HUD (as)
İktibas Dergisi Kayseri temsilciliğinde bu yıl yapılan Ramazan etkinliğinde, Murat DOĞAN kardeşimiz “HUD (as)” konusunu işledi, bu konuşmanın tam metnini siz sitemiz okuyucularına sunuyoruz
Sözlerime başlamadan önce tüm Müslümanların ramazanını tebrik ediyorum.
Şuan Filistinde bir kor var. Allah Filistinli kardeşlerimize yardım etsin sabır ve şifa versin.
Yahudiler, Allah’ın eli bağlıdır (sıkıdır) , dediler. Hay dedikleri yüzünden elleri bağlanası ve lânet olasılar! Bilâkis, Allah’ın elleri açıktır, dilediği gibi verir. Andolsun ki sana Rabbinden indirilen, onlardan çoğunun azgınlığını ve küfrünü arttırır. Aralarına, kıyamete kadar (sürecek) düşmanlık ve kin soktuk. Ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa (fitneyi uyandırmışlarsa) Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozgunculuğa koşarlar; Allah ise bozguncuları sevmez. Madie 64 yüce rabbim sevmediği bozguncuların ateşini tez elden söndürür inşallah.
HUD ALEYHİSSELAM,
Yemen’de bulunan Âd kavmine gönderilen peygamber. Nûh aleyhisselamın oğlu Sâm’ın neslindendir. Yemen’de Aden ile Umman arasında bulunan Ahkâf diyârında doğup yetişti. Ara sıra ticâretle de uğraşan Hûd, gayet şefkâtli ve çok cömertti.Nûh tûfânından sonra torunlarından biri olan Âd, Yemen’de Hadramut civârında Ahkâf denilen yerde yerleşti. Âd’ın neslinden gelen insanlar çoğalarak büyük bir kavim oldular. Bunlara Âd kavmi denildi. Bulundukları belde bereketli bir yerdi. Bağlar, bahçeler her tarafı sarmış ve İrem Bağları diye meşhur olmuştu. Oğulları, malları, davarları ve muhteşem sarayları vardı. Güçleri, kuvvetleri, boyları ve cüsseleri ile meşhur olan bu insanlar, servetlerinin ve maddî güçlerinin çokluğuna bakarak azdılar ve doğru yoldan, dinlerinden ayrıldılar. Yeryüzünde büyüklük tasladılar. Allahü teâlâyı unuttular ve çeşitli putlara tapmaya başladılar. Ellerindeki maddî imkânlarla etrâfa dehşet salıyorlar, fakîrleri ve diğer kabîleleri zulümleri altında inletiyorlardı. Onları köle gibi çalıştırıyorlar, çeşitli işkencelerle öldürüyorlardı.Allahü teâlâ, Âd kavmini doğru yola kavuşturmak için Hûd aleyhisselamı onlara peygamber gönderdi. Hûd aleyhisselam kavmini doğru yola kavuşturmak için tebliğ vazifesine başladı. Onları putlara tapmaktan, zulüm ve günahlardan tövbe ederek vazgeçmeye ve Allahü teâlâya şükür ve ibâdete çağırdı. Fakat Âd kavminin insanları, Hûd aleyhisselamı dinlemeyip, ona karşı kaba ve inkârcı davrandılar. Âd kavmi, inanmadılar. “Sen bizi putlarımızdan ayırmak için mi geldin? Doğru söylüyorsan, haydi bizi tehdit ettiğin azâbı getir de görelim!” dediler.Hûd aleyhisselam kavmini îmâna dâvete devâm etti. Pek az kimse îmân etti. Allahü teâlâ, Âd kavmine önce kuraklık, kıtlık musibetini verdi. Üç sene müddetle akan pınarlar kurudu. Yeşillikler sarardı, soldu. Meşhur İrem Bağları yok oldu. İnsanlar bir yudum suya, bir parça ekmeğe muhtaç hâle geldiler. Hayvanlar susuzluktan telef oldular. Devamlı olarak bunaltıcı kuru bir rüzgâr esiyordu. İnsanlar ağızlarını güçlükle açıyor, zor nefes alıyordu. Tozdan göz gözü göremiyordu. Bu arada Hûd aleyhisselam kavmini imana, tövbe ve istiğfara davete devam ediyordu. Hûd aleyhisselamın bu dâveti de onların aklını başlarına getirmeye yetmedi. Hûd aleyhisselama işkenceye ve onu öldürmeye kalkıştılar. Artık onlara azâbın gelmekte olduğu Hûd aleyhisselama bildirildi. Bir sabah Hûd aleyhisselam iman edenleri bir araya topladı. Gün ağarırken ufukta siyah bir bulut belirdi. Bunu gören Âd kavmi, işte bize yağmur geliyor, dediler. Huda aleyhisselam “Hayır, o can yakıcı azâb veren bir rüzgârdır. Her şeyi yok eder.” dedi. Rüzgâr korkunç bir ses çıkararak vâdiyi kapladı. Son derece hızlı ve soğuk olup, her şeyi saman çöpü gibi savuruyordu. Âd kavmi kasırgadan kurtulmak için tutundukları ağaç ve taşlarla birlikde havaya fırlayarak paramparça oldular. Hepsi ölüp yere serildiler. Daha sonra rüzgâr bunları sürükleyip denize attı. Mal ve mülklerinden hiçbir eser kalmadı, helâk olup gittiler. Hûd aleyhisselam, Âd kavmi helâk olduktan sonra, kendine inananlarla birlikte Mekke-i mükerremeye gitti. Kâbe-i muazzamanın bulunduğu yerde ibâdet ve taatla meşgul oldu ve orada vefat etti. Kabrinin Harem-i şerîf (Kâbe-i muazzamanın etrâfındaki mescit)te Hicr denilen yerde bulunduğu rivâyet edilmektedir.
Hûd aleyhisselam ve peygamber olarak gönderildiği Âd kavmiyle ilgili olarak Kur’ân-ı kerîmde verilen bilgiler şu şekildedir.
- Ad kavmine de kardeşleri Hûd’u (gönderdik) O dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin; sizin O’ndan başka tanrınız yoktur Hâla sakınmayacak mısınız?” (A’raf/65)
- Kavminden ileri gelen kâfirler dediler ki: Biz seni kesinlikle bir beyinsizlik içinde görüyoruz ve gerçekten seni yalancılardan sanıyoruz (A’raf/66)
- “Ey kavmim! dedi, ben beyinsiz değilim; fakat ben âlemlerin Rabbinin gönderdiği bir elçiyim (A’raf/67)
- Size Rabbimin vah yettiklerini duyuruyorum ve ben sizin için güvenilir bir öğütçüyüm (A’raf/68)
- Sizi uyarmak için içinizden bir adam vasıtasıyla Rabbinizden size bir zikir (kitap) gelmesine şaştınız mi? Düşünün ki O sizi, Nuh kavminden sonra onların yerine getirdi ve yaratılışta sizi onlardan üstün kildi O halde Allah’ın nimetlerini hatırlayın ki kurtuluşa eresiniz” (A’raf/69)
- Dediler ki: Sen bize tek Allah’a kulluk etmemiz ve atalarımızın tapmakta olduklarını bırakmamız için mi geldin? Eğer doğrulardan isen, bizi tehdit ettiğini (azabı) bize getir (Araf/70)
- (Hûd) dedi ki: “Üzerinize Rabbinizden bir azap ve bir hisim inmiştir Haklarında Allah’ın hiçbir delil indirmediği, sadece sizin ve atalarınızın taktiği kuru isimler hususunda benimle tartışıyor musunuz? Bekleyin öyleyse, şüphesiz ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim!” (A’raf/71)
- Onu ve onunla beraber olanları rahmetimizle kurtardık ve ayetlerimizi yalanlayıp da iman etmeyenlerin kökünü kestik (A’raf/72)
- Ad kavmine de kardeşleri Hûd’u (gönderdik) Dedi ki: Ey kavmim! Allah’a kulluk edin Sizin O’ndan başka tanrınız yoktur Siz yalan uyduranlardan başkası değilsiniz (Hud/50)
- Ey kavmim! Ben, ona (peygamberliğe) karşılık sizden bir ücret istemiyorum Benim ücretim, beni yaratandan başkasına ait değildir Hâlâ aklînizi kullanmıyor musunuz? (Hud/51)
