
Sen De, Bizim Gibi Bir İnsansın
“De ki: “- Ben, ancak sizin gibi bir insanım. Yalnız İlâhınız bir tek İlah’tır, diye bana vahyolunuyor. Onun için her kim Rabbine kavuşmayı arzu ederse Salih bir amel işlesin ve Rabbine yaptığı ibadete hiç kimseyi ortak etmesin.”kehf,110.
İnanıyor ve iman ediyorum ki; Sen ey Muhammed, bizim gibi bir insansın, yine inanıyorum ki; ilahımız tek olan Allah’tır ilah kendisini ve dinini tanıtmak için sana vahiy ediyordu.
Bu bağlamda tevhit edilmesi gereken İlahımız Allah ve dinidir. Yarın ona kavuşup hesaba çekilecekler, önceden Salih amellerde bulunurken hiçbir varlığa kutsiyette bulunmasın. Allah’ın elçisi de dâhil.
Bizim gibi birine tapmak takdis etmek prestijde bulunmanın yasaklandığı tevhit dininden uzaklaşarak şeytanın adımlarını takip etmesin.
Müslümanların tarihi aksine bol miktarda bilgi veriyor olsa da, Müslimlerin iman ettiği kitaba göre “Sen de bizim/benim/ gibi bir insan/sın.
Örnek olan/olacak biri için en doğal, tabi normal şartlarda eşit olmamız gerektiği için; Sen de bizim gibi bir İnsan’ sın.
Aksini düşünemiyorum/düşünememem için bol miktarda bilgi olduğu söz konusudur. Evet. Allah’ın elçisi ile elçisi olmayanlar arasında fark vardır. Ona/sana özel olarak Vahiy ediliyor, bundan gayrı hiç mi hiç, bir fark yok sayılabilir. Onun masumiyeti Nebi oluşundan, kendisine iradesi dışında vahiy gönderilmesi/ verilmesindendir.
Ben onunla esastan erişilmesi ulaşılması mümkün olmayan bir farka sahipsem, benim için nasıl örnek olacak?
Onu örnek alamam imkânsız ise Allah niye örnek verecek?
Örnek verilen kişi ile örnek alacak olanın eşit şartlarda, olay algı bilgi ve eylem bütünlüğü eşitlenebilmeli değil mi?
Bu sorunun cevabı evet ise; bir farkın dışında (nebi olması, ona Vahiy verilmesi)dışında ben aynı O’.
O aynı ben gibi olması gerekmez mi?
Sen ey Resul, seni bizzat hayatta görenlerin sanki aynı ben gibi algıladıklarını vahiy kitabına “yürekten inananların başka bir örnek üretmedikleri söz konusu edilmelidir.
– Ona Allah dedirtti ki; O da;
“Ben yalnızca sizin gibi bir insanım!
Şu var ki, bana ilahınızın sadece Allah olduğu, başka ilah olmadığı, sadece Allah’ın yasalarına uymanız gerektiği, insanların yasalarına uymamanız gerektiği vahyolunuyor.
Artık her kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, ayetlere inansın! Allah’ın yasalarına uyarak yaşasın! insanların uydurduğu yasalara uymasın!
Olaylar hakkında Allah’ın hükmünü bırakıp insanların hükmüne uyarak şirke girmesin!
Sadece Allah’ın dediği hayatı yaşasın! İnsanların cahilce ürettiği fikirlerin peşine düşmesin!” .
* açıklamalı okuyunca ayet zihnimizde daha da netleşiyor.
Kur’an’ı ve insanların onun mesajını gerçeğine uygun olarak anlayabilmeleri için önemli olan husus Resulün normal bir insan olduğu kabulü ile işe başlamaktır.
Onu olağan üstü görmenin (anormalleştirmenin) getirdiği ve boyutları ŞİRKE varıp dayanan anlayış tevhit dini İslam’ı örtmekte ve bozmaktadır. Resule olağanüstü kişilik izafe ederek bakma zaafı sonunda doğal olayları dahi doğaüstü hâle getirmektedir. Bu görüşle olayları okuyan, resulü ulaşılması imkânsız bir İnsan/beşer, Yarı İlah haline ulaştırmaktadır. Onu örnek almak imkânı da buhar olup gitmektedir.
Kendi taraftarlarınca tahrif edilen algıların, olayları okuyuş biçimlerinin kurbanı edilen Resul Muhammed rivayet kaynaklarından önce ayet kaynaklarından tetkik edilmelidir.
“İşte böylece emrimizle sana da Kur’an’ı vahiy ettik. (Biz Onu sana vahiy etmeden önce) Sen Kitap nedir, İman nedir bilmedin…”
Resule tanınan insanüstü kişiliğin kaçınılmaz sonucu olarak bu anlam zulmedilerek yüklenmiş ve sonuçta insanlar yalnız Kur’an’a zulmetmekle kalmamış, kendilerini Kur’an’dan uzaklaştırarak, insan/ beşer resulle aralarına aşılmaz, erişilmez engeller koyduklarından kendilerine de zulmetmişlerdir.
Ayın yarılmasından, idrarın miske dönüşmesine kadar sayısız uydurmaların altında kalan Resulün anlaşılmaktan çıkıp, anlaşılmaz, erişilmez, uyulmaz, yaptığı gibi yapılmaz, inandığı gibi inanılamaz, velhâsıl insanüstü (ANORMAL ) bir varlık haline getirilmiştir. Bu anormalleştirilmiş elçiyi kim nasıl ne şekilde taklit/örnek edinebilir ki?
Yok. Öyle bir saçmalık.


