EtkinliklerHaberler

KAYSERİ İKTİBAS’TA, ESMAÜL HÜSNA’DAN ALLAH İSMİ CELİLİ ANLATILDI

İktibas Dergisi Kayseri temsilciliğinde her yıl düzenlenen ramazan etkinliklerinde bu yıl Esmaül Hüsna’dan ismi celiller konuşulacak. Bugünkü konu, Esmaul Hüsna’dan  ALLAH ismi celilini dergimiz ve sitemiz yazarı Hüseyin BÜLBÜL sundu.

Kayseri İktibas Dergisi Temsilciliği Ramazan etkinliğinde her gün Teravih öncesi Allah Teâlâ’nın Esma’ul Hüsna’sından bir ismi şerifi açıklanacaktır.  İlk olarak ALLAH” ismi şerifiyle etkinliğe başlıyoruz. Hüseyin BÜLBÜL’ün bu sunumunu aşağıya alıntıladık 

 

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla konumuza başlarken; Bizleri bu günümüze ulaştıran Rabbimize hamdediyoruz.

Değerli kardeşlerim!

En güzel isimlerin Allah’a ait olduğunu bizatihi Allah Teâlâ ayetiyle tescil etmektedir:

“De ki: «İster Allah deyin, ister Rahman deyin. Hangisini deseniz olur. Çünkü en güzel isimler O’na mahsustur.» Namazında yüksek sesle okuma; onda sesini fazla da kısma; ikisinin arası bir yol tut.” (İsra 17/110)

Şüphesiz en güzel isimler en güzel olana, en değerli olana, en kadir, en kerim,  en rahim, en alîm, en habir ve en vedud (seven sevilen sevdiren ve sevindiren) olan Allah’a mahsustur. Bu cümleden olarak bütün güzellikleri ifade eden “Allah” ismi bütün türevleriyle birlikte Kur’an’da 2698 defa geçmektedir.

Bu isim bütün Kemal,  Cemal ve Celal sıfatlarının tamamını kapsamaktadır. ALLAH özel isminin hiçbir dilde tam karşılığı yoktur. Arapça da ilah, Türkçe de Tanrı, Farsça da Hüda, İngilizce de god, kelimeleri “Allah” kelimesi gibi özel isim değildir. Bunlar, İlah, Ma’bûd,  ve Rab gibi cins isimlerdir. Allah kelimesi ikil ve çoğul yapılmaz. Bu isim sadece varlığı zorunlu olan yaratıcıyı ifade eder. Başka bir varlığa, Allah ismi verilemez. Yani Allah’ın adaşı yoktur.

“(Allah);Göklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerin Rabbidir; şu halde O’na ibadet et ve O’na ibadette kararlı ol. Hiç O’nun adaşı/ dengi –benzeri, eşi -ortağı olduğunu biliyor musun?” (Meryem 19/65) 

“Allah” lafzının her harfi O’nu ifade eder. Allah lafzının elifi kaldırıldığında “lillâh” olur. Yine o yüce Yaratıcı’yı ifade eder. Elif ve lam birlikte kaldırıldığında “lehû” olur. Yine O yüce Allah’ı ifade eder. Elif ve iki lam birlikte kaldırıldığında “hû” kalır. Bu da Allah’ı ifade eder. “Allâhü lâilâhe illâ hû (Allâh ki, O’ndan başka ilâh yoktur)” (Bakara, 2/255) âyetinde olduğu gibi.

 

Özellikle Arapçada bu ismin kökeni hakkında Ragıp el İsfahanî Müfredat İsimli Kur’an kavramları Sözlüğü’nde şunları zikredilmektedir:

1-ALLAH kelimesi “İLAH” sözcüğünden türetilmiştir. Bu kelimenin başındaki hemze silinerek onun yerine “elif ve lam” harfleri ilave edilerek ALLAH ismi yüce yaratıcının özel ismi haline getirilmiştir. Bu isim Allah’tan başkası için asla kullanılamaz olarak kabul edilmiştir. Buna Kur’an’da şöyle işaret edilmektedir:

         “(Allah), Göklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerin Rabbidir. Şu halde O’na ibadet et ve O’na ibadette kararlı ol. Hiç O’nun adaşı/ dengi –benzeri, eşi -ortağı olduğunu biliyor musun?” (Meryem 19/65)  

“İLAHUN” sözcüğüne gelince Araplar bunu ilah edindikleri  tüm ilahları/ putları için kullanmakta idiler. Kendisini bir mabut edindikleri için, Güneşi de “İLAHETÜN” diye isimlendirmişlerdir. Örneğin: “Elehe fülanün” -filan kimse ibadet etti- demektir.

İlah ve Rab kelimeleri Arapçada çoğul olarak da “İlahlar- Rabler” şeklinde kullanılmıştır. Bu nedenle cenabı hak Kur’an’da: “Sizin ilâhınız, yalnızca, kendisinden başka ilâh olmayan Allah’tır. O’nun ilmi her şeyi kuşatmıştır.” (Taha 20/98)

         “Ey zindan arkadaşlarım! Çeşitli Rabler mi daha hayırlı, yoksa gücüne karşı durulamaz olan bir tek Allah mı? (Yusuf 12/39) ifadeleriyle tescillemektedir.

2-Bir başka  görüşe göre de “hayret etmek, Şaşmak, şaşırmak” anlamına gelen “ELEHE” kökünden geldiği ifade edilmektedir. Bunu da Hz. Ali’nin şu sözüne dayandırmaktadırlar: “Sıfatların tahriri (sınıflandırılması) O’nun sıfatının altında yorgunlukla kalıverdi. Orada diller bile şaştı yolunu kaybetti. Zira kul O’nun sıfatları üzerinde düşündüğünde, şaşkına döner.”   Bir hadisi şerifte ise şöyle denilmektedir: “ Tefekkeru fi halgıllahi; vela tefekkeru fillahi.” Allah’ın yarattıklarını düşünün ama Allah’ın kendisini/ zatını düşünmeyin. Bu durum, Ziya Paşanın meşhur beytinde de şöyle ifade edilmiştir: “İdraki meali bu küçük akla gerekmez. Zira bu akıl terazisi bu kadar sıhleti çekmez.”

3-Bir diğer görüşe göre de bunun aslı “özlem duymak” anlamına gelen “VİLAHUN” sözcüğüdür. Buradaki vav harfi elif harfiyle değiştirilerek “İLAHUN” şekline getirilmiştir. Sonra da hemzesi kaldırılıp başına elif lam eklenerek “ALLAH” lafzına intikal ettirilmiştir.  Bunun sebebi ise yaratılmışların yaratanına özlem duymasıdır. Bu özlem ise iki şekilde ortaya çıkar.  İnsanda olduğu gibi İradi olur veya tüm mahlûkatta olduğu gibi zorunlu olur. Bu olay Kur’an’da şöyle ifade edilmektedir:

         “Yedi gök, yer ve bunlarda bulunan herkes O’nu tesbih eder. O’nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Ne var ki siz, onların tesbihini anlayamazsınız. O, halimdir, bağışlayıcıdır.” (İsra 17/44)

         4-Bir başka görüşe göre de bunun aslı “İHTİCAB” örtünme gizlenme anlamına gelen “LAHE” (lahe- yeluhu- leyahen) fiilidir. Bununla yüce Allah’ın şu sözüne işaret edildiği söylenmiştir:

Gözler O’nu göremez; halbuki O, gözleri görür. O latiftir, Her şeyden haberdar olandır.” (Enam 6/101-103)

Ayrıca hadid suresinde de şöyle buyrulmaktadır: “O evveldir, ahirdir, zâhirdir, bâtındır. O, her şeyi bilendir.” (Hadid 57/1-3) Elbette Allah Teâlâ yaratmış olduğu kâinattaki eserleriyle zahir, zatının mahiyeti itibariyle de batındır. O hem evveldir hem de ahirdir. Başlangıcı ve sonu olmayandır.

         Allah ismi şerifi, en açık ifadesiyle bizzat Allah tarafından Taha suresinde Musa (as) ile olan konuşmada zikredilmektedir: “Musa ateşin yanına gelince: «Ey Musa!» diye seslenildi: Ben şüphesiz senin Rabbinim; ayağındakileri çıkar; çünkü sen, kutsal bir vadi olan Tuva’dasın. Ve ben; seni seçtim. Öyleyse vahyolunanı dinle. Şüphesiz Ben Allah’ım, Benden başka ilah yoktur; Bana kulluk et; Beni anmak için namaz kıl.” (Taha 20/11-14)

         Bu ifadelerden de anlaşıldığı gibi “ALLAH” ismi, sadece kâinatı yaratan yaşatan öldüren ve diriltip hesaba çekecek olan, gücüne ve kudretine sınır çizilemeyen, mülkünde ortağı olmayan bir tek Varlık için Özel isim olarak kullanılmaktadır. Bu isim Ondan başkası için insanlık tarihi boyunca asla kullanılmamıştır. Çünkü bu ismin ifade etmiş olduğu yüceliğe Allah’tan başka ulaşacak yoktur. Bu nedenle tüm inananlar: “ALLAHU EKBER, ESLEMTÜ LİLLAHİ RABBİL ÂLEMİN –Allah en büyüktür. Alemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum-  diyerek ona teslim olurlar.

Allah cümlemizi bu teslimiyet ile müşerref kılsın!..

Daha Fazla

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir