KAYSERİ İKTİBAS’TA ESMAÜ-L HÜSNA’DAN EL AZİZ İSMİ CELİLİ ANLATILDI
İktibas Dergisi Kayseri temsilciliğinde bu yıl Ramazan boyunca düzenlenmesi düşünülen etkinliklerde Esmaü’l Hüsna’dan ismi celiller konuşulacak. Bugünkü konu (22.06.2015) EL-AZİZ ismi celili idi.
Kayseri İktibas Dergisi Temsilciliği Ramazan etkinliğinde bugün (22.06.2015) Teravih öncesi Allah Teâlâ’nın Esma’ul Hüsna’sından EL-AZİZ ismi şerifi konuşuldu, bu sohbet/konuşmayı Durdu DEMİR kardeşimiz hazırladı, kardeşimizin bu sunumunu aşağıya alıntıladık
LUGAT ANLAMINDA
El Aziz, çok şerefli ve hep değerli olan, mükemmel, en yüce ve izzetli şerefin sahibi olan otorite demektir. Sahibinin üstünlükte eşi ve benzeri bulunmadığını ifade eder. EL Aziz, her izzet sahibinin izzet ve şerefinin sonsuz ve mutlak kaynağıdır.
Ondan mahrum olan gerçek şeref ve izzettende mahrum olur. Ona kul olan, kulluğu kadar izzet ve şerefe nail olur. El Azize kul olan üstünlük taslamaz.
El Azizin kendisinden türediği azze kelimesi dört anlam katmanına sahiptir.
1-Kelimenin kök anlamı “şiddet, güç, ve kuvvettir”. El Aziz bu açılardan mükemmelliği, eşsiz ve benzersizliği ifade eder.
2-Kelime bir sonraki durakta “galip gelme” ve “üstün olma” anlamı kazanır. Aziz olan daima galip ve üstündür, hiç mağlup olup yenilmez.
3-Kelime bu yolu izleyerek “az bulunduğu ve ender olduğu için izzet ve şeref sahibi olmak“ anlamlarına ulaşır. Az bulunduğu için değerlidir, pahası pek yüksektir.
4-Bu anlam yolculuğunun son durağındaki kelime “destek olma” karşılığını da anlam alanına dahil eder. Yasin suresinin ”o ikisini bir üçüncüyle destekledik (azzezna) (36/14)” ayetinde olduğu anlamda kullanılır.
El izze, insanın yenilgisine mani olan hal.Kürek işlemeyen ve içine su çekmeyen sert araziye ”ardunazaaun” denilir. Nisa suresi 139. ayette bu anlamda kullanılır. ”Yoksa onlar izzet ve şerefi o kafirlerin yanında mı arıyorlar. İzzet ve şeref tümüyle Allah’a aittir”
İzzet övgü ve yergi olmak üzere iki anlamda kullanılır. Kelime yalınkat geldiğinde genellikle övgü ve yüceltme anlamı kastedilir.
Yergi anlamında kullanılacağı zaman “ala” edatıyla birlikte gelir. Sad suresi 2.ayetinde olduğu gibi ”Bilakis küfürde ısrar eden o kimseler üstünlük taslıyorlar ve tarifsiz bir nefret içine gömülmüşlerdir. ”Burada yerilen izzet “hakka ve hakikate karşı üstünlük taslamak“ anlamına kullanılmaktadır. Bu hak edilmiş bir üstünlük değil zorlama bir üstünlüktür. Meme deliği dar olup sütün zor çıktığı deveye o dönem “nakatunazuz” denmesinin sebebi budur. Şiddetli geçen yıla ”elazza” denmesinin sebebi de insanları zorladığı için olsa gerektir.
Burada iki şey birbirinden ayrılmaktadır. İzzetli olmak ve izzet taslamak. Birincisi üstünlük ve meziyet, ikincisi ise alçaklık ve zillettir. Bu gerçeği Peygamber AS. Şöyle ifade eder. ”Allahtan kopuk olan her izzet zillettir. ”Bunu da müşriklerin, putların katında izzet ve şeref aramalarına benzetebiliriz. Meryem 19/81. Ayetinde belirtildiği gibi “Onlar kendilerine kuvvet ve şeref kazandırsın diye, Allah’ı bırakarak tanrılar edindiler” İzzet sahte ve kof üstünlük gösterisi manasına ise Bakara suresi 206. ayette. ”Kendisine ne zaman Allah’a karşı sorumluluğun bilincinde ol denilse, tasladığı izzet onu derhal günaha sürükler.” Şeklinde kullanılmıştır.
Üstünlük adılı “e’azz gelir ve “en üstün, en yüce demektir. Dişili “uzzadır ki”, bu aynı zamanda Cahiliyye Araplarının taptığı üç puttan biridir. Uzza en üstün en yüce dişi anlamına gelir.
Aziz abartılı ve devamlı olarak “çok üstün olan “, ”pek yüce bir izzet ve şerefin sahibi” anlamına gelir. Krallıklarda yönetici ifadesi içinde “aziz” kelimesi kullanılmıştır. Zira krallık rejimlerinde yönetici yönettiklerinden üstün kabul edilirdi. Yusuf suresinde bunun örneklerine rastlayabiliriz.
El Aziz şeklinde ise sadece Allah için kullanılır. Şeref ve izzetinde eşsiz ve benzersiz, sonsuz ve mutlak olan” anlamına gelir. ElAziz, mutlak üstün olan ve asla alçalmayan, şerefini hiçbir, makama merciye, konuma, desteğe, alete edevata borçlu olmayan bizatihi ve kendiliğinden üstün olan, şerefinin başlangıcı ve sonu olmayan eşsiz ve benzersiz üstün demektir.
NAZARİ ANLAMDA
Aziz ismi, kalıbı gereği hem ”şerefte eşsiz ve benzersiz olan” anlamına ismi fail, hem de ”üstün kılınmada ve bilinmede eşsiz ve benzersiz olan anlamında ismi meful manasına sahiptir. Bu çift yönlü mana Aziz isminin tecellisinin çift yönüne delalet eder. Bu yönlerden biri Allah’ın eşsiz ve benzersiz şerefidir. Buşeref, kul olan Azizlerin başkalarına galip gelerek elde ettiği edinilmiş şeref ile karıştırılmamalıdır. Zira Allah’ın izzetinin öncesi ve başlangıcı yoktur. O izzetini birilerine galip gelerek elde etmemiştir.
Edinilmiş her izzet korunulmaya muhtaçtır. İzzeti edinmek bir bedel ister korumak ayrı bir bedel ister. Bu kullar için böyledir. Fakat Allah için bu muhaldir. Zira O izzetini edinmek için bir bedel ödememiştir ki, onu korumak için bir bedel ödesin. Kibunu şeytan bile kabul etiğini sad suresi 82. ayette “senin izzetine yemin olsun ki” ifadesiyle kabullenmiştir.
Aziz isminin çift boyutlu manasından ikincisi ise meful manasıdır. Aziz kılınmada ve bilinmede eşsiz ve benzersiz olan O, eşsiz ve benzersiz izzetini itiraf etmemizi istemektedir.. O’nun bizden dileği zatını Aziz bilmemizdir. Öyle Aziz ki hiçbir şeyi, hiç kimseyi Onun izzetine eş ve denk tutmamalıyız. İzzetinde ona şirk koşmamalıyız.
Buraya kadar söylenenler Aziz sıfatının zata dönük yüzüdür. Birde fiile dönük yüzü vardır ki bu yüzünde Aziz isminin mahlukatta ki ve insanda ki tecellisini görürüz.
O istediğini Aziz eder istediğini zelil eder. Onun zelil etmesi esasen kulunu izzetinin tecellisinden mahrum etmesidir ki buda bir kula zillet olarak yeter.
Şeref ve izzeti Ondan başkasın nezdinde arayanlar sadece aradıklarını bulamamakla kalmazlar, aynızamanda haysiyetsizlik ve zilletle cezalandırılırlar. Zira hiçbir kul, kendisinden şeref isteyene kendisini geçecek bir şeref payesini bahşetmez, edemez. Şeref bahşedeceğine,rakip olmayacak kadar bahşeder. Fakat Allah için bu söz konusu değildir. ZiraAllah’ın ne hasmı ne rakibi vardır.(1)
1-M.İslamoğlu Kurana göre Esma-i Hüsna 1.cilt
NÜZUL SÜRECİNDE SAYILARLA AZİZ İSMİ
Aziz ismi Kuranda Allah’a nispetle 88 yerde gelir. Vahyin 23 yıllık iniş sürecinde ilk yıldaki tek kullanım hariç Mekke döneminin ilk yedi ve Medine döneminin son dört yılında ki inen ayetlerde kullanılmaz. Bu gerçekten dikkat çekici bir durumdur. Bir başka dikkat çekici durumda bu sıklıkta gelen Aziz isminin hiç tek başına gelmemesidir.
Bu ismin 23 yıllık nüzul sürecine göre dağılımı şu şekildedir. 1. yılda buruc suresinin 8. ayetinde olmak üzere 1 kez gelir. Vahyin 2,3,4,5,7, yıllarında ve hicretten sonraki 7, 8, ve 10, yıllarda hiç gelmez. Buna göre Buruc suresindeki tek kullanım ve hicri 9,yıldaki iki kullanım hariç vahyin ilk ve son yıllarında Aziz ismi kullanılmamaktadır.
En çok geldiği yıl vahyin 8 ve 11. Yılıdır. Bu yıllarda inen ayetlerde 11 er kez geçer. 8. yıldaki kullanımının kahir ekseriyeti Rahim ismiyle birlikte gelir. Bunun sebebi boykot döneminin zirvesi 8, yıldır ve ağır imtihanlar altında inleyen müminlere Allah’ın Aziz ve Rahim olduğu hatırlatılmaktadır. İkinci zirve olan 11. yılda 11 kez onun ardından gelen 10. yılda ise 10 kez gelir. Bunların yarıya yakınında Hakim ismi ile birlikte gelir. Hicret sonrasında ise en çok geldiği yıllar hicri 1, ve 3, yıllardır.
BİRLİKTE GELDİĞİ DİĞER İSİMLER
Aziz ismi Kuranda 88 yerde Allaha nispetle gelir demiştik. Bunların hepsinde de esma’ül Hüsna’dan bir başka isimle gelir. Tek başına hiç kullanılmamıştır. Aziz ismi esma ül Hüsna’dan 11 isimle birlikte kullanılmıştır. Bu isimler “Hakim, Rahim, Alim, Zu’ntikam, Kaviy, Gaffar, Gafur, Hamid, Vehhab, Muktedir ve Cebbar isimleridir.
Hakim ismi beraber kullanılma açısından bu sayının 46 sın da Aziz ismi ile birlikte gelir. Aziz ismiyle gelen isimler arasında en fazla kullanılanıdır. Hem belirli ”El Aziz ül Hakim” hem de belirsiz ”Aziz ün Hakimün” formunda kullanılmıştır. Bu O’nun izzet ve hikmetinin hem akıl sır ermez niteliğine hem de eşsiz ve benzersiz niteliğine bir atıftır. Mesela hırsızlık cezasına dair Maide 38. ayeti “Aziz ve Hakim ile biter. Bu şöyle yorumlanabilir.
1-Suçların cezalandırılmasından onun bir çıkarı yoktur. Tek çıkarı olan sizsiniz zira o Azizdir.
2-Bunu faydalarını saymakla bitiremezsiniz.
Birlikte geldiği diğer isim olanHakim ise şöyle yorumlanabilir hırsızlığın cezasız kalmamasını istiyorsa bunun temelinde adaleti sağlama hikmeti yatar.
Bu iki ismin birlikte gelişi şu çağrışımları yapar. Allah çok üstün ve pek değerlidir. Sonsuz izzet ve sınırsız şerefin kaynağıdır. Fakat kaynağı olduğu bu izzet ve şereften kullarına pay verirken hikmetli davranır.
Birlikte zikredilen Aziz ve Hakim isimleri genellikle Allah’ın liyakatlı olanları nasıl Aziz ettiğinin örnekleri bağlamında gelir. Mesela “el azizülhakim” diye biten Bakara suresi 129. ayeti” Rabbimiz! İçlerinden onlara Senin ayetlerini okuyan, Kitabı ve hikmeti öğreten, onları her kötülükten arıtan bir peygamber gönder. Doğrusu Aziz ve Hakim olan ancak Sensin” buna misal olabilir. Medine ve çevresindeki Yahudiler, sırf kendi ırklarından gelmedi diye Hz. Peygambere karşı tavır almışlardır. Onlara Hz. İbrahim’in bu ayetteki duası hatırlatılır. Buna benzer birçok ayet vardır.
El Aziz ismi Hakimden sonra en çok 13 yerde Rahim ismi ile birlikte kullanılır. Bunların sırf dokuz tanesi Şuara suresinde yer alır. Aziz isminin Rahim ile birlikte anılması çok anlamlıdır çok üstündür, sonsuz ve mutlaktır. Fakat böylesine üstün olmasına rağmen yinede kullarından rahmetini esirgemez.
Aziz İsmi çok kullanılma sırasıyla Kaviy ile 6, Alim ile 5, Zu’ntikamile 4, Hamid ile 3, Gafur ile 2, Gaffar ile 1, Vehhab 1, Muktedir 1 Cebbar 1-Ki buda bir çok ismin birlikte anıldığı Haşr suresinin 23.ayettir.-yerde birlikte geçer
Kuran üç ayetinde izzet ve şerefi bütünüyle Allaha hasm eder. Bu ayetler nüzul sırasıyla Fatır/10-Yunus-65 ve Nisa 139.Ayetlerdir.
Allah kitabında zatını “İzzetin Rabbi” (rabbulizze) olarak tanıtmaktadır. İzzetin Rabbi olması, sadece mutlak izzet ve şerefin sahibi oluşuyla izah edilemez. Aynı zamanda izzet ve şerefin kaynağı oluşuyla da izah edilmelidir. Bu, izzet ve şeref sahibi her varlığın izzet ve şerefini O’na borçlu olduğunu gösterir.
Hal böyleyken sahip olduğu izzet ve şerefi kendinden bilen, izzet ve şerefin kaynağına nankörlük etmiş olur. O kaynağa sadık kalan her insana düşen, gerçeği itiraf etmektir. Gerçeği itiraf eden tevazu gösterir. Mümin Allaha olan ihtiyacının ne kadar farkına varırsao kadar boyun eğer. Ne kadar boyun eğerse o kadar izzete nail olur. Ne kadar izzete nail olursa o kadar Aziz olur. Bunun tersi ise Allaha başkaldırmak için nefsi tarafından esir alınmaktır. Buda zillet ve şeref yoksunluğudur.
Allah’ıbırakıp ta başkalarının yanında izzet ve şeref aramak Allah’ın Aziz ismine layıkıyle iman etmemektir. Aziz ismine iman eden izzeti başka yerde aramaz. Hele küfürde ısrar edenlerin yanında hiç aramaz.
“Müminleri bırakıp ta kafirleri dost edinenler, izzet ve şerefi onların yanında mı arıyorlar. Fakat şunu iyi bilsinler ki izzet ve şerefin tümü Allaha aittir.” NİSA-139
AllahAzizdir hem zatında, hemsıfatında, hem de fiilinde “Azizdir ”Zatında Aziz olan sıfatında da Aziz olur. Zira zatının izzeti, sıfatında kendini gösterir. Sıfatında kendini gösteren izzeti, fiilinde tecelli eder. Bu nedenle zatındaki mutlak izzetten dolayı Cenabı Allah “Aziz” sıfatını kendine isim edinmiştir.



