GenelMektuplara Cevap

İçkinin Kademeli Yasaklanmasını Nasıl Anlamalıyız?

Soru: Allah’ın selamı üzerinize olsun. Sizlere bazı konularda sorularım olacak: Allah Kur’an’ı Ke-rimde Nahl 67. Nisa 43. Maide 90. Ayetlerinde in­sanların içki ile ilgili nasıl davranacakları konusunda bilgi vermektedir. Ancak insanlarımız ya bu ayetler­de verilen mesajı anlamıyor ya da yanlış anlıyorlar. Bu konuda insanımızın anlaması gereken durumu insanımızın anlayabileceği bir üslupla açıklar mısı­nız?

Cevap: Allah’ın selamı rahmet ve bereke­ti sizin ve tüm müminlerin üzerine olsun! Özellikle son yıllarda tekel bayilerinin mahalle bakkallarının yerini aldığını görüyoruz. Her semtte yerlerini almış olmaları her halde insanların onlara olan rağbetin-den kaynaklanıyor olsa gerek. Helale olan ilginin, inancın sinelerdeki hâkimiyeti hafifledikçe, harama ilgi de o oranda artacaktır. “Müslüman mahallesin-de salyangoz satılmaz” sözü şimdi tarih oldu. Değil salyangoz! Tonlarca içki satılır hale geldi. İçkinin yasaklanmasının illeti, insan aklını örtüp sarhoş ederek düşünme, akletme özelliğini gidermesidir. Akıl sarhoş olunca düşünme yeteneğini kaybettiği için insan, her türlü yanlışı yapmaya müsait hale gelmektedir. İşte bu noktada Allah Teala ayetlerini devreye koyarak yapılan yanlışı merhale-merhale göstermiş ve sonunda kesin hükmünü vermiştir:

“Hurma ve üzüm gibi meyvelerden hem sarhoş eden/ içki “sekeren” hem de güzel gıdalar “rızgan hasenen” İşte bunlarda da aklını kullanan kimseler için büyük bir ibret vardır.” (Nahl 19/67)

Ayetin bir öncesinde ise hayvanlardan elde edilen sütten bahsetmektedir:

“Kuşkusuz sizin için hayvanlarda da büyük bir ibret vardır. Zira size, onların karınlarındaki fışkı ile kan arasından (gelen), içenlerin boğazından ko­layca geçen halis bir süt içiriyoruz.” (Nahl 16/66) buyurmaktadır. Bununla vermiş olduğu nimetlerin nasıl bir kudretin gücün ve sanatın sonucunda ter­temiz çıkartıldığını ifade ederken; kökü toprakta gı­dası su olan meyvelerden de nasıl çeşitli renk ve tatta meyveler verdiğini de hatırlatmaktadır. “İşte bunlardan da keyif veren sarhoş edip kafa bulduran içki elde ettiğiniz gibi; pekmez gibi, şerbet gibi gü­zel yiyecekler de elde edersiniz” buyurmaktadır.

Burada içkinin henüz yasaklanmadığı Mek­ke döneminde Allah Teâlâ insanlara vermiş oldu­ğu nimetleri hatırlatarak düşünmelerini ve yarata­na şükretmelerini istemektedir. Bilindiği gibi Mekkî ayetlerdeki üslup genelde nesneler ve olaylar üze­rinde düşündürmeye yöneliktir. Kesin hüküm içeren ayetler ise Medeni’dir. İnşa edilmekte olan yeni bir yaşam biçimi söz konusudur. Bunun bir günde top­lumun hayatına girmesi mümkün değildir. bilirsiniz ki, insanların din değiştirmesi kolay değildir. Bu ne­denle İslam, 23 yıllık bir zaman içinde tedrici olarak Allah elçisinin rehberliğinde hayata geçirilmiştir. Bu konu ile ilgili gelişmenin devamı ise Mekke’de başla­yıp Medine’de tamamlanmıştır. Medine de ilk gelen ayette ise şöyle buyrulmaktadır:

“Ey iman edenler! Siz sarhoş iken -ne söy­lediğinizi bilinceye kadar- cünüp iken de -yolcu olan müstesna- gusül edinceye kadar namaza yaklaş­mayın. Eğer hasta olur veya bir yolculuk üzerinde bulunursanız yahut sizden biriniz ayakyolundan ge­lirse yahut kadınlara dokunup da (bu durumlarda) su bulamamışsanız; o zaman temiz bir toprakla te­yemmüm Yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz Allah çok affedici ve bağışlayıcıdır.” (Nisa 4/43)

Bu ayetin iniş sebebi olarak gösterilen olay henüz içki içmek yasaklanmamış olduğundan mü­minler namaz kılarken sarhoşluğun etkisiyle namaz­da ayetleri yanlış okumalarıdır. Bir akşam namazını kıldırmak için arkadaşlarına imam olan Hz. Ömer, Kureyş suresini yanlış okur. Bu durum Resulullah’a iletilir ve bunun üzerine bu ayetin inmiş olduğu ri­vayet edilir.

