GenelYazarlardanYazılar

Mevzu, Mesele

Bir mevzunuz varsa, bir de meseleniz olması lazım. Meseleniz de varsa, bir de mesuliyetinizin farkındalığına ulaşacak ana ilkeleriniz vardır.

Emin olduğunuz, şüpheden arınmış, değiştirilmesi mümkün olmayan, sağlaması tekraren yapılabilmiş, dünya ve ukbânın /ahiretin maksadına uyan/uygun, hal durumların bağlı oldukları eskimez doğrularınız.

Yürekten inanıp ispat edenlerin bir  nezri/adağı/adandığı/meselesi vardır.

İşte bu meselenin sahibi olmak/sahiplenmek, insanı, Adam/Âdem yapan temel unsurlardan birisidir.

Adam/Âdem özel ismi aynı zamanda bir sıfatı da ifade etmektedir. Bu sıfat, insanı, Adam/Âdem yapan muhtevanın tarifidir.

Adam/âdem olanların bazı nitelikleri vardır. Bunlardan bazıları; Ahde vefa ve Allah’a verdikleri ahid. Adanış akid.

Ahidleştikleri (akid) konularda milim oynaklık yapmazlar. Söz dinlerler ve sözün en güzeline uyarlar. Hiç bir kınayıcının etkisinde kalmazlar. Vefalıdırlar.

Allah’a verdikleri ahid/söz konusunda titizdirler. “O’ndan başkasına kulluk etmeyecekleri ve O’ndan başkasından yardım istemeyecekleri sözüdür. Ahid sahipler sözlerinin anlamlarını kararlı ve köklü kabullerle hayata uyarlarlar.

Bunun için de Adamlar, Âdemler bunların manasını, değerini, fonksiyonlarını, fiilini öğrenip, iman ederek işe başlarlar.

Bir başka açıdan Adam/İnsan ise hayatın yeme içme uyuma çoğalma gibi doğal alanlarını insani reflekslerle yaşamayı tercih ederek yaşamayı yaşamak zannederler. Hal bu ki; bunlar insan türünün doğal yaşamının tabi bir zorunluluğudur. İnsan hayatın zorunlu/koşullu olan fiillerini işlerlerken, anlam değer sınır ölçü hukuk ve fıtri olanlarını almaya başlayarak mesele edinirse, salt insanilikten, adamlığa/âdem olmaya terfi edebilirler.

Bu tür, İnsanların önünde iki yol vardır. Ya önlerine koyulan şartların, hallerin, biçimlerin, ezberlerin, normların, kalıpların şartları ile düşünmeden, irdelemeden, farkında olmadan yaşarlar ki bu; bir teklife,  sorumluluğa maruz kalmadan, hayatın diplerinde, olmayan anlamlar, sahte tabelalar imal ederek yaşamaya çalışmak demektir.

Müminler içinde Allah’a verdikleri sözde duran nice erler var. İşte onlardan kimi, sözünü yerine getirip o yolda canını vermiştir; kimi de (şehitliği) beklemektedir. Onlar hiçbir şekilde (sözlerini) değiştirmemişlerdir.Ahzap23

Ayette beyan edildiği gibi, orijinal varoluş özelliklerine, doğalarına/fıtratlarına uygun bir hayatı yaşamak için, onu inşa etmek, yönetmek ve korumak mücadelesi verirler.

‘Allah’a teslim olan erkekler ve teslim olan kadınlar, İslâm dinine iman eden erkekler ve iman eden kadınlar, taate devam eden erkekler ve taate devam eden kadınlar, dürüst erkekler ve dürüst kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mütevazı erkekler ve mütevazı kadınlar, hayır yolunda infak eden erkekler ve infak eden kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar, Allah’ı çok zikreden erkekler ve çok zikreden kadınlar var ya,
işte Allah onlara mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.’
 (Ahzab, 35)

Yukarıda ifade edilen standartların bütünü içerisinde yaşamayı, hayatın zorunlu unsuru olarak görüp, buna imkân sağlayacak koşulların inşasına adanmakta bu nevidendir.

Kendi fıtratından uzaklaşmış ve yaratılıştan kendisine verilenlere şükredemeyenleri, yani farkında olup, yerinde kullanamayanları, fıtrata dönüş yollarına davet edip, bunlara destek olabilmekte, hayatın üst amaçlarındandır ve ancak bunu mesele/dava. Mevzu, Mesele edinip, buna adanmakla gerçekleşebilir.

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir