
Örf veya ananelerin Kurana uygunluğunu nasıl belirleriz?
SORU: Bakara 233 ve 241 Ayetlerde “boşanan kadınların ve emzirilen çocukların yiyecek ve giyiminin örfe uygun bir şekilde iki sene karşılanması” istenmektedir. Ve ayetin sonunda da “Bu mes’ûliyet şuuru ile sakınanlar üzerine borçtur.” denilmektedir. Bu örf Kuran’a uygundur. Akraba ziyareti veya onlardan büyüklerin elini öpmek de bir nevi örftür. Müslümanlar arasında musafaha ve kucaklaşma da vardır. Kabirlerden bir takım maruzatların giderilmesini talep etmek de ahalinin ekseriyetinin örfüdür. Daha da sayılabilir. Böyle olunca hangi örfün Kuran’a uygun olduğunu nasıl tespit edeceğiz? Ya da bu iki örf kelimesi farklı manalarda mıdır?
CEVAP: Öncelikle İslam Hukukunda Örf ikiye ayrılır. Kur’an’a uygun olan örfü anlayışlara sahih örf denilirken İslam hayat anlayışının mahsulü olmayan örfe de fasit örf tabiri kullanılır. Kur’an’ın örf olarak itibar ettiği şey, elbette kendi ilkelerine uygun olan örftür. Mecellede bu konu: “El ma’rufu örfen kel meşrutu şer’an” örfen maruf olan şeriatla şart koşulmuş gibidir şeklinde ifade edilmiştir. Hangi örfün sahih hangisinin sahih olmadığını bilmek; elbette Kur’an’ı bilmekle mümkün olacaktır. Kur’an bilinmeden İslam bilinemez. Kur’an bilinmeden İslam’a uygun bir hayat yaşanamaz. Kur’an bilinmeden Allah razı edilemez… Bu nedenle her şeyin başı Kur’an’ı bilmektir. Onsuz yaşanan hayatın Allah indinde hiçbir anlamı yoktur.
Allah Teâlâ beş şeyin korunmasını istemektedir. Aklın, dinin, neslin, canın ve malın. Bunlardan herhangi birisine zarar veren bir anlayış asla meşru görülmez. İster içtihat olsun isterse bin yıllara uzanan örf olsun. Kendini Müslüman olarak niteleyen kişi veya toplum bunlara asla rağbet etmemesi gerekir. Çünkü Müslüman için önemli olan meşruiyettir. Vermiş olduğunuz örneklerde: Akraba ziyaretleri, çocukların süt hakkı gibi konular bizzat Kur’an’da Allah tarafından bir hak olarak belirtilirken; kabirlerden “türbelerden” yardım istemenin de şirk olduğunu belirtmiştir. Beş vakitte okuduğumuz Fatiha suresinde hep tekrar ediyoruz ya, “Yarabbi sadece sana kulluk eder sadece senden yardım isteriz” diye. Bu anlayışa aykırı olarak kabirden yardım istemenin elbette ne meşruiyeti olabilir ne de örfülüğü. Bunun gibi onlarca yanlış gelenek görenek ve örf adına işleniyor olması toplumun İslam’dan habersiz olduğunun göstergesi olarak görülmelidir.
İslam bilinmeyince bu tür garabetlerin onlarcası her an her yerde kaçınılmaz olarak karşımıza çıkmaktadır. Statükoyu koruma adına demokrasi havarisi kesilen “Müslüman” yığınların durumu da bu işin bir başka yönüdür. Bunu hangi İslam ile izah edeceksiniz?!!! Allah kendi dininin İhya edilmesini bıraktı da, demokrasinin ihyasını mı emretti bunlara? Bu anlayışta kabirlerden yardım istemenin bir başka biçimidir. Her ikisi de aynı kapıya çıkmaktadır. Batılın ihyası hak hanesine hiçbir şey yazdırmaz. Bilakis haktan uzaklaştırır


