
Kendilerini Değiştirmeyenler Kur’an-ı Değiştirmekle Meşguller
Tarih gönderilen elçilere nihayetin de son elçiye kadar ısrarla günümüze kadar gelen vahyi Kuran’ı değiştirme isteği hadsiz,hadsiz olduğu kadar da densiz ve maksadını aşan iğrenç bir istektir. Değişimin her türlüsünü bilen ve haberdar olan Allah kendi koyduğu yasalarda kimin niçin ve hangi maksatla değişmesi gerektiğini de bildirmektedir. Değişmesi gereken Allah’ın vahyi değil tam aksine vahye muhatap olan insanın bizzat kendisidir.
Allah’ın gönderdiği vahiylere dudak bükerek kibir abideleri haline gelen zavallılar kendilerini vahiyle değiştirmek yerine sürekli ve tekraren elçilerden vahyi değiştirmelerini istemişlerdir. Değişime ve dönüşüme ilk karşı çıkan Şeytan olmuştur. O rabbinden kendisinden istenen değişime yine suçu Allah’a atarak ebedi laneti hak eden Şeytan ve taraftarları olmuştur.
Karşı kulvarda ise yaptığı hatayı anlayıp kendisini değiştirmek isteyen Adem (as.) olmuştur. Rabbine yalvararak acizliğini ve zavallılığını itiraf ederek değişimin ilk ve en güzel örneğini ortaya koymuştur. “Adem, Rabbinden birtakım kelimeler aldı (onlarla yalvardı) Bunun üzerine, Rabbi ’de onun tövbesini kabul etti. Nitekim O, tövbeleri daima kabul eden ve merhametli olandır” ( Bakara-37) Benzer nitelikli ayet ve ayet grupları yirminci sure olan Taha suresinin son bölümünde de aynı konuya temas etmektedir. Dileyen ve isteyen kardeşlerimiz ilgili ayetlere baka bilirler.
Değişmesi gereken yüce Kuran değil bizzat insanın kendisidir. Kendilerini değiştirme nezaketini ve isteğini ortaya koyamayan insan rotasını Kuran’a çevirerek onu değiştirmeye uğraşmaktadır. Ancak bu çabası ve gayreti boşunadır. Kaybeden yine kendisi olacaktır. Son ve önemli olması açısından Hz. Muhammed (as. ) a Kuranı değiştirmesi yönünde Mekkeli müşrikler tarafından iletilen bu arzularının imkânsızlığını yüce Allah Kıyamete kadar gelecek olan insanları da kapsayacak şekilde şöyle dile getirmektedir: Zira günümüz müşrikleri, oryantalistleri, demokratları, mezhepçisi, tarikatçısı da an itibariyle Kuran’dan anlaşılması gerekeni değiştirmekle batıl olan davalarını güya sözüm ona Kuranla desteklemeye çalışmaktadırlar.
ve“ Hakikatin apaçık belgeleri olan ayetlerimiz onlara okununca, bizimle karşılaşmayı hesaba katmayanlar: “ Bize bundan başka bir Kur’an getir veya bunu değiştir” derler. Onlara deki: “Bunu Kuran’ı kendi arzuma göre değiştirme yetkim yok, zira ben sadece bana vahye dilen Kuran’a uymak zorundayım, eğer rabbime isyan edersem o zaman ben o korkunç günün azabından korkarım. De ki: Eğer Allah dileseydi ne ben size bu ayetleri okurdum, ne de O bunu size bildirirdi. Düşünsenize bundan önce aranızda bir ömür yaşadım, hiç aklınızı kullanmıyor musunuz?” (Yunus- 15-16)
Gerçekler ve hakikat bu kadar açık ve ortada iken hala Kuran’ı değiştirmekle meşgul olmanın anlamsızlığını anlayan o günün ve günümüzün müşrikleri rotalarını Kuran ‘ı değiştirmek yerine Kuran’dan anlaşılanı veya anlaşılması gerekeni değiştirmeye yöneldiler ve bunda da azımsanamayacak kadarda başarılı oldular. Bununla ilgili olarak: Eski cia ajanlarından Graham Fuller konu ilgili olarak: “Müslüman halkın elinden Kuran’ı almak veya değiştirmek sonuçları tahmin edilemeyecek vahim hatalar doğura bilir ve önü alınamayacak problemler ile karşı karşıya kalabiliriz. Bunun yerine Kuran’dan anlaşılanı veya anlaşılması gerekeni değiştirmeliyiz” diyerek Kuran hakkında Müslümanlar arasına kıyamete kadar sönmeyecek bir fitne ateşini yakmıştır.
Hiçbir kitaba uygulanmayan ve uygulanması da mümkün olmayan absürt, saçma ve akıllara ziyan mealendir meler yaptırılarak Kuran üzerinde birleşmenin mümkün olmadığı kanaatini bu coğrafya halklarına kabul ettirdiler.
Düşüne biliyor musunuz inandığı kitabın anlaşılmaz, zor hatta her şeyin o kitapta olmadığını iddia edecek kadar cahil bırakılmış bir yığın halk halen Kuran’a kusur bulmaya çalışmaktadırlar. Allah ’tarafından açıklanmış ve elçisi üzerinde tatbik edilmiş bir kitabı kendi hayatlarına uygulamaktan aciz bir topluluk! Bu insanlar sürekli olarak insan aklının ürünü olan sistem, ideoloji ve yönetim biçimleri lehine değişmeye devam ederken söz konusu İslam olunca var güçleriyle ayak direyip karşı çıkmaya devam etmektedirler.
Bütün insanlık hem bu dünyada hem de ahirette kurtulmayı arzu edip istiyor ise amasız, fakatsız Allah’ın gönderdiği son vahiy olan yüce Kuran ile kendilerini değiştirmek zorundadırlar. Bunun dışında hiçbir değişim onu kurtarmayacak hatta hem dünyasını hem de ahiretini kaybedenlerden olacaktır. Allah katında din İslam’dır ondan başka bir dine yönelenlerden bu dinleri asla kabul olunmayacak ve onlar ahirette de hüsrana uğrayanlardan olacaklardır.
Evet,
Değişimin ne nasıl ve ne ile olacağının ilke ve kurallarını yüce Allah koymuştur. Çünkü yerde de göklerde de tek ilah olan sadece odur. İnsanoğlunu hem iyi yönde hem de kötü yönde değişebilir bir özellikte yaratan ilah hangimizin daha güzel iş yaptığının ortaya çıkması için kıyamete kadar bu yasasını işletmeye devam edecektir.
Aksini düşünmek yaratılışı, imtihanı ve cennet ile cehennemin varlığın izahını imkânsız kılacaktır. Yarattığı ilk insandan başlayarak son saate kadar gelecek olan her insanla iletişim ve etkileşim içerisin de olan Allah elçiler ve kitaplar göndererek insanın iyi yönde değişmesini açıkça ortaya koyarak iyi yönde değişimden yana olduğunu ortaya koymuştur. Allah yarattıklarının düşmanı değildir tam aksine bütün yarattıkları ona düşman olmadıkları surece onun dostluğu devam etmektedir.
Allah bütün iman edip imanının gereğini yapan yaşayan erkek ve kadınların dostu olduğunu belirtir iken aksi davranışlar da bulunup inkâr eden herkesin de düşmanıdır. Bu Kuran ilkesini hesaba katarak bütün çabamız ve gayretimiz iyi yönde değişmek olmalıdır. İnsanoğlunun değişimi söz konusu olduğun da aklımıza hemen yüce Kuran’ın şu ayeti aklımıza gelmektedir. Şimdi sizler ile bu ayeti paylaşalım ve yazımıza devam edelim. Yüce Allah şöyle buyuruyor:
“Zira her insanın, önünde ve ardında onu izleyen ve Allah’ın emriyle yaptıklarını kaydedenler vardır. Koyduğumuz yasalar çerçevesinde bir toplum, kendi durumunu değiştirmedikçe, Allah onların durumunu değiştirmez. Fakat yaptıkları zulümlere göre Allah, bir toplumun cezalandırılmasını dileyince artık onu geri döndürecek yoktur ve onların Allah’tan başka sığınacakları bir sığınakları da yoktur.” ( Rad- 11) Yüce Kuran’ın farklı ayetlerinde değişmesi ve dönüştürülmesi istenen tek varlık insanoğludur. Zira başka canlılara verilmeyen akıl ve iradesi nedeniyle ilahi vahye muhatap olanda odur. İnsanın halden hale dönüşümünü söz konusu eden Allah dalalet ve sapıklıkta olanların hallerini değiştirip hallerini düzelte bileceklerinden de bahsetmektedir. Tabi aksi bir durumda olabilir ve kişi doğru yol üzere iken sapıtıp dalalete de düşebilir.
Allah’ın koyduğu yasa ve yasalar gereği Allah’ın sözlerini değiştirmenin mümkün olmadığını tekraren ifade eden Allah bunun teminatını şu ayetle bütün bir insanlığa meydan okumaktadır: “ O halde sen Rabbinin kitabından sana vah yedileni oku ve ilet! Zira Allah’ın hükümlerini (sözlerini) değiştirebilecek bir güç yoktur, Ondan başka sığınak bulman da mümkün değildir.” ( Kehf – 27) Kuran’ı değiştirip dönüştürmekten ümidini kesen zalimler bu defa rotalarını Kuran’dan anlaşılanları değiştirme yoluna giderek Allah’ın yaşanılan hayatı düzenlemek, yönetip yönlendirmek için koyduğu ilahi kuralların günümüz şartlarına hitap etmediğini, güncel ve pratik çözümler üretmediğini! Söyleyip iddia edecek kadar densizleştiler.
Bunlardan bazıları Allah’ın ve iman edenlerin düşmanları olan oryantalist ve bazı şarkiyatçılardan aldıkları sapık düşüncelerini halkı Müslüman beldelere taşıyarak o yöre halklarının zihinlerini bulandırıp şüphelere düşmelerine, Kuran ve onun hükümleri hakkında akla hayale gelmeyecek uçuk yorumların yapılmasına neden olmuşlardır. Bunlardan bazıları Kuran’ın Arap toplumuna indirilmiş bir tarihi metin olduğunu ve bugün itibariyle işlevselliğini yitirdiğini bile iddia ederek batı kaynaklı olduğu açıkça belli olan tarihselcilik akımını canlı tutmaya çalışmaktadırlar.
Kuran’ı tarihin ve zamanın bir bölümüne hapsetmek aslında Kuran için bir geçerlilik süresi belirlemek anlamına da gelmektedir. Bu anlayış Kuran’ın ruhuna ayrıca onun âlem şümul yani evrensel oluşuna da aykırı bir düşünce ve kana attır. Yüce Allah son saate kadar hayat verip yaşattığı sonrada öldürüp tekrar dirilttiği bütün insanlığı Kuran’dan hesaba çekeceğini şöyle beyan etmektedir: “Sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl! Elbette sen doğru yoldasın. Şüphesiz ki o Kuran, senin ve kavmin için gerçeği hatırlatan bir öğüttür. İleride o Kurandan sorgulanıp hesaba çekileceksiniz.” ( Zuhruf – 43-44) Mealini verdiğimiz ayette bir Müslümanın Kuran’la ne kadar sıkı bir iletişimde olması gerektiğinin göstergesidir. Çünkü Kuran bir Müslüman için onurdur, şereftir, hidatet ve kurtuluş kılavuzudur. Zira bütün bir insanlık mahşerde yerinden kıpırdamadan önce bu kitaptan yani Kuran’dan sorgulanıp hesaba çekilecektir. Bundan dolayı insanın kendisini iyi yönde değiştirip vereceği bu hesaba hazır olması gerekmektedir. Selam Kuran’ı değil kendisini Kuran ile değiştiren kullarının üzerine olsun. Başka bir yazıda buluşmak üzere Allah’a emanet olunuz.