- Ey kavmim! Rabbinizden bağış dileyin; sonra da O’na tevbe edin ki, üzerinize göğü (yağmuru) bol bol göndersin ve kuvvetinize kuvvet katsın Günah isleyerek (Allah’tan) yüz çevirmeyin (Hud/52)
- Dediler ki: Ey Hûd! Sen bize açık bir mucize getirmedin, biz de senin sözünle tanrılarımızı bırakacak değiliz ve biz sana iman edecek de değiliz (Hud/53)
- Biz “Tanrılarımızdan biri seni fena çarpmış!” demekten başka bir söz söylemeyiz! (Hûd) dedi ki: “Ben Allah’ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben sizin ortak koştuklarınızdan uzağım” (Hud/54)
- “O’ndan başka (taptıklarınızın hepsinden uzağım) Haydi hepiniz bana tuzak kurun; sonra da bana mühlet vermeyin!” (Hud/55)
- “Ben, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a dayandım, Çünkü yürüyen hiçbir varlık yoktur ki, O, onun perçeminden tutmuş olmasın Şüphesiz Rabbim dosdoğru yoldadır” (Hud/56)
- “Eğer yüz çevirirseniz şüphesiz ki benimle size gönderileni size bildirdim Rabbim (dilerse) sizden başka bir kavmi yerinize getirir de O’na hiçbir zarar veremezsiniz Çünkü benim Rabbim her şeyi gözetendir” (Hud/57)
- Emrimiz gelince, Hûd’u ve onunla beraber iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık, onları ağır bir azaptan kurtuluşa erdirdik (Hud/58)
- İste Ad (kavmi) Rablerinin ayetlerini inkâr ettiler; O’nun peygamberlerine asi oldular ve inatçı her zorbanın emrine uydular (Hud/59)
- Onlar hem bu dünyada hem de kıyamet gününde lânete tâbi tutuldular Biliniz ki, Ad (kavmi) Rablerini inkâr ettiler (Sunu da) bilin ki Hûd’un kavmi Âd, Allah’ın rahmetinden uzak kilindi (Hud/60)
- Ey kavmim! Sakin bana karsı düşmanlığınız, Nuh kavminin veya Hûd kavminin yahut Salih kavminin baslarına gelenler gibi size de bir musibet getirmesin! Lût kavmi de sizden uzak değildir (hud/89)
- Ad’i, Semûd’u, Ress halkını ve bunlar arasında daha birçok nesilleri de (inkârcılıklarından ötürü helâk ettik) (Furkan/38)
- Âd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla suçladı Kardeşleri Hûd onlara söyle demişti: (Allah’a karsı gelmekten) sakınmaz mısınız? Bilin ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim Artik Allah’a karsı gelmekten sakinin ve bana itaat edin Buna karsı sizden hiçbir ücret istemiyorum Benim ecrimi verecek olan, ancak âlemlerin Rabbidir Siz her yüksek yere bir alâmet dikerek eğleniyor musunuz? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı ediniyorsunuz? Yakaladığınız zaman, zorbalar gibi mi yakalıyorsunuz? Artik Allah’tan korkun ve bana itaat edin Bildiğiniz şeyleri size bol bol veren, Allah’dan korkun ”O size verdi: davarlar, oğullar” “Bahçeler çeşmeler” (Allah’a karsı gelmek) den sakinin Doğrusu sizin hakkınızda muazzam bir günün azabından endişe ediyorum (Onlar) söyle dediler: Sen öğüt versen de, vermesen de bizce birdir Bu, öncekilerin geleneğinden başka bir şey değildir Biz azaba uğratılacak da değiliz Böylece onu yalancılıkla suçladılar; biz de kendilerini helâk ettik Doğrusu bunda büyük bir ibret vardır; ama çokları iman etmezler Şüphesiz Rabbin, iste O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir (Şuara/123–140)
- Âd ve Semûd’u da (helâk ettik) Sizin için, (onların basına nelerin geldiği) oturdukları yerlerden apaçık anlaşılmaktadır Şeytan onlara yaptıkları isleri güzel gösterip onları doğru yoldan çıkardı, Oysa bakıp görebilecek durumdaydılar (Ankebut/38)
- Eğer onlar yüz çevirirlerse de ki: İste sizi Ad ve Semûd’un basına gelen kasırgaya benzer bir kasırgaya karsı uyarıyorum! (Fussilet/13)
- Ad kavmine gelince, yeryüzünde haksiz yere büyüklük tasladılar ve: Bizden daha kuvvetli kim var? Dediler Onlar kendilerini yaratan Allah’ın, onlardan daha kuvvetli olduğunu görmediler mi? Onlar bizim ayetlerimizi (mucizelerimizi) inkâr ediyorlardı (Fussilet/15)
- Ad kavminin kardeşini (Hûd’u) an Zira o, kendinden önce ve sonra uyarıcıların da gelip geçtiği Ahkaf bölgesindeki kavmine: Allah’tan başkasına kulluk etmeyin Ben sizin büyük bir günün azabına uğramanızdan korkuyorum, demişti “Sen bizi tanrılarımızdan çevirmek için mi bize geldin? Hadi, doğru söyleyenlerden isen, bizi tehdit ettiğin şeyi basımıza getir” dediler Hûd da! Bilgi ancak Allah’ın katındadır Ben size, bana gönderilen şeyi duyuruyorum, Fakat sizin cahil bir kavim olduğunuzu görüyorum, dedi Nihayet onu, vadilerine doğru yayılan bir bulut seklinde görünce: Bu bize yağmur yağdıracak yaygın bir buluttur, dediler Hayır! O, sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir İçinde acı azap bulunan bir rüzgârdır! O (rüzgâr), Rabbinin emriyle her şeyi yıkar, mahveder, Nitekim (o kasırga gelince) onların evlerinden başka bir şey görülmez oldu İste biz suç isleyen toplumu böyle cezalandırırız Andolsun ki, onlara da size vermediğimiz kudret ve serveti vermiştik Kendilerine kulaklar, gözler ve kalpler vermiştik, Fakat kulakları, gözleri ve kalpleri kendilerine bir fayda sağlamadı, Zira bile bile Allah’ın ayetlerini inkâr ediyorlardı Alay edip durdukları şey, kendilerini kuşatıverdi (Ahkaf/21–26)
- Ad kavminde de (ibretler vardır) Onlara kasıp kavuran rüzgârı göndermiştik (Zariyat/41)
- Üzerinden geçtiği şeyi canlı bırakmıyor, onu kül edip savuruyordu (Zariyat/42)
- Ve şüphesiz ki önceki Âd kavmini O helâk etti (Necm/50)
- Ad kavmi (Peygamberleri Hûd’u) yalanladı da azabım ve tehdidim nasılmış (gördüler) (Kamer/18)
- Biz onların üstüne, uğursuzluğu devamlı bir günde dondurucu bir rüzgâr gönderdik (Kamer/19)
- O rüzgâr, insanları, sökülmüş hurma kütükleri gibi yere seriyordu (Kamer/20)
- Semûd ve Ad kavimleri, kapılarını çalacak felâketi (kıyameti) yalan saymışlardı (Hakka/4)
- Ad kavmi ise, uğultulu, kasıp kavuran bir fırtına ile mahvedildiler (Hakka/6)
- Allah onu, ardarda yedi gece, sekiz gün onların üzerine musallat etti Öyle ki (eğer orada olsaydın), o kavmi, içi bos hurma kütükleri gibi oracıkta yere serilmiş halde görürdün (Hakka/7)
- Görmedin mi, Rabbin ne yaptı Âd kavmine? (Fecr/6)
Bakara Suresinin 285. Ayetinde
Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, müzminler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.” Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.”
ALLAH DOĞRUYU SÖYLEYENDİR.



