GenelYazarlardanYazılar

“Takdir mi?“Tenkid mi?

”Allah’ı gereği gibi değerlendiremediler( takdir etmek). Hâlbuki diriliş günü, tüm yer O’nun avucu içindedir, gökler de O’nun sağ elinde dürülmüştür. O Yücedir ve onların ortak koştuklarından çok üstündür.”39.67

“Allah hiçbir insana bir şey indirmez,” demekle Allah’ı gereği gibi değerlendirmediler.( Takdir etmek)”6:91

De ki: “Halka bir hidayet ve ışık olarak Musa’nın getirdiği kitabı kim indirdi -ki göstermek için onu kâğıtlara yazdığınız halde çoğunu gizliyordunuz.

Sizin ve atalarınızın bilmediği şeyleri onun yoluyla öğrendiniz?” “Allah” de ve onları daldıkları sapıklıkta bırak, oynaya dursunlar.

“Bunlar Allah’ın gücünü gereğince kavrayıp değerlendiremiyorlar. Oysa Allah, her şeyi hükmü altında tutan en yüce iktidar sahibidir” (22/Hac, 74)

Takdir etmek?

Beğenmek, önem ve değer vermek, önemini anlamak, değerini bilip ona ait olan şeylere gereken önemi teslim etmek anlamlarına gelen bu kelime, Allah tarafından kullarının önemsiz, değersiz, kayda geçirmelerine rağmen yüz çevrilebilecek /çevrilebilir /miş!cesine ? Arkalarına atılmasının sonuçları ele alınıp eleştirilmektedir.

“Allah’ı gereği gibi değerlendiremediler( Takdir edemediler.)” 39.67

Onu ondan, onun kitabından tanımak yerine, önlerine gelen kutsanmış insan yazması kitaplardan, yorumlardan öğrendiler.

Bilmeleri gerekli olan bir şey vardı ki; Allah ancak kendi vahyinden tanınır.

Ona insan eli (yorum) değmemelidir.

Yorumla İman edilmez denmeli idi! Demediler.

Bilakis yorumları da yorumlayarak bir ilah (Allah) yarattıklar.

Beğenmediler yeniden yorumlardılar, yeniden yarattılar.

Her ırkın her milletin Adı Allah olan müstakil ilahları oldu.

Bununla da yetinmediler onları yarıştırdılar.

Allah’ın elçilerinin yerine, kendilerinin hükmedebileceği yeni elçiler (insanı kâmil ! ) ürettiler.

Onun da eline kendi yazdığı kitabı kutsayarak tutuşturdular.

Ellerinden dillerinden geldiğince Vahyin dinine yamalar oluşturdular.

Yorumlarla vahyin orijinalitesini bozdukları yetmezmiş gibi vahye davet yerine;

Yorumlardan oluşmuş kitaplara ve onların dokunulmaz sahiplerine davet ettiler..

Fırkalaştılar. Hizipleştiler. Cemaatleştiler..

Asla uymayan / uygun olmayan bu yapılar dokunulmazlık zırhı ile tecrit edilerek kutsallaştırıldı.

Hangi sahada yok ki bu ve benzer peşin hükümlülük, dogmatizm. Gelenekçilik ve muhafazakârlık.

Vahyi dışında tümü ile cahili sarmallarla sarılı bir hayatı İslam zannıyla yaşamaya çalışmaktadırlar.

Neden ve niçin sorusu sorgusu, ne gündemlerinde ne lügatlerinde yet tutmuyor.

Kolaycı farkında olmadan Allah’ın dini ile alaycı!  Bir hayatı tüketirken.

Bu durumda Allah’ takdir etmelerinin imkânsızlığı güneş gibi ortada durmaktadır.

Atalarımızın düştüğü sapıklığı ideolojik bağlamda baş tacı ederek yaşamak mı yaşamak?

Allah’ı hakkı ile takdir etmek, onun dışında kalan insan ve kitapları takdis etmeye evirilerek sanki yeni bir din Üretildi.

Tabii ki İslam;dan bazı motiflerle.

Vahyin inzal olduğu Mekke de  vardı bunlar. Bizde de var.

Onlar İslam’ın şartı denebilecek şeyleri biliyordu.

Hac en iyi bildikleri ibadetti. Bu bağlamda Mekkelilerin tümü Hacı idi (!)

Namaz kılmasalar da biliyorlardı. Kelimeyi tevhit veya şahadet getirmelerinde sıkıntı yoktu. Kendi yaşadıkları hayatı, din algısını itiraf anlamında şahitlik ediyorlardı.

Bu gün de benzer ifadeyi tüketmiyor muyuz?. İçerik dejenere edilmiş şekli ile olduktan sonra dileyen dilediği kadar söyleyebilir. Kimsenin de umurunda değil.

“Allah’ı gereği gibi takdir şöyle dursun, tenkitte üzerimize yok dense yeridir. İmanın şakası olmaz.

Olmaz ama şaka gibi iman ediyoruz. Bizi bir yere mıhlamıyor. Her önümüze gelenin, imanla, ilgili tavsiyeleri ile oynak bir zihin haritası oluşmuş.

Bir tek iman kitabı vardır, O da kurandır. Dediğimizde itirazın bini bir para.

Allah iman kitabını kendisi yazmış.

Elçisi ile bizlere tamim etmiş. Buna rağmen İtikad kitapları adı altında, mecburi istikamet beyanında bulunanları anlamak mümkün değil.

Sanki dinin eksiklerini bunlar tamamlayan! Yetkililer olmuşlar (!)

Bilmiyorlar ki İtikad. Akaid. İman sahası tekeli Allah’ın elindedir.

Ona ortak edilenlere uyma fikri kadar abes ne olabilir ki ?

Birileri şunu diyebilir.

O günün şartlarında bunlar gerekli idi. Var sayalım ki doğrudur.

Bana tercih hakkı vermeden, amelde ve itikada bana mezhep tayininde bulunuluyor oluşu, o günün şartlarının aşılıp bu güne taşınması izah edilemez. Kimse Babasının ve annesinin mezhebinde olmak zorunda değil.

Hoş ya! Gerek itikadi gerekse ameli konulardaki mezhebi kanaatlerin tümü; Yorumdur. Yorum ise isabet etme Şansı da olsa, kimseyi bağlayıcı değildir / olamaz da.

Allah’ın Takdir edilememesinin azim sonuçları, el an yaşadığımız coğrafyada gözlemlenmektedir.

Ve bu yetinin kullanılamamasının en büyük sebebi, Vahye olan, kitaba olan mesafemizden kaynaklanıyor.

Çare İman kitabına yeniden dönmekten geçmektedir.

vesselam

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir