GenelMektuplara Cevap

Ehli kitabın kaynakları İslam’da delil sayılır mı?

SORU:  Bir televizyon programında Doç. Dr. Zeki Bayraktar ile Vedat Yılmaz namazın rükünlerinden bahsederken Yahudilerde de namazın mevcudiyeti ile Kanadalı Yahudi haham Ben Abrahamson’un kitabında namaz şeklinin aynı olduğunu söylemektedirler. İftidah tekbirinin farklı söylenmesi ve selamın da önce sola verilerek kılındığından bahsetmektedirler. Bu gibi kaynaklar veya evvelki vahiylerden kalanlar değişikliğe uğrasa da İslam’a delil olur mu?

CEVAP: İslam, Allah indindeki dinin adı olduğuna göre, Hz. Âdem (as) den Muhammed (as) gelinceye kadar gönderilen vahiyler her konuda insandan (şeriat dışında) hep aynı şeyi istemiştir. Gönderilen her elçi insanları kendisine vah yedilenler çerçevesinde Allah’a kul olmaya çağırmışlardır. Bu nedenle insanın insan ve kul olabilmesi ve kul kalabilmesi için gereken ritüellerde bir değişiklik olmamıştır. Bunların hepsi insanın fıtratı üzerine bina edilmiştir. Allah insana vermiş olduğu fıtratı değiştirmediği gibi, bu fıtrat üzerine bina edilen kurallarını da değiştirmemiştir. Sadece bazı toplumlara azgınlıkları sebebiyle yüklemiş olduğu müeyyideleri bir sonraki elçinin diliyle değiştirmiştir. İşte bunlara şart koşulanlar anlamında şeriat denilmektedir. Bununla ilgili olarak Maide 48 de şöyle buyuruyor:

“Sana da, daha önceki kitabı doğrulamak ve onu korumak üzere hak olarak Kitab’ı (Kur’an’ı) gönderdik. Artık aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet; sana gelen gerçeği bırakıp da onların arzularına uyma. (Ey ümmetler!) Her birinize bir şeriat ve bir yol verdik. Allah dileseydi sizleri bir tek ümmet yapardı; fakat size verdiğinde (yol ve şeriatlar da) sizi denemek için (böyle yaptı). Öyleyse iyi işlerde birbirinizle yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. Artık size, üzerinde ayrılığa düştüğünüz şeylerin( gerçek tarafını) O haber verecektir.” (Maide 5/48)

Delil olma konusuna gelince İslam için hiçbir konuda delil aramaya gerek yoktur. Hepsi Kur’an ile bizlere sunulmuştur. Bizden istenen de Kur’an’da zikredilenlerdir. Bu konuda Allah Teâlâ Kehf suresinde bir örnek veriyor:

“Ashabı Kehf’in sayılarında ihtilaf edenlerden bazıları: Onlar, üç kişidir, dördüncüleri köpekleridir» diyecekler. Diğer bazıları da «Onlar, beş kişidir, altıncıları köpekleridir « diyecekler. Her ikisi de bilinmeyen hakkında tahmin yürütmektir. (kimileri de:) «Onlar, yedi kişidir; sekizincisi köpekleridir» derler. De ki: «Onların sayılarını Rabbim daha iyi bilir.» Onları ancak pek azı bilir, Bu sebeple onlar hakkında bu bildirilenler dışında bir münakaşaya girişme ve bunlar hakkında hiç kimseye de bir şey sorma!” (Kehf 18/22)

Bizim bilinmeyenler konusundaki yöntemimiz bu olmalıdır. Kimseden bir şey sormaya gerek yok. Allah ne bildirmiş ise gaybi konularda onunla iktifa etmek gerekir. Yapacağınız her yorum karanlığa taş atmaktan başka bir anlam ifade etmeyeceğine göre; verilenler ile yetinmek işin en doğrusudur. “Allah bilir siz bilemezsiniz” sözünü yerine koymak bizi rahatlatacaktır.

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Kapalı