Genel

İslâm’ın Evrensel Güzelliğine

Ali Haydar Haksal/Milli Gazete

İslâm ilâhî soluk ve ruh. İnsanlığa sunulmuş olan güzellikler ve iyilikler bütünü.

İslâm insanı iyi ve güzel ile donandırır. Onu yaşayan hayatın asıl özünü yakalar. Yaşamı anlamlanır. Onun bütünü insanı kucaklar. Hayır ve güzellikler denizinde var kılar. Duru bir hayat. Bilinçle yaşanan İslâmî hayat insanı huzurlu kılar.

Bugünün Müslümanlarıyla bakınca ne yazık ki aynı duyguyu yaşamak çok zor. Müslümanlar İslâm’ı temsilden çok uzak. Dini günün dalgalarına göre yorumlayabiliyor, değiştirebiliyor.

Müslümanlar kendileriyle sorunlu. Müslüman’dırlar ama İslâm’ı bir bütün olarak yaşamıyorlar. Günün koşullarına kendilerine göre bir hayat tercihinde bulunuyorlar. Bu, onların tam anlamıyla Müslüman olduklarını göstermez.

İman noktasında elbette kimi ölçüler var. Bunlar kabul. İslâm yaşanması gereken bir bütünlük.

Batılıların İslâm’ın doğuşundan beri olan tedirginliklerinin etkisi iyice yok oldu. Çünkü bir Müslüman bir diğer insan ile buluştuğunda varlığı, hâl ve davranışlarıyla farklılığını ortaya koyabiliyordu. Bu, da karşısındaki insanı derinden etkiliyordu. Teslim olmasa bile içten içe bir sevgi, bir hürmet besliyordu. Kalplerin yumuşaması böyle sağlanıyordu. Sahih bir Müslüman’ın söz ve vaaz ile çok şey anlatmasına gerek yok. Asıl vaiz sahih Müslüman’ın yaşayış ve davranışıdır.

Bugünün Müslüman’ı tam anlamıyla nefret ve öfke kusan bir varlık. Karşısındakini irrite eden, iten, uzaklaştıran bir yapıya sahip. Elinden gelse sakın Müslüman olma, bu dini tercih etme gibi bir hava oluşturuyor.

Günümüz Müslümanlarının zihni putları var ve bunlar başlı başına dağlar gibi kayalar gibi insanlığın önünde engelleyici. Benleri, nefisleri, renkleri, ırkları, konumları belli başlı putları. Bunlarla soğuk ve katı nesneler olan putları. Onlara kimse yanaşamıyor, yanaşmasını sağlayacak sevecenlikleri yok. Kendileri birer puta dönüşüyorlar. Soğuk, ruhsuz, katı…

İslâm dışı toplumların en rahat ve huzurlu olduğu bir dönem. Müslümanları istedikleri gibi çekip çeviriyorlar, yönlendiriyorlar. Müslümanlar ruhen ve kalben teslim olmuşlar. Yaşayışları, davranışları, tepki ve öfkeleriyle İslâm dışı bir karakter oluşturuyorlar. Aslında öfke ve tepkilerinin anlamsızlığı yaşamlarında gizli. Dışa karşı verdikleri tepkiler aslında önce kendilerine olmalı.

Tüketim çılgınlığı, albenili dünya onların akıllarını başlarından almış. Hz. Yusuf aleyhisselamın rüyasında tabir ettiği, idam sehpasında çürüyen bedenlerin, kuşlar ve böcekler tarafından etleri yenilmiş birer iskeletten ibaretler. Kafataslarının içi bomboş.

Şu son dönem emperyalizm karşıtı gösterileri bile ne kadar da yapay ve saçma. Ceplerinde taşıdıkları telefon gibi nesnelerle içten teslim olmuşlar. Onların dünyasını yaşıyorlar. Onların reklâmlarının, büyülü dünyalarının tutsaklarıdırlar.

Dışa doğru öfkelerini kusarlarken, bağırıp çağırırlarken, tek dayanakları ırkları, kabileleri. İslâm adına cihat yapılmıyor. Irkî bir tutku bütün inanışları gönüllerinden silip atmış.

Kredi kartsız bir Müslüman örneği var mıdır? Bankalara gönüllü faiz ödüyor. Gönüllü faiz kurumlarını besliyor. Görünümleri Müslüman ama alabildiğine bencildirler. İsraf denilen tutkunun girdabındadırlar.

Dünyayı insanlığın ortak mülkü hâline getireceğine, kendi küçük dünyasının putunu örüyor kavileştiriyor.

İnsanlığın kurtuluşu için çaba göstereceğine, örnek yaşayacağına, insanı İslâm’dan uzaklaştırmak için elinden geleni yapıyor. Örnek Müslüman karakterinden söz edebilir miyiz? Birbirine en zıt olabilecek iki karakterden bir Müslüman görünümlü ile bir ateisti yan yana koyun uzaktan bakın kimin kim olduğu anlaşılmaz. Hiçbir farkları yok. Sadece öfke ve nefrette birbirlerine karşıdırlar ve zıttırlar.

Daha Fazla

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Kapalı