GenelYazarlardanYazılar

Abese Sûresi ve Yorumu

Mekke döneminde indirilen surelerdendir. Hz. Peygamberin Mekkenin azılı müşriklerine dini tebliğ ederken yanına gelen Abdullah b. Mektum adlı bir âmâ kişiye yeterli ilgiyi gösterememiştir. Sure tebliğ üslubuna yönelik ilkeler, müşriklerin ilahi nimetlere nankörlük etmeleri tenkit edilmekte ve kendilerine hesap günü uyarısı yapılmaktadır.

TEBLİĞİN ÜSLUBU

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

1.Surat astı ve yüz çevirdi; 2. Kendisine, o kör adam geldi diye. 3. Nereden biliyorsun, belki o arınacak. [12/103; 28/56] 4. Yahut hatırlatacak(sın) ve bu hatırlama kendine yarar sağlayacak! [93/8-10; 51/55] 5. Fakat kendini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; [96/6-7] 6. Sen, ona ilgi gösteriyorsun. [53/29] 7. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. [5/99; 24/54] 8. 9. Ama koşarak, içten bir saygıyla sana gelen kimseye gelince, [87/9-10; 50/8] 10. Sen ona aldırış etmiyorsun.

(3-10. ayetler): Bu davranıştan sonra Hz. Peygamberin muhatabı olan Mekkeli ileri gelenlere itibar edip, görme engelli sahâbî ile yeterince ilgilen memesi noktasında uyarılmaktadır.

Arınmak istemeyen, kendini yeterli ve ihtiyaçsız görenlerin arınmak istememesinin sorumluluğunun Hz. Peygamber’e ait olmayacağı açıklanmıştır. Bilgilenmek için gelen görme engelli Abdullah ibn Ummi Mektûm’la daha yakından ilgilenmesinin gereği üzerinde durulmuştur. Bu ayetlerde hem arınma ve öğüt almanın insan isteğiyle ilişkisi gündeme getirilmekte, hem de bedensel engelli insanlara öncelik verilmesinin, en azından rencide edilmemeleri gerektiğinin önemi vurgulanmaktadır.

11. Hayır! O (:Kur’an) bir hatırlatmadır. [76/29] 12. Dileyen onu düşünür. 13. (Kur’ân), şerefli ve üstün sayfalardadır; [98/2-3] 14. Yüceltilmiştir, tertemiz kılınmıştır, 15. 16. Bunlar değerli, güvenilir elçilerin elleriyle gelmiştir.

(11-16. ayetler): Özelde Kur’ân’ın, genelde bütün İlâhî bilgilendirmelerin birer öğüt olduğu ve dileyen herkesin onlardan yararlanabileceği bil dirilerek, vahyin asıl değerini kaynağından aldığına, başka değerler arama nın gereksizliğine dolaylı olarak göndermeler yapılmaktadır. Vahiy zaten değerlidir; yüksek bir makamın insanlığa seslenişidir. Bu gerçeği görmezlikten gelmemek, ayrıca onu yüceltmek yerine, onun yüceliğinden yararlanarak insanın da yüceltilmesi gerektiğine özellikle dikkat çekilmektedir.

MÜŞRİKLERİN NANKÖRLÜKLERİ

17.Kahrolası insan, ne kadar da nankör! [14/34; 100/6; 74/18-25] 18. Onu hangi şeyden yarattı? [36/77; 23/12-14; 86/6-7] 19. Nutfeden! Onu yarattı, ona biçim verdi. [64/3; 87/2] 20. Sonra ona yolu kolaylaştırdı. [92/6-7, 12; 76/3; 65/4] 21. Ardından öldürüp kabre koydurdu. [20/55; 50/43; 82/4] 22. Sonra dilediği zaman onu diriltecek. [45/26; 22/66] 23. Hayır! Allah’ın ona emrettiğini yerine getirmedi. [36/60-61]

(17-23. ayetler): Sûrenin ilk ayetlerinde sözü edilen nankör, kibirli, zengin ve kaba kişi özelinde insanın nankörlüğü hatırlatılmakta, öğüt almayan yapısıyla kınanması gerektiği vurgulanmakta, bu arada nereden yaratıldığına bakmaması da olumsuz bir davranış olarak dile getirilmektedir.

Elbette kınayıcı ifadelerin öncelikli muhatabı nankör insan tipidir. Ancak, ayetin mesajım evrensele taşırsak, insanın nereden ve hangi şeylerden yaratıldığım incelemesi, gözlemlemesi ve yaratıcı kudretin ihtişamını fark etmesi bütün insanlığa sunulmuş önemli bir ev ödevidir. Bu amaçla araştırmalar yapmak, kâinat kitabıyla ilgili projeler geliştirmek ve Yüce Allah’ın bütün ayetlerim anlamaya çalışacak gayretler ortaya koymak, insanlığın özellikle de Müslümanların önemli görevleri arasında yer almaktadır.

İbret nazarıyla incelenecek olan yaratılış sürecinde asıl hedefin hayatin sonu ve yemden diriltilmeye dair karşı çıkışların ortadan kaldırılması olduğu da yine ayetlerde ele alınmaktadır.

Bütün söylenenlere rağmen, nankör insan tipinin İlâhî emirlerin hiçbirisini yerine getirmediği, alması gereken dersleri almadığı, dolayısıyla yükümlülüklerini hiçbir şekilde yerine getirmediği de vurgulanan hususlar arasında yer almaktadır.

24. İnsan, yiyeceğine bir baksın! 25. Biz, suyu akıttıkça akıttık, 26. Sonra yeri yardıkça yardık; 27.Böylece onda daneler yetiştirdik, 28. Üzümler, sebzeler, 29. Zeytinler, hurmalar, 30. Gür ağaçlı bahçeler, 31. Meyveler ve otlaklar, 32. Size ve hayvanlarınıza bir yararlanma olmak üzere.

(24-32. ayetler): Kendi yaratılışı ve İlâhî vahyin aydınlık yüzünden yararlanmayan nankör insan tipine yönelik bir başka çağrı da, her gün aldığı gıdaların oluşum sürecine dikkatle bakmasıdır. Suyu ve yağmuru ölçülü ve ihtiyacı karşılayacak şekilde yağdırıp bırakan, yeryüzünü bitkilerin filizlenmesiyle yarmakta olan, sonrasında hem insanların hem de hayvanların geçimliği için tahıl ürünleri, üzüm, yonca, sebze, zeytin, hurma, gür ağaçlı bahçeler, çeşit çeşit meyveler ve çayırlar yetiştiren varlık Yüce Allah’tır. Bu örnekler, dünyanın ve içindeki nimetlerin geçiciliğini, asıl kalıcı hayatin ahirette yaşanacağım ve oradaki nimetlerin sürekliliği bilgisini dolaylı olarak vermektedir.

MÜŞRİKLERE HESAP GÜNÜ UYARISI

33.Ama o kulakları patlatan dehşetli ses geldiğinde, 34. Kişi o gün kaçar; kardeşinden, [70/11-14; 74/9] 35. Annesinden, babasından, 36. Eşinden, çocuklarından, 37. O gün herkesin kendisine yetecek bir uğraşı vardır. 38. O gün öyle yüzler vardır ki apaydınlıktır; [75/22; 88/8] 39. Güleç ve sevinçlidirler. [75/24; 88/2] 40. 41. O gün öyle yüzler de vardır ki üzerini toz bürümüştür, bir karartı sarıp kaplamıştır. [75/24; 88/2] 42. İşte onlar facir olan kâfirlerdir. [83/7]

(33-42. ayetler): Sûrenin son grup ayetinde mahşer yargılaması için insanların çağrılacağı, o çağrıyı herkesin duyacağı, bu arada insanların en yakınlarından dahi kaçacağı, o gün herkesin kendisine yetecek kadar işi ve meşguliyetinin bulunacağı bildirilmektedir.

Yargılama sonrasında bazı yüzlerin ışıl ışıl, sevinçli ve müjdelenmişlik nedeniyle rahat ve huzurlu olacağı, bazılarının ise toz toprak içerisinde zillet kaplamış bir şekil alacağı beyan edilerek, bu yüzlerin kâfir ve yoldan çıkmış insanlara ait olacağı vurgulanmaktadır.

Rabbimiz bizi de yüzü cennetle müjdelenmişliğin sevinciyle şekillenenlerden kılsın, cennetiyle bizleri de ödüllendirsin.

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir