Etkinlikler

İBRAHİM (as)

İktibas Dergisi Kayseri temsilciliğinde bu yıl yapılan Ramazan etkinliğinde, İsmail KÖSE kardeşimiz  “İBRAHİM(as)” konusunu işledi, bu konuşmanın tam metnini siz sitemiz okuyucularına sunuyoruz

Hz.İbrahim Kur’an-ı Kerimde isminden çokça bahsedilen ulu’lazm peygamberlerden biridir. AllahüTeala, ona halilim/dostum diye hitap etmişti. Nisa 125. de ’’Allah, İbrahim’i dost edinmiştir.’’ denilmektedir. Nitekim ibadetlerimizde bile onun ismini zikrediyor ona salat ve selam okuyoruz. Soyundan pek çok peygamber geldiği için Ebu’l Enbiya/ peygamberlerin babası olarak isimlendirilmiştir. Kur’ân-ı Kerîm’de; çok içli, yumuşak huylu, kendisini Allah’a vermiş, vefakar, görevini tam yapmış olarak övülmüştür. Bir başka özelliği de misafirperverliği idi. Allah’ın nimetlerine şükrediciydi. Nahl suresi 120-121. ayette ’’ İbrahim, Allah’a itaatkarhanif bir önderdir. Asla müşriklerden değildir. Allah’ın nimetlerine şükredici idi. Allah, onu seçti ve onu dosdoğru yola iletti.’’

Hz. İbrahim’in ismi Kur’an-ı Kerim’de yirmi beş sûrede altmış dokuz defa geçmiştir. Kur’an-ı Kerim’de Hz. İbrahim değişik isim ve sıfatlarla anılmış ve kendisinden övgüyle bahsedilmiştir. Kur’an’da da geçen sıfatlarının bazıları: Evvâh (çok ah eden), Halim, Munib (Allah’a sığınan), Hanîf, Kânit (Allah’a kulluk eden), Şâkir.

İbrahim Kur’an’da şöyle tanımlanmıştır:

’’Gerçekten o, inanmış kullarımızdandı.’’ Saffat 111

’’İbrahim Yahudi de Hıristiyan da değildi fakat,hanif bir müslümandı. Müşriklerden de değildi.’’ Al-i İmran 67

’’O, şüphesiz dosdoğru bir peygamberdi.’’ Meryem 41

’’ İbrahim ince ruhlu, yumuşak başlı, çok içli, merhametli ve dönüp dönüp Rabbine yönelmek, O’na yakın olmak isteyen biriydi.’’

Allah’ın dostu, işinde Allah’a dönük,

İçli, yumuşak huylu, yüreği yanık,

Dosdoğru mü’minivefakar, hanif ve sadık

Görevini tam yapmış, Allah tanık.

Hz.İbrahim bugün Yukarı Suriye, Kuzey-Batı Irak ve Güney Doğu Anadolu’nun batı bölgelerini içine alan Babilonya’da yaşadı. Hz.İbrahimbir zamanlar bu bölgede hüküm sürmüş olan ve yıldızlara tapan putperest Keldaniler’le, bilahare aralarına göç ettiği Ken’aniler arasında yaşamış, sonra da başka ülkelere hicret etmiştir.

Allah Teala, insanları uyarmak ve  onları Allah’a kulluğa davet etmek üzere, Hz.İbrahim’i kendisine elçi olarak seçmiştir. Ancak Allah oldukça zor olan bu misyonu yerine getirebilmesi için çocukluğundan itibaren Hz.İbrahim’i yetiştirmiş, ona ilahi gerçekleri göstermiştir. Enbiya 51’de ’’ Daha önce de İbrahim’e doğru yolu göstermiştik. Biz onu biliyorduk.’’ Ve En’am 75’de ’’ Böylece Biz İbrahime, (Allahın) gökler ve yer üzerindeki güçlü hükümranlığı ile ilgili (ilk) kavrayışı kazandırdık ki kalben mutmain olan kimselerden olsun.’’

Yazarların çoğu Hz.İbrahim’inmisyonunun ilk yıllarında kavmi gibi yıldızları, ayı, güneşi ilah sandığını hatta ona tapmak istediğini En’am 76-79’a dayanarak izah etmektedirler. Ancak bana göre yazarlar bunu yanlış anlamaktadırlar. En’am 76 ’’ Sonra, gece onu karanlığı ile örttüğü zaman (gökte) bir yıldız gördü (ve) haykırdı: “İşte benim Rabbim bu!” Ama yıldız kaybolunca, “Ben batan şeyleri sevmem!” diye söylendi.’’ 77 ’’ Sonra, ayın doğduğunu görünce, “İşte benim Rabbim bu!” dedi. Ama ay da batınca, “Gerçekten, eğer Rabbim beni doğru yola iletmezse ben kesinlikle sapkınlığa düşmüş kimselerden olurdum!” dedi.’’ 78’’Sonra, güneşin doğduğunu görünce, “İşte benim Rabbim bu! Bu (hepsinin) en büyüğü!” diye haykırdı. Ama o (da) kaybolunca: “Ey halkım!” diye seslendi, “Bakın, sizin yaptığınız gibi, Allahtan başkasına ilahlık yakıştırmak benden uzak olsun!” 79’’”Bakın, ben batıl olan her şeyden uzak durarak yüzümü gökleri ve yeri var eden Allaha çevirmekteyim; ve ben Ondan başkasına ilahlık yakıştıranlardan değilim!” Aslında En’am 76-79’da o sırada yıldızlara, güneşe, aya ve putlara tapan kavmine bu taptıkları şeylerin ilahlıktan ne kadar uzak olduğunu bu putların kendilerine fayda da sağlayamayacağını, sadece Allah’a ilahlık yapılacağını anlamaları için halkına ders verir niteliğinde bir konuşmadan ibarettir.

Hz.İbrahim Bakara suresi 124. Ayette Allah tarafından peygamber olarak seçilmiş ve tebliğe başlamış. Muhtemeldir ki İbrahim peygamber, kendisini en çok anlayacak kişinin babası olduğunu düşünerek ilk tebliği yaptı. Zira babası da puta tapmaktaydı. Kur’an’da bu Meryem 42-44’de şöyle ifade ediliyor:’’ Hani o babasına “Ey babacığım!” demişti, “Ne işiten, ne gören ve ne de sana bir yarar sağlayabilen şeylere niçin tapınıyorsun?”  ’’ Babacığım, gerçekten bana, sana gelmeyen bir bilgi gelmiştir. Hadi bana uy da seni dosdoğru bir yola ileteyim.’’  ’’ Ey babacığım! Gel, Şeytan’a kulluk etme; çünkü Şeytan O sınırsız rahmet Sahibi’nebaş kaldıran biridir!’’ Nitekim başka ayette Hz.İbrahim’in daha sert konuştuğunu görüyoruz: En’am 74’de ’’ İbrahim, babası Azer’e şöyle demişti: -Putları ilah mı ediniyorsun? Ben, seni ve kavmini apaçık bir sapıklık içinde görüyorum.’’dedi. babasının cevabı da sert oldu. Meryem 46 “Ey İbrahim, sen benim tanrılarımdan hoşlanmıyor musun?” dedi, “Eğer bu tutumuna bir son vermezsen, seni mutlaka öldüresiye taşa tutarım! Haydi, şimdi bir süre benden uzak dur!” Bunun üzerine Hz.İbrahim Meryem 47-49 ’’ “Sana selam olsun!” diye cevap verdi, “Rabbimden seni bağışlamasını isteyeceğim: Çünkü O bana karşı hep lütufkâr olmuştur.’’  ’’ Sizden ve sizin Allah’tan başka yalvarıp yakardığınız şeylerden uzak duracak ve (yalnızca) Rabbime yakaracağım: Böylece umulur ki, yakarışım Rabbim tarafından cevapsız bırakılmayacaktır.” ’’ Ve böylece, onlardan ve onların Allah’ı bırakıp tapındıkları şeylerden uzaklaşınca, o’na İshak’ı ve Yakub’u bahşettik ve bunların her ikisini de nebi yaptık;’’

Muhtemelen Allah Teâla, İbrahim’in müşrik olan babasına dua etmesinin meşruiyeti hakkında insanların kuşkuya düşeceklerini bildiğinden, Kur’an-ı Kerim’in başka ayetlerinde bu konuya açıklık getirmiştir. Allah akraba dahi olsalar, müşriklere dua edilemeyeceğini şu şekilde emrediyor: Tevbe 113-114 ’’ Cehennemlik oldukları anlaşıldıktan sonra, akraba bile olsalar müşrikler için bağışlanma dilemek Peygambere ve iman edenlere yaraşmaz.’’  ’’ İbrahim’in babası için bağışlanma dilemesi, sadece ona verdiği bir sözden dolayı idi. Allah’ın düşmanı olduğunu kesin olarak anlayınca ondan uzaklaştı. İbrahim gerçekten çok içli ve yumuşak kalpli idi.’’

Kur’an ayetlerinden anladığımıza göre, Hz.İbrahim babasından sonra kavmine de içlerinde babası olduğu halde tebliğine devam etmiştir. Enbiya 52-56  ’’ Babasına ve kavmine: -Kendilerine bağlandığınız bu heykeller nedir? demişti.’’, ’’ Onlar ise: -Atalarımızı onlara kulluk ederken bulduk, dediler.’’  ’’(İbrahim) Doğrusu, siz de atalarınız da apaçık bir sapıklık içindeymişsiniz!” dedi.’’, ’’ -Bize gerçeği mi getirdin, yoksa bizimle eğleniyor musun? dediler.’’, ’’ -Hayır, sizin Rabb’iniz göklerin ve yerin Rabbidir ki, onları O yaratmıştır. Ben de bunu kesin olarak bilenlerdenim.’’

İbrahim Peygamber’in kavmi inatlarında devam ederek, Şu’ara 71’de  “Putlara kulluk ediyoruz” diye karşılık verdiler “ve her zaman, kendini onlara adamış kimseler olarak kalacağız!” dediler.

Hz.İbrahim kavmini düşünmeye davet ediyor, fakat onlar dinlemiyordu. Bunun üzerine İbrahim onlara kulluk edilmesi gereken gerçek ilahı anlatıyordu:

Şu’ara 78-82’de ’’Beni yaratan O’dur, bana yol gösteren O’dur.’’,

’’Beni yediren ve içiren de O’dur.’’, ’’ Hastalandığım zaman bana şifâ veren O’dur.’’,’’ Beni öldürecek olan, sonra yeniden beni diriltecek olan O’dur.’’, ’’Kıyamet günü günahlarımı bağışlamasını ümit ettiğim de O’dur.’’

İbrahim’in hem babasını hem de kavmi onun düşüncelerinden vazgeçirmeye çalışmasına rağmen o, şirk koştukları ilahlardan korkmadığını haykırıyor, tebliğine devam ediyordu. Ankebut 17-18’de ’’ Siz, Allah’ı bırakıp, ancak uydurarak yarattığınız putlara kulluk ediyorsunuz. Allah’tan başka kulluk ettikleriniz size bir rızık sağlayamazlar, rızkı Allah katında arayın. O’na kulluk edin, O’na şükredin. O’na döndürüleceksiniz.’’  ’’ Eğer yalanlarsanız, sizden önceki toplumlar da yalanlamışlardı. Peygamberin görevi apaçık duyurudan başka bir şey değildir.’’

Başlangıçta İbrahim’le yumuşak konuşan kavmi, yavaş yavaş tehditkâr olmalarına rağmen, o tutumunu değiştirmiyordu. En’am 81’de    ’’Hem siz, Allah’ın hakkında hiç bir delil indirmediği şeyleri O’na şirk koşmaktan korkmazken, ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden nasıl korkarım? İki taraftan hangisi emin olunmaya daha layıktır? Eğer biliyorsanız söyleyin!’’Hz.İbrahim daha da ileri giderek ; Enbiya 57’de ’’Allah’a yemin derim ki, siz çekip gittikten sonra putlarınıza bir oyun oynayacağım!’’ İbrahim Peygamberin böyle demesinin sebebi putların inancına düşman olmasıdır. İbrahim’in inancı taştan yapılan heykeller düşmanı değildi. Onları temsil eden yanlış inanç, çarpık ideoloji ve toplumu bu yanlış ve çarpık ideoloji ile sömüren mutagallibe sınıf ve kişilerdi. Nitekim Hz.İbrahim’le en çok uğraşan, kendi rejim ve sistemini tehlikede gören Kral Nemrut’tu. Bakara 258’de ’’ Sırf Allah kendisine hükümdarlık bağışladığı için İbrahim ile Rabbi hakkında münakaşa eden o (hükümdar)dan haberin yok mu? Hani İbrahim: “Rabbim hayat veren ve ölüm dağıtandır!” demişti. Hükümdar cevap vermişti: “Ben (de) hayat verir ve ölüm dağıtırım!” İbrahim: “Allah güneşi doğudan doğdurur; öyleyse sen de batıdan doğdur!” demişti. Bunun üzerine, hakikati inkara şartlanmış olan o kişi hayretler içinde kaldı: Allah (bile bile) zulüm işleyen toplumu hidayete erdirmez.’’

Bütün bu olaylardan sonra Hz.İbrahim sözünde durdu ve kavminin bayram törenine gittiği bir sırada putların yanına gitti ve ’’onları paramparça etti. Yalnız onların büyüğünü bıraktı; belki ona müracaat ederler diye.’’ Enbiya 58

“Kim yaptı bunu tanrılarımıza?” diye sordular, “Her kimse, o’nun çok zalim biri olduğundan kuşku yok!” ’’ İçlerinden bazıları: “İbrahim denen bir gencin o (tanrı)ları diline doladığını işitmiştik” dediler.’’  ’’ Şahitlik etmeleri için onu halkın gözü önüne getirin, dediler.’’ Enbiya 59-61

Hz.İbrahim’i bulup getirdiler ve herkesin önünde sorgulamaya başladılar.

’’Bunu ilahlarımıza sen mi yaptın ey İbrahim? dediler. Enbiya 62

Hz.İbrahim onları alaya alarak ve sağlam bıraktığı put heykelini göstererek;

’’Belki de bu işi şu büyükleri yapmıştır. Hadi onlara sorun; eğer konuşuyorlarsa! dedi.’’ Enbiya 63

Hz.İbrahim’in bu dâhiyane cevabına karşı kavmi biraz uyanır gibi olup, ’’ biribirlerine döndüler ve zalimler sizlersiniz sizler dediler’’  enbiya 64. Sonra sanki kendi kendilerini suçlamaktan utanır gibi tekrar İbrahim’e saldırdılar. ’’Bunların konuşamadıklarını sen pekâlâ biliyorsun dediler.’’ Enbiya 64. Hz.İbrahim mantıki cevaplarla onları aciz bırakmaya devam etti: Enbiya 66-67’de ’’ O halde” dedi, “Allah’ı bırakıp da, size hiçbir şekilde ne yararı ne de zararı dokunmayan şeylere mi tapınıyorsunuz?’’  ’’ Yazıklar olsun size ve Allah’tan başka kulluk ettiklerinize, hiç aklınızı kullanmayacak mısınız?’’

Bunun üzerine yaptıkları düzmece tanrı heykelleriyle insanları kandırıp sömüren yetkililer, devreye girip bağırdılar. Ankebut 24’de ’’Onu öldürün yahut yakın!’’ Enbiya 68’de ’’bir şey yapacaksanız onu yakarak ilahlarınıza yardım ediniz!’’

Gerçekten de büyük bir ateş yaktılar, İbrahim’in elini kolunu bağlayarak bu ateşin içine attılar. Fakat Allah onların cinayetlerine karşılık verip peygamberini ateşten korudu. Enbiya 69’’ Biz Ey ateş, serin ol, İbrahim’e dokunma! dedik.’’

