GenelMektuplara Cevap

Abdest almak manevi temizlik midir?

SORU: Nisâ Sûresi 43. ayetteki teyemmümden yola çıkılarak Mâide Sûresi 6. Ayetteki abdest alma manevî bir temizlik olarak nitelene bilir mi?

CEVAP: Nisa suresinin 43. Ayetinde bahsedilen birkaç konu vardır. Bunlardan birincisi sarhoşluk. Henüz içkinin yasaklanmadığı bir dönem olduğu için Müslümanlar eski alışkanlıkları olan şarap içmeye devam ettiklerinden sarhoş oluyorlar ve bu durumda iken namaz kıldıklarında ne okuduklarını bilmiyorlardı. Bu halde iken namaz kılmayın. Ta ki aklınız başınıza gelip sarhoşluğunuz gidinceye kadar denilmektedir.

İkincisi ise cünüp iken gusledip yıkanmadan namaza yaklaşmayın hükmü verilmektedir.  Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince veya cinsî münasebette bulununca su bulamazsanız, o zaman tertemiz bir toprak ile teyemmüm edin. Niyetle yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz ki Allah çok affedicidir çok bağışlayıcıdır buyrulmaktadır.

Yine burada da iki şey ortaya çıkmaktadır. Birincisi normal gusül için su bulamadığımız zaman ve hasta olup su olduğu halde suyu kullanamadığımız zaman gusül için toprakla teyemmüm etmek. İkincisi ise guslü gerektiren bir durum olmadığı halde ayakyolundan gelen kimse namaz abdesti için su bulamaz veya hasta olup suyu kullanacak durumda olmadığı zaman da yine toprakla teyemmüm ederek namazını kılması durumudur. Bu durumlarda Aslolan su ile maddi anlamda temizlik iken suyun olmadığı veya hasta olup suyu kullanacak durumda olunmadığı zaruret halinde ise devreye yine maddi anlamda temizlik niyeti ile geçici olarak toprakla yapılacak çözüm / teyemmüm getirilmektedir.

Maide suresinin 6. Ayetinde önerilen de aynen reel anlamda maddi bir temizliktir. Abdest mahallerinin temizliğinden itibaren el-kol yüz, baş ve ayakların görünür kirlerden elbisemizi ve namaz kılacağımız yeri de (hadesten taharet) arındırarak namazımızı kılmamız istenmektedir. Bu durum ayette tüm ayrıntıları ile açıklanmaktadır:

“Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman yüzlerinizi, dirseklerinize kadar ellerinizi yıkayın; başlarınızı mesh edip, topuklara kadar ayaklarınızı da (yıkayın). Eğer cünüp oldunuz ise, boy abdesti alın. Hasta yahut yolculuk halinde bulunursanız yahut biriniz tuvaletten gelirse yahut da kadınlara dokunmuşsanız (cinsî birleşme yapmışsanız) ve bu hallerde su bulamamışsanız temiz toprakla teyemmüm edin de yüzünüzü ve (dirseklere kadar) ellerinizi onunla mesh edin. Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez; fakat sizi tertemiz kılmak ve size (ihsan ettiği) nimetini tamamlamak ister; umulur ki şükredersiniz.” (Maide 5/6)

Ayetin devamında ise bu durumun gerekçesini şöyle bildiriyor:

“Allah’ın size olan nimetini, «Duyduk ve kabul ettik» dediğiniz zaman sizi bununla bağladığı (O’na verdiğiniz) sözü hatırlayın ve Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah, kalplerin içindekini bilmektedir.” (Maide 5/7)

Bunu, Allaha olan iman sözüyle ilintilendirerek: «Duyduk ve kabul ettik» dediğiniz zaman sizi bununla bağladığı (O’na verdiğiniz) sözü hatırlayın ve Allah’tan korkun. İbaresi eklenmektedir. Anlayabildiğimiz kadarıyla gusül ve teyemmümün hikmetlerini aramaya sorgulamaya kalkmayın. Emir Allah’tandır. Siz buna itibar etmeye “işittik itaat ettik” dediğiniz gün söz vermiştiniz. Bu sözünüzde durun ve isteneni yapın denilmektedir. Bunların tümü maddeten yapılan bir temizliğe işaret etmektedir.

SORU: Eğer abdest manevî bir temizlik ise “abdestsiz olarak dolaşmamayı veya toprağa basmamayı” tavsiye eden Sofîlik veya Halvetîlik gibi bazı tarikatlara meşruiyet kazandırmaz mı?

CEVAP: yukarıda izah ettiğimiz gibi hem su ile yapılan gusül ve abdest veya suyun olmadığı zaman toprakla yapılan teyemmüm manevi değil maddi bir işlemdir. Ayrıca hangi konuda ne yaptığımızda temiz olacağımızın veya olmayacağımızın kararını da veren insan değil insanın halıkı olan Allah olduğuna göre, ayetin sonunda şöyle buyuruyor: “Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez; fakat sizi tertemiz kılmak ve size (ihsan ettiği) nimetini tamamlamak ister; umulur ki şükredersiniz.” İfadeleriyle gerekçesini de bildiriyor.

Tarikatların abdestsiz yere basmamak, nafile ibadetleri çoğaltmak, şekilsel bazı kılık kıyafetleri öne çıkarmak suretiyle kendilerince bir farklılık ortaya koyarak, takvalı olduklarını göstermek, bu farklara dayanarak dikkatleri üzerlerine çekip insanları kendi anlayışlarına çağırmak için bir vesile olarak kullanmaktadırlar. Hal bu ki bunlar sadece aksesuar olarak farklı tercihlerdir. Abdestli gezme konusunda ise peygamberimiz (as) : “Ben sadece namaz için abdestle emrolundum” buyurmuştur. Her zaman abdestli olmak için bir sebep yoktur. Abdest sadece namazdan önce yapılması gereken bir temizliktir ve sadece namaz için gereklidir. Onun dışında hiçbir ibadet için abdest gerekmez. Yukarıdaki ayet ve hadisi şerifin beyanından da bu durum açıkça anlaşılmaktadır. Ayrıca abdesti olmayan mümin pis demek değildir. bu insanların kendi kuruntularından başka bir şey değildir.

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir