
İslâmcılık, kavramsal olarak kimi zaman kimi yorumlara neden olsa da sosyal bir durumdur. Kendiliğinden ya da zorakilikten oluşmuş değil. Bir gerçek. Batıcı düşüncenin farklı yollarda baskın olması sonucu bir karşı koyuş ve varoluş eylemidir bir bakıma. Bunun için İttihat ve Terakki’nin masonik oluşunun getirdiği karmaşadan sonra Müslümanların kendilerini ifade edebilme yol ve yöntemi. Bu bakımdan bunu bir kalemde bir kanara atamayız.
Müslümanların yönetim gücünü yitirmesi ya da ellerinden alınışı sonrasında yeniden varlık göstermesi bir zorunluluktu. Bu, yüzyıla yakın bir zaman aldı. Fakat sonuçta büyük emeklerle ortaya konulan çabalarla belli bir yere gelinmiş oldu. Bunları önceki yazılarımızda ayrıntılı ele almıştık. Yinelemeye gerek yok.
Müslümanların düşünce alanındaki çıkışları yeniden güven oluşturdu. Siyasal anlamdaki çıkışta da belli bir yere gelindi. Özellikle 28 Şubat sürecinde ırkçı, masonik zihniyetin aşırılığı, hazımsızlığı kitlesel bir tepkiye dönüştü. İslâmî bir yapı içinde varlık göstermiş olanlar doğal olarak bir umuttu. Çünkü Müslümanların siyasa yapmasına pek de hoş bakılmıyordu. Sosyolojik kimi tanımlamalarla adına “fundemantalizm” ya da “Siyasal İslâm” yaklaşımlar ile Müslümanlar dolayısıyla İslâm hedef hâline getirildi. 28 Şubat karabasanı ve aşırılığından kurtuluş ve bir çıkış yolundan başka bir seçenek yoktu. Bunu da ancak bu hareketin içinde yetişmiş, güven verenlerle yapılabilirdi.
İslâmcı, ya da İslâmî oluşlu, görünümlü bir hareketin şansı büyüktü. Çünkü ortada artık güven verecek hiçbir akım ya da grup görünmüyordu. AK Parti’nin varlığı ve kalıcılığının nedeni bu oldu. Bu hareket sahipleri, görünümleri İslâmcı ama baştan beri çizgileri, tutulan yol farklı. Zaten kendi tanımlamaları da böyle. Sembolik olarak “Milli Görüş gömleğini” sıyırıp atma bir tutum. Ama asıl bu hareketi belirleyen şey tamamen İslâmcı mücadele ve oluşun dışı. Çünkü “Muhafazakâr demokratlık” ya da “Anglosakson laiklik” yaklaşımı belli bir yön tercihi. Bunun yanında pragmatist çıkışlı değişimler, yol tutuşlar karmaşayı büyüttü. Kimi zaman doğru gibi görünen hamleler kısa zamanda bir başka yöne dönüşler ile değişimler oldu. Bu da zaten bir kaos getirdi. Ne olunduğu, ne yapılacağı pek de kestirilemez oldu.



Tamamen siyasal kaygılarla yazılmış olmasına rağmen yer yer haklılık payı olan bir yazı.
Yazar arkadaş keserle yontmasaydi daha anlamlı olurdu………
Mesela milli görüş iktidarında 95 te yandaşların neler yaptığını da ekleseydi, Müslümanlardaki yozlaşmanın o dönemlerde de var olduğundan bahsetseydi.