Burada bir konuya da dikkat çekmek istiyo­ruz. Ayette “ne dediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayınız” hükmü; bize de namaz kılarken ne dediğimizi yani namazda okuduğumuz ayet ve duaların anlamını bilmemiz gerektiğini hatırlatıyor. Bizler de ne dediğimizi bilmeden namazda eğilip doğruluyoruz. Rabbimize ne söz verdiğimizi, nasıl yalvarıp yakardığımızı, alnımızı yere koyarak onu yücelttiğimizin farkında olmadığımız için, namaz bizi kötülüklerden alı koymuyor. Hal bu ki rabbimiz: “Sana kitaptan vahyolunanı oku, namaz kıl. Muhak­kak ki namaz, hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı zikretmek ise muhakkak ki en büyüktür. Ve Allah; yaptıklarınızı bilir.” (Ankebut 29/45) buyuru­yor.

Bu nedenle ha bizim ne dediğimizi bilmeden kıldığımız namaz; ha da ne yaptığının farkında ol­mayan sarhoşun namazı! Ne farkımız kalıyor? Bu­nun için namazda okuduklarımızın anlamını en kısa zamanda öğrenip farkında olarak namaz kılmamız gerekmektedir.

Ancak olay o gün bu olayla da bitmez. Aynı hata birkaç kez vuku bulmuş olmalı ki, bu sefer ya­nına kumar ve sadaka konusunu da ilave ederek, neyi nasıl ve ne miktar infak edeceklerini de Resulullah’a sorma gereği duyarlar. Rabbimiz de bu durumu şöyle açıklar:

“Sana, şarap ve kumar hakkında soru so­rarlar. De ki: Her ikisinde de büyük bir günah ve insanlar için bir takım faydalar vardır. Ancak her ikisinin de günahı faydasından daha büyüktür. Yine sana neyi infak edeceklerini « Deki İhtiyaç fazlasını.» Allah düşünesiniz diye size ayetleri böyle açıklıyor.” (Bakara 2/219)

Bu ayette ilk defa içki ve kumarın faydasından, zararından ve günahından bahsedilmektedir. Ancak zarar ve günahının faydasından daha büyük oldu­ğu hatırlatılarak müminlerin üzerinde düşünmeleri temin ediliyor. Bundan sonra zararı vardır ve zararı faydasından daha büyüktür diye müslümanların ço­ğunluğu bunlardan uzak durmaya çalışırken; Bir kıs­mı da kesin bir yasak yok diye içmeye devam ediyor.

Nihayet hicret gerçekleşiyor, Müslümanlar Medine de devlet olma şerefine ulaşıyorlar. Yurtlarından haksız yere sürgün edilmeleri nedeni ile Al­lah tarafından düşmanlarına karşı savaşmaları ko­nusunda izin veriliyor:

“Saldırıya uğrayan müminlere savaşma izni verilmiştir. Çünkü onlar zulme uğramışlardır. Hiç kuşkusuz Allah, onlara yardım etmeye kadirdir.” (Hacc 22/39)

Aradan çok geçmeden Mekkeliler hicret es­nasında öldüremedikleri Muhammed (as) ve mü­minleri taşrada yok etmek için Medine’ye kadar gel­mişlerdi. Resulullah da hazırlığını yaparak Bedirde onları karşılamış, onları kesin bir yenilgiye uğrata-rak kaçmak zorunda kalmışlardı. Bu olaydan sonra Müminlerin durumu bölgede meşruiyet kazanmış rüştlerini ispat etmişlerdi. Bu olayın ardından içki, kumar, putlar ve fal okları ile fal çekme olayı hak­kında Maide suresinin 90 ve 91. Ayetleri inzal edile­rek Rabbimiz kesin hükmünü şöyle bildirir:

“Ey iman edenler; içki, kumar, dikili taşlar ve fal okları; ancak şeytan işi pisliklerdir. Bunlardan kaçının ki, felaha eresiniz.” (Maide 5/90)

Bu yasağın gerekçeli kararını da şöyle bildirir:

“Şeytan içki ve kumar yoluyla ancak ara­nıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi, Allah’ı anmak-tan ve namazdan alıkoymak Artık (bunlardan) vazgeçtiniz değil mi?” (Maide 5/91)

Bu ayetlerin gelmesi ile bunlar kesinlikle ya-saklanmış olduğundan Medine’deki Müminler şarap küplerini sokaklara dökerek imha ederler. Rivayet doğru ise sokaklardan sel gibi şarap aktığı söylenir. Artık hüküm açıklanmış müminler de kesin tavrını koymuşlardır.

