GenelMektuplara Cevap

“Ruhundan üfleme” ifadesini nasıl anlamalıyız?

SORU:  Hicr 29. ve  Sad 72. ayetler ile  Enbiya 91. Ayetindeki “ruhundan üfleme” tabiri Allah’ın kullarını yarattıktan sonra “ilâhi vahiylerini iletmesi” şeklinde anlaşılabilir mi?

          CEVAP : İlk iki surede geçen 15/29, 38/72. ayetlerin siyak ve sibakıyla bakıldığında insanın ilk yaratılışı ile alakalı olduğu görülecektir.

“Hani Rabbin meleklere demişti ki: «Ben kupkuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan bir insan yaratacağım.» «Ona şekil verdiğim ve ona ruhumdan üflediğim zaman, siz hemen onun için secdeye kapanın!» (15/28-29)

“Rabbin meleklere demişti ki: Ben muhakkak çamurdan bir insan yaratacağım. Onu tamamlayıp, ruhumdan üfürdüğüm zaman, derhal ona secdeye kapanın!” (38/71-72)

Enbiya suresinde bahsedilen olay da bunun bir benzeri olarak zikredilmektedir. Çünkü İsa (as)’ın durumu da Adem (as)’ın durumuna benzetilmişti:

“Sana okuduğumuz bunlar, ayetlerden ve hikmet dolu Kuran’dandır. Allah’ın katında İsa’nın durumu kendisini topraktan yaratıp sonra ol demesiyle olmuş olan Adem’in durumu gibidir. Gerçek Rabbindendir, o halde şüphelenenlerden olma.” (3/58-60)

Elbette bu benzetme yaratılışları yönüyle  yapılan bir benzetmedir. Tıpkı Adem(as)’ı anne ve babasız topraktan yarattığı gibi İsa (as)ı da babasız sadece bakire Meryem’den yarattığı vurgulanmaktadır. Bu nedenle buradaki “üflemeyi” vahiy olarak yani ümmete tebliğ etmek için gönderilen vahiy şeklinde anlamaya  bir işaret yoktur. Olay bütün açıklığı ile meydandadır. Meryem validemize  İsa (as)’ın ruhunu / onu meydana getirecek canlılığı üfledik demektir.

Konu vahiy olunca Kur’an’da  “üfleme” tabiri değil, genelde vahyetmek, ilham etmek, okumak, indirmek kelimeleriyle ifade edilmektedir.  Allah Kur’an’ da ki her kelimeyi özenle seçmiştir. Bu nedenle ruh ile üflemek kelimelerinin bir benzerliği vardır. Her ikisinin rengini ve biçimini  bizzat göremezsiniz fakat varlığını icraatıyla hissedersiniz. İnsana üflenilen ruhun da insanı canlandıran, vücuda hareket veren canlılık olduğunu düşünüyoruz. Onun yokluğu ise canlılığın sona erdirilmesi demektir ki, bu da  ölüm olmaktadır.

Ayrıca her yaratılan sevki tabii denilen, hayvan ve insanda ortak olan özelliklerin dışında  Allah’ın vahyine muhatap değildir. Sadece insanlar arasından seçilmiş olan elçileri ile insanlara vahyedilmektedir.

“Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde arkasından konuşur, yahut bir elçi gönderip izniyle ona dilediğini vahyeder. O yücedir, hakîmdir.” (42/51) ayetiyle de tescillemektedir. Bu nedenle her insana vahyedildiğini düşünmek mümkün gözükmemektedir.  Bize gayb olan bu gibi konularda gaybın sahibinin anlattığı kadarıyla yetinip orada durmanın daha doğru olduğuna inanıyoruz.

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Kapalı