
Nikah akdinin gerçekleşmesi için gerekli şartlar nelerdir?
Soru : Nikah akdinin gerçekleşmesi için gerekli şartlar nelerdir?
Cevap: Nikahın kelime manası “cinsi yakınlık”, “birbirine karışma”, ağaçlar, birbirine karıştığı zaman Arap “tenâkehetil eşcâr”, ağaçlar nikahlandı, birbirine karıştı, dalları birbirine girdi diyor. Bu kelime manasından hareketle nikâh’a “Evlenme Akdi” denmesi mecazîdir. Asıl anlamı cinsî yakınlıktır, denildiği gibi aksini savunanlar da çıkmıştır. Kur’an-ı Kerim’de her iki anlama da gelen ayetler mevcuttur. (4/22, 24/32, 33/49, 2/221)
Nikâh, akid anlamında mecazen kullanılsa da sonuç kelime anlamında ki mana ile sonuçlanmaktadır. Bu ise nikâh akdini diğer akidlerden ayıran özelliktir. Bununla nefisler birbirine helal kılınmakta, yeni helal ve haramlar doğmaktadır. Kişi bunların sonuçlarından muaf olamaz. Bir kadınla evlilik akdi yapan kimse istemese de ikinci nikahı o kadının kız kardeşiyle yapması haram olmuştur. Ben böyle bir şey istemedim diyemez. Bu manaya gelen nikah akdinin gerçekleşmesi için şartlarına uygun şahısların hür iradeleriyle birbirlerine talib olmaları gereklidir. Taraflardan birinin teklif, diğerinin de kabul etmesiyle yapılır.
Ancak anlaşmaların insanlar nezdinde geçerli olması için, anlaştığımıza şehadet edecek en az iki adil şahidin ve de neye nasıl anlaştığımızı tesbit eden bir metnin bulunması lazımdır. Nikahta da en az iki şahidin olması gereklidir. Ne kadar mehir üzerinde anlaştığımızın da bilinmesi lazımdır. Ancak mehir şahısların özel hukuku olduğu için hiç almayabilir. Sonra alabilir. Az veya çok olabilir. Bu tamamen şahısların özellikle kadının anlayışına bırakılmıştır. Velisinin izni ise bakireler için mezheplerce şart koşulmuştur. Velisi çocuğunun yaptığı nikah akdini doğru zaman ve şahısla olmadığı gerekçesiyle bozabilir.
Kur’an’ın 4/3 emri gelmeden önce müslümanlar da müşrik olanlarda evlilik akdini biliyor ve bununla amel ediyorlardı. Toplumun birkaç tür nikah akdinin olduğunu Kur’an’dan öğreniyoruz. (4/22, 4/24) Bunlardan tasvip etmediklerini yasaklıyorken hür irade ile icab ve kabule dayanan, mehirlerini ödeyerek, yapılan evliliği de meşru ilan ediyor. (4/13-4) Dünyada insanların bu tür ilişkilerinin varolduğu günden beri devam ede gelen teamülleri vardır. Toplumda yer eden bu teamüller o toplumların inancıyla yakından ilgilidir. Onlara şekil verir, hudutlarını çizer.
Hz. Adem’den beri zina ve cima hep biline gelmiş hiç bir zaman biri diğerine karıştırılmamıştır. Bu hem İslâm’da böyle olmuş, hem de küfür ehlinde. Bu nasıl temin edilmiş? Nikâh akdinin topluma duyurulmasıyla. Nikahta ki şahitlerin ve aleniyetin olmasının anlamı da budur. Biz bu şahitleri Allah’ın bilmesi için değil, kulların bilmesi için şahit tutuyoruz. İnsanlar bizim için suizanda bulunmasınlar. Allah’ın bildiğini insanlara bildirsinler diyedir. Devamlı yaşadığımız çevrede bununla bilinirken geçici olarak bulunduğumuz yerlerde de bunu belgelerle ortaya koyarak töhmet altına girmekten kurtulmuş oluruz. Şahsiyetimizi rencide etmemek için buna mecburuz.