Hz.İbrahim Allah’ın lütfuyla kendi kavminin onu yakma girişiminden kurtulunca onları terk etti, önce Filistin’e, oradan Mısır’a ve nihayet Mekke’ye gitti.

Hz.İbrahim’in Mekke’ye gidişinde özel bir neden vardı. Çünkü Hz.Sara ile çok uzun yıllar evli kalmış ancak çocukları olmuyordu. Bu duruma üzülen Sara, kölesi Hacer’le Hz.İbrahim’i evlendirdi ve bu evlilikten İsmail adında çocukları oldu. Kimi rivayete göre bu durum ailede sorunlara sebep oldu ve Allah Hacer’le İsmail’i Mekkeye götürüp bırakmasını emretti deniyor. Ancak Kur’an ayetlerine bakarsak bu bana göre böyle değildir: İbrahim 35-37’de

’’Hani, İbrahim: “Ey Rabbim!” demişti, “Bu beldeyi emin kıl; beni ve çocuklarımı putlara tapmaktan ebediyen uzak tut!’’  ’’ Rabbim! Onlar çok insanları saptırdı; Kim bana uyarsa o bendendir. Kim bana isyan ederse.. Sen bağışlarsın, merhamet edersin.’’  ’’ Ey Rabbimiz! Soyumdan bazılarını ekilebilir toprağı olmayan bir vadiye, Senin kutsal evinin yakınına yerleştirdim ki, ey Rabbimiz, salatı devamlılık ve duyarlılık içinde yerine getirsinler; öyleyse, insanların kalplerini onlara doğru meylettir ve onlara verimli, bereketli rızıklar bahşet ki şükretsinler.’’ Buradan anlaşılan kavminden inananları ve ailesini putperestlerden korumak, yıldan çıkmalarına engel olmak ve Allah’a karşı ibadetlerini rahat yapmaları için buraya hicret ettirmiştir. Bu bana göre bir hicret olayıdır. Çünkü aynı Hz. Muhammet’in Mekke’den Medine’ye hicret etmesi gibidir. Tebliğ ettiği insanlar tarafından baskı iyice artıp artık inananların yaşamları ve ibadetleri zorlaşınca Allah’ın emri ile hicret etmişlerdir.

İbrâhim (a.s)’in Duâları

Kur’ân-ı Kerim, duâ etmemizi ısrarla tavsiye eder. “Rabbiniz (şöyle) buyurdu: ‘Bana duâ edin, size icâbet edeyim.” (Mü’min, 60) “De ki: ‘Duânız (yalvarmanız) olmasa, Rabbim size ne diye değer versin?” (Furkan, 77) “Rabbinize yalvara yakara ve gizlice duâ edin. Bilinki, O haddi aşanları sevmez.” (A’râf, 55)

Kur’ân-ı Kerim, bazı vesilelerle bize nasıl duâ edeceğimizi öğreterek, duâ örnekleri verir. Peygamberlerin duâları, hem onların birer kul olmalarının ve kulluk yaptıklarının göstergesi, hem de kendilerinin örnek alınarak Allah’tan neleri ve nasıl istememiz gerektiğine dair müslümanlara örnek ve rehberliklerdir. Hz. İbrâhim, Allah’a çok şükreden, O’na itaat ve ibâdet eden, O’na teslim olan, kendisini Allah’a adamış, sâlih bir zât olduğu gibi, aynı zamanda bol bol duâ eden biriydi. “İbrâhim’de ve onunla beraber olanlarda, sizin için gerçekten güzel bir örnek vardır.” (Mümtehıne, 4) Onun duâları da bize örnek olmalıdır. Kur’an’da İbrâhim (a.s.)’in yaptığı bazı duâlar açıklanarak bize duâ örnekleri verilir. Bunları görelim:

“-Soyumdan gelenlerden de önderler yap, demişti.” (Bakara, 124)

“Ey Rabbim!” diye yalvardı, “Burayı emin bir bölge yap ve halkından Allah’a ve Ahiret Günü’ne iman edenlere bereketli rızıklar bağışla.” (Bakara, 126)

“Bir zamanlar İbrâhim, İsmâil ile beraber Beytullah’ın temellerini yükseltiyor, (şöyle diyorlardı:) -Rabbimiz hizmetimizi kabul buyur, şüphesiz sen işitensin, bilensin.’’(Bakara, 127)

“Ey Rabbimiz, bizi Sana teslim olanlardan kıl ve bizim soyumuzdan Sana teslim olacak bir topluluk çıkar, bize ibadet yollarını göster ve tövbemizi kabul et: Şüphesiz yalnız Sensin tövbeleri kabul eden, rahmet dağıtan!” (Bakara, 128)

“Rabbimiz onlara içlerinden senin ayetlerini onlara okuyan, kitap ve hikmeti öğreten ve onları (şirkten) arındıran bir resul gönder. Şüphesiz aziz ve hakim olan ancak sensin.” (Bakara, 129)

Hani, İbrahim: “Ey Rabbim!” demişti, “Bu beldeyi emin kıl; beni ve çocuklarımı putlara tapmaktan ebediyen uzak tut! Çünkü onlar (putlar), insanlardan birçoğunun dalâletine/sapmasına sebep oldular, Rabbim. Şimdi kim bana uyarsa o bendendir. Kim de bana karşı gelirse, artık Sen gerçekten çok bağışlayansın, çok merhametlisin.” (İbrâhim, 35-36)

“Ey Rabbimiz! Soyumdan bazılarını ekilebilir toprağı olmayan bir vadiye, Senin kutsal evinin yakınına yerleştirdim ki, ey Rabbimiz, salatı devamlılık ve duyarlılık içinde yerine getirsinler; öyleyse, insanların kalplerini onlara doğru meylettir; ve onlara verimli, bereketli rızıklar bahşet ki şükretsinler.” (İbrâhim, 37)

“Ey Rabbimiz! Şüphesiz, gizlediğimizi de, açığa vurduğumuzu da bilen Sensin: Çünkü yerde ve gökte olan hiçbir şey Allah’tan gizli kalmaz.” (İbrâhim, 38)

“İhtiyar halimde, bana İsmail ve İshak’ı bağışlayan Allah’a hamdolsun. Doğrusu Rabbim duaları işitendir.” (İbrâhim, 39)

“-Rabbim! Beni ve çocuklarımı namaz kılanlardan eyle. Rabbimiz! Duamı kabul buyur.” (İbrâhim, 40)

“Rabbimiz! Hesabın görüleceği Gün, beni, anamı babamı ve bütün müminleri bağışla!” (İbrâhim, 41)

“…Ancak âlemlerin Rabbi (benim dostumdur). Beni yaratan ve bana doğru yolu gösteren O’dur. Beni yediren, içiren O’dur. Hastalandığım zaman bana şifâ veren O’dur. Benim canımı alacak, sonra beni diriltecek O’dur. Ve hesap günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum O’dur. Rabbim bana kavrayış kabiliyeti ver ve beni iyiler arasına kat! Bana, sonra gelecekler içinde, iyilikle anılmak nasip eyle! Beni naîm cennetinin vârislerinden kıl. Babamı da bağışla (ona tevbe ve iman nasip et). Çünkü o dalâlettekilerden/sapıklardandır. İnsanların yeniden diriltilecekleri gün beni rezil etme! O gün, ne mal fayda verir, ne de evlât. yalnızca Allah’ın huzuruna kötülükten korunmuş bir kalple çıkanlar (kurtulacaktır)!” (Şuarâ, 77-89)

“Rabbim! Bana sâlihlerden olacak bir evlât ver’ dedi.” (Sâffât, 100)

“…Rabbimiz! Ancak Sana tevekkül edip dayandık, Sana yöneldik. Dönüş de ancak sanadır.” (Mümtehıne, 4)

“Rabbimiz, bizi inkâr edenler için fitne (deneme konusu) kılma ve bizi bağışla Rabbimiz. Şüphesiz Sen, üstün ve güçlüsün, hüküm ve hikmet sahibisin.” (Mümtehıne, 5)

Daha Fazla

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir