GenelHaberlerOkuyucu Yazıları

Sonuç…

Erdem Uygan

Muhabbetle andığımız bazı hocalarımız Allah’ın kitabı ile ilgili yaptıkları çalışmalarda tespit ettiğimiz yanlışlarını ortaya koyup uyarmamızdan rahatsız olmuş ve bizi yapmakta olduğumuz işimizden uzaklaştırarak dışlamışlar. Hiç önemli değil, canları sağolsun, Rabbimiz kendilerine hayırlı ömürler bahşetsin. Ancak takınılan bu tutum, yaptığımız eleştiri ve uyarıları şahsi olarak algıladıklarını göstermektedir. Bizim için ise değişen bir şey olmamış, en fazla Pazartesi akşamlarımız boşa çıkmıştır. Zira hiçbir eleştiri ve söylemimiz hocalarımızın şahıslarını ve kişiliklerini hedef almamış, Kur’an’da olduğunu iddia ettikleri Kur’an’a aykırı çıkarımları ile ilgili olmuştur.

Bundan dolayıdır ki biz yayından kovulmuş olmamıza rağmen Kur’an’da hâlâ “secede” fiili mef’ûl aldığı hiçbir ayette lâm harf’i-ceri olmaksızın kullanılmamaktadır. Dolayısıyla melekler iddia edildiği gibi Adem için Allah’a secde etmemiş, Allah’ın kendilerine verdiği emir gereği Adem’e secde etmişlerdir.

Bizim işimize engel olunmasına rağmen Kur’an’da hâlâ kız çocuğun mirastan alacağı pay erkek çocuğunkinin yarısıdır. Üstelik bu Allah’ın koyduğu sınırlardandır. Kıyamete kadar hiçbir şekilde değişmeyecektir.

Bizim programlarımız artık yayınlanmayacaktır ama yüce Allah hâlâ kitabını hiç kimsenin yorumlamasına izin vermemektedir. Üstelik hâlâ “Allah’ın bir söylediği, bir de söylemek istediği vardır, filanca konuda söylemek istediği budur” iddiasında bulunmak “Kur’an’a göre” başkalarını kendinize kul etmektir.

Yükselen Sözler bir daha yayınlanmayacak olsa da Kur’an’a göre tilavet hiçbir zaman “dilin okuması” olmayacak, kıraatin aklın okuması, tertilin gönlün okuması olarak anlaşılması ayetlerden asla onay almayacaktır.

Artık program yapmamamıza rağmen, cennetteki yatakların sahibini yadırgamayacaklarını, orada cinselliğin olmadığını Kur’an’a söyletmek mümkün değildir.

Kök Programımız yayında olmayacaktır belki ama ayetlere göre İsa Aleyhisselamın beşikte konuştuğu konusunda bir değişiklik yoktur. Bu konuda “dünkü beşik bebesi” ifadesi ne kadar istersek isteyelim Kur’an’a hâlâ aykırıdır.

Tüm bu yaşananlara rağmen hâlâ, Kur’an’a göre Rasulullah’tan Kur’an dinleyen cinler Mekkelilerin tanımadığı kişiler değil görünmeyen varlıklardır.

Bu değerli hocalarımız bizi kendilerinden ne kadar uzaklaştırsalar da Abese Suresinde “yüzünü ekşitip sırtını döndü” ifadesiyle kast edilen Nebîmiz olacaktır.

Bütün dünya bizimle selamlaşmayı kesse dahi nebi ve rasul hiçbir zaman birbirinin yerine kullanılamayacak olan iki önemli kavramdır ve her rasul nebî değildir. Bizim şahsımıza karşı takınılacak hiçbir tavır peygamber kelimesinin bu kavramların hiç birinin yerine geçemeyeceği gerçeğini değiştirmeyecektir.

Kısacası bizim şahıs olarak dışlanmış olmamız, Allah’ın ayetleri ile ilgili gerçekler üzerinde hiç etkisi olmayan bir durumdur. Kendilerinden çok şey öğrendiğimiz hocalarımızın doğrularının destekçisi olmaya elbette devam edeceğiz. Ancak Allah’ın kitabı söz konusu olduğunda insan olmalarından kaynaklanan hatalarını da asla ve hiçbir zaman görmezden gelmeyeceğiz. Bizim böyle davranmamız, kendi hatalarımızın da başkalarınca görmezden gelinmesi tehlikesini doğuracaktır ki bu kabul edilemez.

Allah’ın kitabı üzerinde çalışma yapanların en iyi bildikleri gerçek, bir yanlışı düzeltmek söz konusu olduğunda yanlışı yapanın kimliğinin belirleyici olmasının İblisin tavrı olduğu gerçeğidir. “Sen kim oluyorsun da beni eleştiriyorsun” şeklindeki bir tutumun “ben ondan daha hayırlıyım” söyleminden bir farkı yoktur.

Bu yaşananların hepimiz için hayırlar getirmesini, yanlışlarımızı görme ve düzeltmede etkili olmasını, hep birlikte gereken dersleri çıkarıp hayatımızın kalanında Allah’ın rızasına yönelik işlerimizde bizleri ateşlemesini Rabbimizden dilerim. Hocalarıma hayırlı işlerinde başarılar diler selam ve sevgilerimi sunarım.

 

Daha Fazla

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir