
Kuran’da emredilen normal örtü (Hımar) müdür?
SORU: Nur Suresi 30,31, 33. Ahzab Suresinin 59’uncu ayetlerinde, sadece bir tanesinin başörtüsü ile ilgili olduğu iddia ediliyor. O da Arapların, İslam öncesinde başlarına taktıkları örtünün çeki düzeni ile ilgili bir ayet olduğunu iddia eden ve bu bağlamda da Kuran da başörtüsü ifadesinin yer almadığını savunan Doç. Dr. Filiz,”Kuran-ı Kerim’de sadece ‘Hımar’ kelimesi geçiyor. ‘Hımar’ kelimesi, normal bir örtüyü ifade etmektedir. Başörtüsünü değil. Giysi sıkıntısının çekildiği, hatta çıplak ibadet edildiği dönemde, Kuran’ı Kerim’in söylediği şuydu: ‘Nasıl Hz. Adem ile Havva’nın cennette ön ve arkaları açılınca, doğal olarak, kendi yaratılışları icabı örtündülerse, siz de öyle örtünün’ demektedir. Yoksa başınızı, saçınızı örtün, örtmediğiniz takdirde yaptığınız haramdır anlamına gelmez.” Şeklinde açıklamalarda bulunmuş. Bu açıklamaları değerlendirir misiniz? Böyle bir anlayış İslam açısından uygun mudur ?
CEVAP : Bu anlayışın bahsedilen ayetler ile hiçbir ilgisi olmadığı gibi, konuya yaklaşım tarzının da ciddiye alınır yanı yoktur. Konu üzerinde sağlıklı bir anlayışa sahip olmak için bu ayetlerin bulunduğu bağlamda ifade etmiş olduğu mesajı doğru anlamak gerekir. Nur suresinin 30. ayetinde erkekler muhatap alınarak, bakılması haram olandan gözlerini çevirmeleri ve namuslarını korumaları istenmiştir. Aynı ifadeler 31. ayette de kadınlar için tekrarlanmış; ilave olarak ziynetlerini teşhir etmemeleri ve baş örtülerini (humur) yakalarının üzerine kadar salmaları, mahrem yerlerini kocaları, babaları, kayın pederleri ve nikahı haram olan yakın akrabaları sayılarak bunlardan başkasına göstermemeleri, gizledikleri ziynetlerinin bilinmesi için ayaklarını yere vurmamaları istendikten sonra: Ey müminler hepiniz tövbe ederek Allah’ın hükmüne dönün çağrısıyla bitirilmektedir.
Devamında ki 32 ve 33. ayetlerde ise, İslam toplumunun içinde bulunan köle ve cariyelerin evlendirilmesini, evlenemeyenlerin Allah kendilerine imkan verene kadar iffetlerini korumaları, anlaşarak hürriyetine kavuşmak isteyenlere yardımda bulunarak bu imkanın tanınmasını, köle ve cariyelerden evlenerek iffetlerini korumak isteyenlere dünya malına tamah ederek evlenmelerine mani olunmamasını, mani olup isyana götürülmemesini, bu konuda zorlanırlar ise Allah’ın onları bağışlayacağını müjdelemektedir. Ahzab suresinin 59. ayetinde ise şöyle buyurulmaktadır:
“Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına (bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman) dış örtülerini (cilbab) üstlerine almalarını söyle. Onların tanınması ve incitilmemesi için en elverişli olan budur. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.” (33/59)
Bu ayetlerin siyak ve sibakıyla ortaya koyduğu sadece kapanmak değildir. Ferdin yakın çevresinden başlayarak tüm toplum ile olan münasebetlerini, fert olarak takınması gereken tavır ve davranışlarını, akrabalık münasebetlerini, kadınların içerde ve dışarıda nasıl giyinmesi gerektiğini gerekçeleriyle birlikte ortaya koymaktadır. Olayın anlaşılmayacak kapalı bir yanı bulunmamaktadır. Normal bir insanın kolaylıkla verilmek istenen mesajı anlayabileceğinden bir kuşkumuz yoktur. Emin olmak isteyenler bahsi geçen ayetleri tekrar tekrar okuyup bakabilirler. Varılan sonucun farklı olmadığını göreceklerdir.
Yıllardır baş örtüsünün Kur’ anda olup olmadığı, örtünmenin Dinin emri mi yoksa siyasi bir simge mi olduğu konusu tartışılıp durdu. Tartışmanın merkezini oluşturan “HIMAR ve CİLBAB” kelimeleridir. Nur 31. ayetinde “bi humuruhinne” şeklinde ifade edilen kelimenin bulunduğu yerdeki anlamı kadınların başlarına örttükleri örtü anlamına gelmektedir.. Ragıb el İsfahanî müfredatında bu kelimeyi tahlil ederek, bir şeyi gizlemekte kullanılan şey ve en yaygın olarak kullanıldığı mana ise, başı örten örtü olarak tanımlamaktadır. Aklın dengeli düşünmesini örttüğü için insanı sarhoş eden şarabı da Kur’ an “Hamr” kelimesiyle ifade etmiştir. Arapça’da hımar Türkçe’de ise yörelere göre değişen ismiyle:Yapık, yazma, yaşmak, eşarp, tülbent, çember, yemeni demektir. Bunların hepsine, Türkçe’de başı kapatmak için kullanılan örtü denildiği gibi, Arapça’da da buna “hımar “ denilmiştir. Sırta giyilene gömlek, ceket, palto… ayağa giyilene çorap, mest, çizme denildiği gibi. Bu ifadelerde sırt ve ayak ifadesi geçmemesine rağmen, bunların sırta ve ayağa giyilen şeyler olduğunu biliyoruz. Hımar ifadesinde baş kelimesinin geçmemiş olması da bu sebepledir. Çünkü kastedilen baş değil başa bağlanan örtünün sınırlarının belirtildiği bir mahalde kullanılmaktadır.. Başınızı örtün denmiyor. Baş zaten bir örtüyle örtülüyor . İşte bu örtüyü, yakalarınızın veya göğüslerinizin üzerine kadar indirin deniliyor.
Ahzab 59. ayetinde bahsedilen “cilbab” : Kadınların evlerinden çıkıp bir yere intikal ederken elbiselerinin üzerine giymiş oldukları gömlek veya başa alınan ve ayaklara kadar uzanan örtü anlamına gelmektedir. Ayette anlatıldığı gibi bu örtüye girmiş olmak bir farklılığı ifade ettiği için, bu minval üzere tanınıp incitilmemelerini temin etmektedir. Çünkü bu giyinme biçimi bir kimliği, kişiliği ve bir hayat anlayışını ortaya koyuyordu.Günümüzde de böyle değil mi? Kişinin giyim- kuşamı, duruş ve yürüyüşü, saç ve sakal tıraşı kimliğinin ve kişiliğinin dıştan görüntüsüdür. Bu nedenle ilginizin olmadığı konuda kimse size teklif bile getiremez. Ayetin vermek istediği mesaj budur. “Doç.. Dr. Filiz’in ” dediği gibi rasgele bir örtünme biçimi değildir. Allah Taala’nın “örtünme” emrine uymak, O’nun istediği gibi örtünme bilinciyle ve Rabbine karşı ibadet anlayışı ile örtünmektir. Bu nedenle burada ki örtünme gerekçeleriyle birlikte bildirilmiştir.
Bu örtünün de baş örtüsünde olduğu gibi yöresel olarak veya değişik toplumlarda değişik isimlerle ifade edilmesi, örtünmeyi temin ettiği sürece İslam açısından bir mahzurunun olmadığına inanıyoruz. Çünkü aslolan örtünmektir. Bunu temin eden bir kıyafet ayeti kerimede zikredilen “cilbab’ı “karşılamaktadır. Çar, çarşaf, manto, pardösü,gömlek gibi bir örtü bu vasfa haizdir. Yeter ki cinsiyeti değil şahsiyeti ifade eden bir elbise olsun.
“Örtünmemek günah olmaz” anlayışına gelince bunun doğruluğunu savunmak mümkün değildir. Allah Taala:”Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına, dışarı çıkarken üzerlerine örtü almalarını söyle; bu, onların hür ve namuslu bilinmelerini ve bundan dolayı incitilmemelerini daha iyi sağlar. Allah bağışlar ve merhamet eder.”(33/59) buyurmaktadır. Bu emri göz ardı etmenin elbette bir bedeli olacaktır. Bedel ödemeye müstahak olanların durumunu Allah’a havale ediyoruz. Nasıl olsa işlerin sonu Allah’a varacaktır.


