
Küçülen şu dünyada, her şey gözler önünde. Gizlisi saklısı kalmadı neredeyse hiçbir şeyin. Aşırılıklar baskın. İnsanın eğilimi kendinden çok kendisi olmayan şeylere dönük. Şeytana kapılma, onunla yol arkadaşlığı etme.
Genelde yasalar olur, bunları insanlar oluşturur. Kimi ülkelerin bildiğim kadarıyla bir anayasası yok. Hayatları ve kuralları var. Belli bir düzende yürüyor hayat. İnsanları denetim altında tutma maddeleridir yasalar. Kurallar, kuralsızlıklara karşı oluşturulur. Kurallar da bir süre sora kuralsızlıklara dâhil olur. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası kaç kez değişti, kim bilir kaç kez daha değişecek.
Adaletin yasaları insan için. Olmalı da. Ne yazık ki kimi insanlar kimi durumların dışında kalıyor. Bazıları kimi yasalara uygun değil. Bir Müslüman toplumda Müslümanların inançları gereği kimi şeyleri yaşama hakkına sahip değildirler. Kimi şeylere itiraz etme hakları bile yok. Yasaların haramları yani yasaklarıyla dinlerin gerekleri olan yasalar aynı düzlemde bulunamazlar. Müslümanlar için vazgeçilmez kurallar var. Helâller ve haramlar. Helâller de sonsuz değil. Onları da sınırları ve ölçüleri olur. Aşırılıklardan kaçınılır genelde. Bunlar kendindenlikle olur. Bir Müslüman’ın faiz alması haram. Faiz ile iş yapması da. Bunlardan kaçınılması gerekir. O zaman mevcut yasalara göre nasıl itiraz hakkı olabilir?
Hayatın sınırlarını belirleyen güç sahipleri ve kendilerine göre. Dünyanın üzerindeki güç bütün suları kendine yönlendiriyor. Vantuz gibi insanlığı iliklerine kadar sömürüyor, çekiyor. Sınırlar ve yasalar onların arzularına göre şekillenir. İnsanın en çok daraldığı dönemleri. Yardımlaşma ve birlikteliklerin zamanı değil. Sınırlar bir anlamda giderek daralıyor. İnsanın insana güveni yok. Bir insanın yanlış yapma hakkı bile yok. Yanlışı yapanın elinden tutma, onu çekip çıkarmanın kurtarma anlayışının bu yeni inanışta yeri yok. En yakınları bile insana sırt çevirir, çekip gider. Ne hâli var ise görsün der. Sınırlar insanların yakınlaşmasıyla yeniden oluşturulabilir. Zor durumları aşma çabası insana güç verir. Yârinde kalarak hiçbir eylemde bulunulmadan hiçbir başarı elde edilemez. Önemli olan bir adımın atılması ve ileriye doğru hamlede bulunması. Bir adım bir adımdır, ondan sonrası kendiliğinden gelir. Daralan alanları açmak, sınırları iyilikler ve güzellikler adına genişletme çabasıdır insana güç veren. Hayatın sınırlarında sonsuzluk yok Müslümanlara her Cuma hutbenin bitiminden sonra adil olmaları, insanları gözetmeleri öğütlenir. Bu, kendilerine yüklenen bir sorumluluk.
Bir millet hakiki öncülerinden yoksun kalınca, sürükleniyor ve savruluyor.
