GenelMektuplara Cevap

Eşit ömür verilmemesi imtihan süresi açısından adil midir?

SORU:Her insan için ecel tayin edilmiş, erken ölen insan ile daha fazla yaşayan insana imtihan süresi açısından bakıldığında kendine mühlet verilenin kendini düzeltme ve Tevbe imkânı vardır. Bu durumu ilahi adalet açısından değerlendirdiğimizde durum nedir?

CEVAP: Böyle bir yargı, insanın kendi dünyasına ait bir değerlendirmedir ve doğru değildir.  Rabbimiz bizim için ne kadar ömür takdir etmişse o kadar yaşarız. Ömrün uzun olmasının lehimize, kısa olmasının aleyhimize olacağı ile ilgili bir delilimiz de yoktur. Bunlar sadece insanın kendi kurgularıdır.  Bu konuda Allah Teâlâ’nın değerlendirmesi ise şöyledir:

“Savaş, hoşunuza gitmediği halde üzerinize farz kılındı. Bazen bir şeyi kerih görürsünüz. Hâlbuki o şey sizin için bir hayırdır. Ve bazen de bir şeyi seversiniz, hâlbuki o şey sizin için bir şerdir. Ve Allah bilir, sizler ise bilmezsiniz.” (Bakara 2/216)

Allah Teâlâ, insana vermiş olduğu mükellefiyet konusunda, Nimet- külfet dengesini daima korumuştur. Bunu en açık biçimde şöyle ifade etmektedir:

“Allah kişiye ancak gücünün yeteceği kadar yükler; kazandığı iyilik lehine, ettiği kötülük de aleyhinedir. Rabbimiz! Eğer unutacak veya yanılacak olursak bizi sorumlu tutma. Rabbimiz Bizden öncekilere yüklediğin gibi, bize de ağır yük yükleme. Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmeyeceği şeyi taşıtma, bizi affet, bizi bağışla, bize acı. Sen bizim Mevlamızsın, kâfirlere karşı bize yardım et.” (Bakara 2/286)

Olayın adalet ile ilgili boyutuna gelince,  adaleti eşitlik olarak değerlendirmek doğru değildir. Adalet, hakkı ait olduğu yere koymak olarak tanımlanır. Davranışlarda adalet,  kişinin içinde bulunduğu durum, kendisine verilen imkân ve şartlara göre yargılanması, hüküm verilmesi söz konusudur. İslam’da mükellefiyet daima insanın vüs’atı ile doğru orantılıdır. Yukarıdaki ayette bu durum çok açık olarak belirtilmektedir. Ömrü kısa olan kimseye de düşünüp değerlendirebileceği, inanıp iman edeceği kadar bir süre verilmiştir. Ama o bu süreyi doğru değerlendirmemişse, sonucuna katlanacaktır. En azından İnkâr etmeye kullandığı zamanı iman etmeye  kullanabilirdi.  Ayrıca kendisine mühlet verilen kimseler daha iyi durumda değildir. Bu süreyi lehine kullanmayanlar için ilahi hüküm açıktır:

“İnkâr edenler, kendilerine vermiş olduğumuz mühletin sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz onlara ancak, günahları çoğalsın diye mühlet veriyoruz. Küçültücü azap onlaradır.” (Ali İmran 3/178)

Nice kasabalar var ki; zalim oldukları halde onlara mühlet vermiştim. Sonunda onları yakalayıverdim. Dönüş yalnız banadır.” (Hac 22/48)

Allah herkese verdiği sorumluluğu idrak edecek kadar akıl, yerine getirecek kadar da zaman vermektedir. O asla vermediği şeyi kimseden istemez. Kimse tesadüfen ne cennete ne de cehenneme gider. Başına gelen sonuç, hür iradesiyle yaptığı kendi tercihinin sonucudur. Dünyanın neresinde olursa olsun, insanın içinde hayra yönelen bir anlayış varsa Allah onu asla zayi etmez. Bir sebeple onun yolunu hidayete ulaştırır ve cehennemden kurtarır. Tüm insanlığın şapkasını önüne koyup düşünmesi gereken şu ayetleri dikkatle okuyalım:

“Onun söylediklerini işitmedikleri halde işittik diyenler gibi olmayınız.

Çünkü yeryüzünde dolaşan canlıların Allah katında en kötüsü anlamayan ve düşünmeyen sağırlarla dilsizlerdir.

Allah onlarda bir hayır görseydi elbette onlara işittirirdi. Fakat işittirseydi bile yine onlar yüz çevirerek dönerlerdi.

Ey iman edenler, sizi kendinize hayat verecek şeylere davet ettiği zaman Peygamberi ile Allah’a icabet edin! Ve bilin ki, Allah gerçekten kişi ile onun kalbi arasını girer ve siz, kesinlikle O’nun huzurunda toplanacaksınız!”( Enfal 8/21-24)

İşte ilahî adalet budur. Onun adaletini tartışmaya, hükmünü eleştirmeye hiç kimse hak sahibi değildir. Ancak Müslümanlara:” İşittik iman ettik, işittik itaat ettik” demek yakışır. Haktan yüz çevirenlerin dünyadaki durumları bizi aldatmasın. Geri dönülmesi mümkün olmayan kötü sonuç onların kaçamayacakları akıbetleri olacaktır.

“Kâfirlerin varlık içinde diyar-diyar dolaşmaları sakın seni aldatmasın. Bu, az bir geçimliktir. Sonra onların varacakları yer cehennemdir.  Orası ne kötü bir yataktır!” (Ali İmran 3/196-197)

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Kapalı