
Resmi nikahla, dini nikahı aynı statüde kabul edebilir miyiz?
Soru : Resmi nikahla, dini nikahı aynı statüde kabul edebilir miyiz?
Cevap: Nikahın şartlarını bir önceki sorunuzun cevabında ortaya koyduk. Bu akdin kendisi resmiyettir. Yapılan bir anlaşma var ise anlaşmayı yapan taraflar vardır. Bu tarafların bir konuda anlaştıklarını gösterir. Bu anlaşmanın devamı ve yaşanan hayata uzanan tarafları olacaktır. O halde bu anlaşmanızı belgelemek zorundasınız. Belge bir şeyi ispata yarayan şeydir. Anlaşmanızın sonuçlarından doğacak görüşleri bu belgenizle ispat etmek zorunda kalacaksınız. Bu nedenle anlaşmanızı kayıt altına almak durumundasınız. Bu, bir anlaşmayı tesbittir. Tesbitin dinisi, la dinisi olmaz.
Resulullah Hudeybiye anlaşmasını yaparken taraflardan birinin müslüman olmayışı, anlaşmanın Kureyş’in istekleri doğrultusunda yazılmış olması bu anlaşmayı anlaşma olmaktan çıkartmış mıdır? Görünüşte bir tarafın lehine olsa bile yine anlaşma anlaşmadır. Hz. Muhammed ilk evliliğini yaparken Kureyş’in teamüllerine göre nikahlanmasına rağmen onun bu nikahını tenkit eden bir ayeti göremiyoruz, iman etmeden önce evlenmiş, sonra da iman etmiş hiç bir müslümanın nikahını yeniden yaptırdığını da bugüne kadar görmedik ve duymadık.
Mekanlar ve şahıslar nikahın nikah olmasını değiştiremez. Papazın ilan ettiği de nikah, mahalle muhtarının ilan ettiği de nikah, müftünün ilan ettiği de nikah, evlendirme memurunun ilan ettiği de nikahtır. Sonucu da zina değildir.
Bu aşamaya gelmeden önce ülkemizde ki teamül, tarafların nikaha gelmeden önce yaptıkları şey ‘nikah akdi’dir. Kız istemeye giden kimseler talib oluyor, (icabet). Kız babası veya vekili kabul ediyor (kabul). Orada bulunanlar huzurunda bu akidleşme yapılıyor (şahit). Kendi aralarında vardıkları bu anlaşmayı tabiatı gereği içinde yaşadıkları ülkenin kurumlarına kayıtla tescil etmiş oluyorlar. Her çift kendi inancına göre evleneceği şahsı tercih etmiş, şartlarını konuşup anlaşmıştır. İş sadece bunu sicillendirmektir. Bunun ötesinde bir anlamı yoktur.
Halk arasında dini nikah diye mahalle imamlarına gizli kapaklı yaptırılan şeyin ise İslam’a göre hiç bir anlamı yoktur. Şahıslar sadece kendini ikna için yaptıkları bir teamülden ibarettir. İslam’ın istediği akitleşme kız isteme anında, tarafların bu evliliği kabulüyle gerçekleşmiştir. İmamın yaptığı sicillendirme de olmadığından bir anlam ifade etmiyor. Olay dua okuma merasimi değil bir anlaşmanın yapıldığıdır. Bu anlaşmanın arkasından doğacak sorumluluklar konusunda yapılan bu merasimin hiçbir mükellefiyet üstlenmesi de söz konusu değildir. Arkasında insan olmayan sözün, yaptırım gücü bulunmayan makamın da bir anlamı yoktur diyoruz.


