GenelMektuplara Cevap

Hz. Yusuf’a yapılan secdenin manası nedir?

SORU: Yusuf 100. Ayetin ilk kısmındaki “…ve yere kapanarak O’na secde ettiler ve dedi ki…” kısmındaki “secde” kelimesi Yusuf (as) yönelik saygı veya selâm manasında mı yoksa Yusuf’un (as) önünde hepsinin yere kapanarak Allah’a secde ettiklerini mi anlatmaktadır?

CEVAP : Bu konunun anlaşılması için işin ta başına dönmek gerekmektedir. Surenin dördüncü ayetinde bu konuyla ilgili olarak şöyle buyurulmaktadır:

“Yusuf babasına: «Babacığım! «Rüyamda onbir yıldız, güneş ve ayın bana secde ettiklerini gördüm» demişti.” (12/4)

Bundan sonra cereyan eden bir dizi olayların ardından finale geliniyor ve tam bu rüyanın gerçekleştiği sahnede Yusuf Ebeveynini ve kardeşlerini Mısıra getirtiyor. Olayın bu kısmını Kur’an şöyle anlatıyor:

“Ana ve babasını tahtının üstüne çıkartıp oturttu ve hepsi onun için (ona kavuştukları için) secdeye kapandılar. (Yusuf) dedi ki: Ey babacığım! İşte bu, daha önce (gördüğüm) rüyanın yorumudur. Rabbim onu gerçekleştirdi. Doğrusu Rabbim bana (çok şey) lütfetti. Çünkü beni zindandan çıkardı ve şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra sizi çölden getirdi. Şüphesiz ki Rabbim dilediğine lütfedicidir. Kuşkusuz O çok iyi bilendir, hikmet sahibidir.” (12/100)

Olayın zahirinden anlaşılan aynen rüyada gördüğü gibi anne- baba ve kardeşlerinin secde etmiş olduklarıdır. Bu konuda değişik yorumların yapılmış olduğu bir vakıadır. Hatta  bunu Meleklerin Adem (as)’a yapmış oldukları secdeyle  (2/34)  bağdaştırarak  aynen bunun gibidir diye  de değerlendirmişlerdir.Biz bu konunun aklı selim ile değerlendirilmesini istiyoruz. Burada geçen secde fiili birincisinde Allah’ın iki elçisi Yakub ve Yusuf (as) ile kardeşleri arasında cereyan ederken; ikincisinde de İlahi emirle  Melekler ile Adem (as) arasında geçmektedir. Aynı zamanda bunları bize nakleden Allah Taala’dır. Yapılan eylemde bir yanlışlık olsa idi, elbette Allah bunu bütün açıklığı ile ortaya koyardı. İblisin secdeden imtina etmesini ortaya koyduğu gibi. Böyle bir durumdan bahsedilmediğine göre  yapılanda bir yanlışlık yoktur. Bundan eminiz. O zaman yanlışlık bizim zihnimizde oluşan anlayıştadır. Sanki bu secdenin  kulun ibadet için Allah’a yaptığı secde gibi algılanıyor olmasıdır. Böyle bir şeyi ne Meleklerin, ne de Yakub (as) ve Ehli beytinin  yapmasını düşünmek mümkün değildir. Her iki olayda da  bu kulların  kendilerinden üstün kılınmış olduğunu kabul etmek anlamında yapılan bir davranıştır. Bunu böyle görmek mümkün olduğu gibi, bu mutlu sonu kendilerine nasib eden Allah’a  Yusuf (as)’ın  huzurunda yapılmış bir secde olarak görmekte mümkündür. Her halükarda yapılan eylemin yanlışlığının  vurgulanmamış olması  eylemde bir yanlışlık olmadığının delilidir. Bizim için ise, Fatiha suresindeki “İyya ke na’büdü ve iyya ke nestaiyn” =  “Sadece sana kulluk eder sadece senden yardım isteriz” ilkesiyle  hareket etmemiz gerekmektedir. Demokrasinin “nimetlerinden” istifade etmek isteyen bir takım “Müslümanlar” peygamberimizin Medine vesikasını, Taif dönüşü Eman  istemesini kendileri için delil göstermeleri gibi, bunu da  birilerinin önünde eğilmeye gerekçe olarak göstermeye kalkışmasınlar. Allah’tan başkasına böyle bir eylemde bulunmak her yönüyle batıldır.Hak bütün ayrıntılarıyla apaçık ortadadır.

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir