatıyor, kendilerinden başkasına fırsat tanımıyor. Dünya nimeti de, saltanatı da sadece kendisine ait. Rahman’ın rızık dağıtmasına bile karşı. Çünkü kendisi ancak bütün nimetlerden yararlanabilir. Yaşanan coğrafyada, belirlenen sınırlarda, bir kesimin sadece üstünlüğü söz konusu. İnsanların gidecek yerleri yokken.
Müslümanlar Batı’nın kapılarında sürüngen. Gücü ve saltanatı ellerine geçirenler, başkasına yaşama hakkı tanımıyorlar. Şu Akdeniz’de hemen her gün boğulan onlarca insanın kimin kapılarına koştuğunun, kimin kapıları önünde sürüngen olduğunun sorusunu kendine yöneltmiyor. Batı’ya kızar, öfkelenilir ama çaresizlerin gideceği, sığınacağı bir kapısı yok.
Batılılara kızılır da şu Müslüman göçmenler niçin onlara kapılarına koşarlar bunun sorumlusu olarak kendini görmez. Dünya mülkünün olanaklarını birlikte paylaşmayı asla kabullenemiyor. Sultanları da kahir ekseriyetle seküler Müslümanlar da öyle.
İnsanlık bunalımda ama Müslümanlar kör bir kuyuda. Kendilerinden başkalarını görmüyorlar.
Slogan Müslümanlığı ve İslâmcılığı, keyfi İslâmcılık yeni bir tercih. Kendilerinden başkalarının İslâm’a yönelmelerinden bile rahatsızlar. İnsanların alnı secdeye varsın diye niyazda bulunulurken, kendilerinden başkalarının alnının secdeye varmasına gönüller razı olmuyor. İlk secdeye varış insanın içine bir ışık doğurabilir, ilk başlangıç sürekli hale dönebilir, hani belki bir vesile başlangıç olabilir düşüncesinden fersah uzaklar. Çünkü onlar ola ki Müslümanca yaşamaya başlarlar, ola ki aynı safta olabilirler… Hayır, bu kabul edilemez.
Müslümanlar sadece kendine müslüman.
Bir Hıristiyanın, bir gayrimüslimin müslüman olması aşırı heyecanlandırır ama kendilerinden olan kimi gafillerin, yanlış yolda olanların müslümanlaşmasına gönül razı olmuyor. Çünkü o nimete ortak olabilir, pastaya ortak olabilir. Elin yabancısının nasılsa kendisine bir zararı olmaz, saltanatını zedelemez.
Kendi renginden ve ırkından olmayana tahammülü yok. Güç hemen her şeyin üzerini örtüyor. Başkasının adaletsizliğini ölçü alıyor. Kur’an’ın adalet ve hakkaniyetini, rızık bölüşümünü keyfince yorumluyor.
İslâmcılık önemli değil, önemli olan ırkdaşların çıkar birliktelikleri. Irk üstünlüğü din kardeşliğinin üstünde. Çünkü o öteki, çünkü o başkası.
Evet ne yazık ki Müslümanlar sadece kendine müslüman.
Önemli Not: Yukarıdaki yazı, yazarın şahsi görüşlerini içermekte olup, İktibas Çizgisi.com un yayın ve düşünce yapısını yansıtmıyor olabilir. İktibas Çizgisi olarak, kâr amacı gütmeyen yayın politikamız gereği okumaya değer bulduğumuz yazıları, takipçi kitlemizle buluşturmak için tam metin olarak yayınlıyoruz