Burada aklımıza şöyle bir soru gelebilir; Rab­bimiz niçin bu olayları ilk günden bir tek emirle kes-tirip atmadı da Mekke de on üç yıl Medine de de iki yıl toplam 15 yıl müslümanlar içki içerek namaz kıldılar Kur’an okudular… ? Rabbimiz en doğrusu­nu bilir kaydıyla olayın tabiatında şunu görüyoruz: Bir toplumun gıdası olmuş alışkanlıklardan bir anda bıçakla keser gibi kesmek ve de vaz geçmek kolay değildir. Allah Teâlâ kullarının vüs’atını bilmektedir. Zamana yayarak bu şeylerin kötülüğünü düşünebilen her insanın görüp kabulleneceği bir zaman tanımaktır. İçkici içkinin, kumarcı kumarın, puta tapanlar putların ne olduğunu; hatta hiçbir şey olmadığını üzerinde düşündükçe görecek ve bilecektir. Bu ne­denle insan doğası üzerinde alışkanlık yapan bu minval üzere olan davranışların tedrici olarak kaldı­rılması daha doğru ve sonuçları itibariyle daha kalıcıdır.

Bunlarla birlikte Ramazan orucu hicretin ikin­ci yılında yani İslam’ın 15. Yılında, hac ibadeti hic­retin 9. Yılında farz kılındığı gibi; Faizin yasaklanması ise İslam’da en son veda haccından önce yani İslam’ın 22. Yılında yasaklanmıştır. Dikkat edilirse

Resulullah bunu hicretin 10. yılında veda haccında-ki veda hutbesinde bahsederek: “Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım faiz amcam Abbas’ın faizidir” buyurur. Abbas (r.a.) Mekke’nin fethinde yani hicretin 8. Yılda müslü­man olup Medine’ye gelmiştir. Kendisi sermaye sa­hibi zengin olduğu için Medine’ye geldikten sonra da müslümanlara faiz karşılığı para veriyor. Bu neden­le Resulullah veda hutbesinde kendi akrabası olan kimsenin üzerinde bu hükmü uyguladığını duyuru­yor. İğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır misali ki diğerlerinin itirazı olmasın.

Şimdi birilerinin kafasına yatmayan yerler olacaktır. Ve şöyle diyeceklerini tahmin ediyoruz. O gün Kur’an tamamlanmamış, hükümler gelmiş ol­duğu için bu işler tedrici olarak uygulanmıştır. Bu gün ise Kur’an tamamlanmış hükümler de biliniyor. Eğer adam müslüman olduğunu söylüyorsa mecburdur bunu kesip atmaya… Tuzu kuru olan kim­selerin böyle konuşması da normaldir. Ancak geri­ye yaslanıp kendinizin nasıl müslüman olduğunuzu düşünerek bir empati yapın. Bu günkü anlayışınıza gelmek için kaç yıl yalpa yaptığınızı düşünün. Miras yoluyla müslümandınız doğduğunuz günden beri. Aralıksız beş vakit namaz kılmaya kaç yıl sonra başladığınızı hatırlayın. İçki içen biri iseniz kaç yıl Cuma günleri ve ramazan günleri içmemeyi büyük bir dindarlık olarak gören; diğer günler içen ve bu haliyle müslümanım diyen nice insan vardır bu top­lum içinde! İşte bunlarda bir gün jeton düşecek ve küpünü devirecektir. Rabbimizin merhameti sadece Mekke ve Medineli müslümanlar için değildir. her in­sanın İslamı kabullenmesinde Mekke’si ve Medine’si vardır ve olacaktır. Dileriz bunlar da bir an önce ha­kikati görüp katıksız teslim olurlar. Ancak bu halde olan insanları da sık boğaz etmeyelim bir an önce kurtulmaları için dua edelim. Rabbimizin rahmet ve merhameti hepimizin üzerine olsun inşaallah!..

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir