
“Oryantalist Vicdan Ve Biz”!
Batı ve seküler hareketlerin modernite üretmesinin düşünsel arka planında var olan gerçeklik. Bencil/lik ten öte bir şey değildir. Hayatı anlamlandıran menfaat, çıkar, hayatın ahirinden bağımsız yaşam üretmenin sonuçlarıdır.
Modern paradigma ( değerler dizisi )iki yüzlü kendici anlayışın merkezine koyduğu menfaati, gerek birey, gerekse toplumsal bazda ele alarak, misyonunu yaşama endeksleyerek ürettikleri yasalar istikametin de kurgulamaktadırlar.
Emperyalist güdüler ırk, ekonomi ve ideolojik düşüncenin merkezini işgal eden en ciddi hasletleri olmaktadır. Buna bağlı olarak siyasal kurgular, egemenlik yarışları, işgalcilik kargaşa üreterek doymayan gözlerini silah sanayisine hizmet aracı olarak kullanmaktadırlar.
Sinir savaşları kin nefret ve gerginlik üretmekle, istedikleri sonuca gidebilmenin yollarını ellerindeki, gerek bilgi birikimleri gerekse teknolojik üstünlüklerin sonucu olarak gözlemlenmektedir.
Basın yayın ve enformasyon araçları ile kitleler kendilerine yabancılaştırılıyor.! Psikolojik harp daireleri ile kitlesel jenosit uygulamalarına tâbi tutulan toplumlar uçurumun kenarlarında gezen, ne zaman ne yapacağı belli olmayan tiplemeler şekline dönüşebiliyor.
Anarşizme en yakın olanlar üretiliyor. Kimlik, kişilik kayıpları manipülatif olaylara yatkınlıklara sebep oluyor. Bu durumun insanlık suçu olduğunu göre göre görmezden gelebilmektedirler. Onlar için sonuca götüren her yol mübahiyet arz ediyor ?
Ürettikleri barbar utanç tabloları ile bölgeler insanlarına, örnek gösterdikleri insanlarında, kendi üretimleri olduklarını saklamayı başara-bilmektedirler. Korku cehalet sosyal geri kalmışlıkları kendi düşüncelerine amaçlarına giderken malzeme olarak kullanabiliyorlar.
Ürettikleri aşağılık teslimiyetçi ruhu kullanırlarken, Vicdan muhasebesi yapamadıkları realitedir. Bilmeliler ki tarihte ila nihaiye zulüm hayatta kalmamıştır, kalamamıştır.
Gün o gün ki; Uluslar arası zalimler küresel ölçekli oryantalizmin kan ile kapladığı bir coğrafyada yaşattıkları halkların kendi kendilerinden korkmasına özenle seçilen aktörler vasıtası ile İslamofobia ürettire biliyorlar.
Korkunun dağları yol edinildiği mekanlarda baskın düşünce, düşünemeyenler üretmektedirler. Düne kadar kardeş olduklarını bilenler günümüzde baş düşman olarak birbirlerin katlede bilmektedirler.
Kişiliklerinden savrulmuş nesneleşmiş yeni tipler yeni yeni maceralara itile-bilmektedirler. Modern paradigma, iki yüzlü yalancı utanmaz politikalarla tavan yapan kibirlerini tatmin yollarında hiç bir sıkıntı çekmiyor. Yüzlerine bakılamayacak kadar kirli ve pis politikalara mecbur edilenler, kendilerini mecbur hissediyorlar.
İnsanın nesneleştiği günümüzde kıyas edebileceğimiz bir başka coğrafya göremiyoruz.!
Katliamlar, bombalamalar, açık kapalı hapishaneler vampir-leşmiş batının gıdası olmaya devam ediyor. Çıkar, menfaat, bencillik, düne kadar ağzımıza almadığımız/alamadığımız utanç kelimelerinin uğruna emperyalist sekülerizm neler yapıyor?
Acının yıkımın ölümün bombalamaların, annesiz babasız sakat kalan çocukların, yıkılan harabeye dönen mekânların, aç susuz ilaçsız hasta hanelerin anlamsızlığını göremeyen/görmemekte ısrar edenler bu oyuna önceden ve sonradan dâhil olanlar da benzerlerine düşmeyecekleri garantisini kimden almış olabilirler ki?
Şeytan ölüm halinde olandan bir bardak su karşılığı iman istemeye devam ediyor. Ya iman ya İslam parolası yeniden hatırlanamıyor olmuş, sahnede gözükenler güven vermiyor.!
İslam dogma değildir. İslam düşüncesi donuklaştırılmış ekolist algıların gölgesinden kurtulamamaktadır. Bilmediğini bilmek, bilmediğimizi düşünebilmek erdemdir, Bilmediği halde bilmediğini bilmemek çaresiz hastalık sayılır.! Kelimeler anlam dünyasının pusulasıdır. Eşyanın isimlerini öğrenmek, Vahyin kılavuz edinilmesi ile mümkünken, vahye giden yolların üzerine değişik motiflerle sihirbaz şeytanlar oturmaktadırlar.
Samirice okuma biçimleri seküler dünyanın işine yaramakta adeta ekmeklerine yağ sürmektedir. Yerli düşünce kendisine yabancılaştıkça yerel halklarda o nispette yabancılara yakınlaşmaktadırlar.
“Evrensel mezhepler üstü İslam düşüncesi algısı henüz piyasada yok !..İşte İslamcıların açmazı ! Temel referanslarına gidememeleri..! Dinin devrimci yapısının ıskalanması, düşünce kaidelerinin bu kuruma ait kavramlar fikirler üretemeyişlerinin sıkıntısını çekmektedirler.
Vahyin orijini inzal ortamından kopuk hayata okunmayışı, itaatkar silik statükocu bir nesil üretmektedir. Bu nesil Allah gibi bir yar ve yardımcıyı tanımamaktadır. Onu tanıtmayan onlarca ılıman düşünce mektepleri küresel emperyalizme gönülle hizmet ettiklerinin de farkında olmamaktadırlar.
Yeni cazibe merkezi üretmemiz gerekiyor. Eskimiş algıların terk edilmezi olmazsa olmaz nitelik arz ediyor. Bu binada yangında kurtarılacaklar listesinde tek şey “Kuran”dan başkası değildir.
Gelenekler hurafeci algıların tümü cahiliye mektepleri ile terk edilmek zorundadır. Gerçek hayatı kuşatabilecek nesiller için aynı gerçeklikte yeni fikirler üretebilmekten gayrı yol gözükmemektedir. Bu nesil yeni orijinal vahye gidebilecek cesarete sahip kılınmalıdır. Kitap buna dair ipuçları verebilmekle birlikte önder lider konumunda olanlar olabilecekler bu yolda tıkandıklarının farkındalığına ulaşa bilmelidirler. Ufku kapalı gelecek, insana insan için hiç bir vaat de bulunmamaktadır.
Kültürel tıkanıklıkların aşılması için, bölgesel mekteplerin esaretine son verilmelidir.
Öteden beri taşınıp gelen mahalli mektepler, etnik yerel bölgesel bukağılar dan kurtulun- malıdır. Bu bağlar kesinlikle insanın yenilenmesine gelişmesine serpilip ürün vermesine manidirler. Kendi dar ufukları içinde mahpus olan orta çağ düşüncesi gibi kendilerini aşmaya çalışanlara amansız düşman olurlar.
İkbal ve istikbal hesapları sadece Allah’ı razı etme esası üzerine kurulan, ona güvene endeksli, yalnız ondan yardım dilenen, yalnız onun kitabı ile şekillenen elçinin yolundan gidenlere ufuk açacaktır.
Yeryüzün de sadece Allah’ın dini kalıncaya kadar. Engin ufuklar güçlü nefesler, tez yorulanlarla değil yoruldukça bilenenler, bilendikçe direnenlerle gidilebilecek hedeflerdir.
Bu hedef duygusallıklarla değil aklın vahye teslim edildiği birlikteliklerle mümkündür.
Ümmet coğrafyasında aynı iklimi aynı havayı aynı ana ilkeleri önceleyen öncüler üretmekle mümkündür. Bu bağlamda vahyin düşünce dünyamızı yeniden kendine benzetip bezemesine izin vermemiz gerekmektedir. Vahye direnen değil vahiyle direnen bir ruh, dirilik canlılık üretebilmekle mümkündür.
Çevresel faktörlerin etkisinden kurtulmuş, kendisi olmaya aday, kulluk endeksli yaşama gönül vermiş, ilkesizliklerin tümünden uzaklaşarak, dünyevi beklentisi ile münker’i görmezden gelmeyerek, yakınlıkların tek şartının vahdet/tevhid olduğu, olması gerektiği azmi ile.
Yüreğimiz de güçlü kılacağımız, entelektüel bir özgüven içerisinde, sorgulayan, direnen ve üreten yeni bir dil kurarak, her tür sıradanlığı aşarak, modernitenin ve gelenekselliğin girdabına düşmeden.
Vahyin verdiği sorumluluk gereği onlarla hesaplaşarak, çağrı davet duyuru şahitliğimizi yapmaktan gayrı düşüncemiz olmadan, hayatın geneline okuyacağımız söyleyeceğimiz duyuracağımız kelimeler hareketler olabileceğini unutmadan, üretkenlik yeteneklerimizi geliştirerek, Hikmet ve güzel öğütle.
“Dayatmacı zihniyete dur” diyebilecek netlik ve niteliklere haiz olarak. Tevhid bilincinin yerleşmesine matuf olan her tür meşru yolun kullanılması anlayışı ile. “Bir/eysel ve toplum/sal hayata okuyacağımız”. Mucize bir kitabın hayat bulmuş canlanmış şekli gibi olmak hedeflenerek, ciddi ilişkiler, duruşlar gerçekleştirerek, kaba, ucuz, düzeysiz hamasete tenezzül etmeyerek, cemaat çıkarı için hiç kimseyi hiç bir biçimde duygusal/manevi baskı altına almayarak, asla yalan söylemeden, hayatımızın içeriğini yoğunlaştırıp, derinleştirip çoğaltarak, kalıpçı yaklaşımları aşarak, vahyin sadeliğine/sadeliğin de.
Açık anlaşılır net olmak, Elçinin Misyonu’na talip olanların hep birlikte sımsıkı yapışacakları “İp ile ÜMMET” olma bilincine ulaşarak,aydınlık yarınları gözlemek mümkün olabilecektir.


