GenelMektuplara Cevap

Telfik’i Mezahib caiz midir?

SORU: Telfik’i Mezahib caiz midir?

CEVAP:  Mezhep:  Kelime olarak takip edilen yol, görüş, manalarına gelir. Dinî anlamı  ise, herhangi bir İslam aliminin hakkında açık nas olmayan konularda yapmış olduğu içtihat ve yorumlarıyla oluşturduğu yol ve görüşlerinin bütününe denir.. Bunların tamamı o âlimin kendi kanaatleri, görüş ve düşünceleri veya yorumlarıdır. Doğru da olabilir yanlışta. Allah kimseyi birinin görüş ve düşüncelerinden değil kendi kitabından hesaba çekeceğine göre (Zuhruf 43/43-44) kimsenin görüşlerini  taklit etmek zorunda değildir. Hele baştan sona hep aynı şahsı dinleyip kabullenmek gibi bir sorumluluğu da yoktur. Aslında müçtehitlerin bizi taklit edin diye bir istekleri de olmamıştır. Ahmet bin Hambel, fetvalarınızı yazalım mı?  Diyenlere, hayır der. Ama küfeliler Ahmed ibni Mübareğin fetvalarını yazıyorlarmış deyince;  biz ilmi gökten almakla emrolunduk ne ben ne de Ahmed İbni Mübarek gökten inmedik der. Peki ne yapalım deyince de biz ne yapıyorsak sizde onu yapın Allah’ın kitabından ve Resulünün sünnetinden istifadeye çalışın der. Allah Müslümanların övgüye layık olan şahsiyetlerinden bahsederken:Sözü dinleyip de onun en güzeline uyanlar var ya, işte onlar Allah’ın hidayete erdirdiği kimselerdir. İşte onlar akıl sahiplerinin ta kendileridir.” (Zümer 39/18)      Şimdi buna göre bir Müslüman doğruyu bulabilmek için birçok insanı dinler, okur araştırır ve beğenip doğru bulduğu bir kimsenin görüşlerini alabilir. Bir konuda a diğer konuda da b şahsının görüşünü beğenebilir. Hiçbir mahzuru yoktur. Yeter ki insanlar iyi niyetle hakka tabi olmayı, doğruyu bulmayı istemiş olsunlar.

Hz. Ömer (R.a) Halife iken kendilerine selam verip giden bir sahabeye nereye gittiğini sorar. O da bir müşkülünün olduğunu ve Hz. Ali (R.a) sormak için gittiğini söyler. Hz. Ömer de dönüşünde bana uğrada o konuda ne dediğini ben de bileyim der. Adam dönüşte aynı yerde oturan Hz. Ömer’e uğrar ve Hz. Âlinin verdiği fetvayı anlatınca Ömer, ben olsam bu konuda şöyle yapmanı söylerdim der. Orada bulunan arkadaşları da, siz emirel mümininsiniz emredin yapsın deyince, Hz. Ömer, eğer bu konu Allahın kitabında veya Resulünün sünnetinde olsaydı bunu yapardım. Ancak bu konu bir içtihat konusudur. Kardeşim de Aliye sormayı tercih etmiş. Belki de o bu konuda isabet ediyor ben yanılıyorum. Onun için böyle bir hakkım yoktur der. Ne bir müçtehit kendi görüşünün mutlak doğru olduğunu söylemiş ne de bunu almaya mecbur etmiştir. “Bu benim bu konudaki görüşümdür ve bence doğrudur. Yanlış olma ihtimaliyle beraber. Başkalarının görüşleri de bana göre yanlıştır doğru olma ihtimaliyle beraber. Bunun için dileyen alır dileyen terk eder.”anlayışı ile sunmuştur  bütün görüşlerini. İşte tüm mezhepler bu minval üzere görüşlerden oluşmuştur. Bunun için kimse kimsenin düşüncesini almak mecburiyetinde değildir. Bu konuda son söz Zümer suresinin 18. Ayetinde bahsedildiği gibi “sözü dinleyip güzeline tabi olmaktır.” Sonuçta bütün işler Allah’a dönecektir.

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir