GenelOkuyucu Yazıları

İSLÂM İNANCININ TEMELİ: Kurân-ı Kerim’de Gayb Kavramı ve İmanın Sınırları

Rahmi Şafak

İslam inancının temel taşlarından biri olan “gayb” kavramı, Kur’an-ı Kerim’de merkezi bir yer tutar. Lugat olarak “gizli olan, görünmeyen, hazır olmayan” anlamına gelen gayb, dini terminolojide ise akıl ve duyular yoluyla hakkında bilgi edinilemeyen, gözlemlenemeyen varlık alanı ve olayları ifade eder. Kur’an-I Kerim’e göre gayb âlemi, insanın sınırlı idrakinin ötesinde olup, ona ilişkin kesin bilgi sadece Allah katındadır. Gayba iman etmek, mümin olmanın ilk ve en önemli şartlarından biri olarak zikredilir.

1. Kur’an-ı Kerim’de Gaybın Mahiyeti ve Türleri

Kur’an-ı Kerim’de gayb kelimesi ve türevleri pek çok ayette geçmektedir. Bu kullanımlar ışığında gayb, genel olarak iki ana kısma ayrılır:

Mutlak Gayb (Gayb-ı Mutlak): Bilgisi sadece ve sadece Allah’a ait olan, O’nun bildirmesi dışında hiçbir varlığın (ne melek, ne peygamber, ne de cin) asla ulaşamayacağı alandır. Kur’an, bu tür gaybın anahtarlarının Allah’ın katında olduğunu vurgular:

“Gaybın anahtarları O’nun katındadır. Onları ancak O bilir. Karada ve denizde ne varsa hepsini bilir. O’nun bilgisi dışında bir yaprak bile düşmez…” (En’âm Suresi, 6:59)

“De ki: Göklerde ve yerde, Allah’tan başka kimse gaybı bilmez…” (Neml Suresi, 27:65)

Hadislerde geçen, kıyamet vakti, yağmurun ne zaman yağacağı, rahimlerde olanın ne olduğu, kişinin yarın ne kazanacağı ve nerede öleceği gibi beş husus (Lûkman, 31:34. ayeti bağlamında) mutlak gayba örnek olarak gösterilir. Bu bilgiler, Allah’ın mutlak ilmine ait olup, O’nun yaratılmışlar üzerindeki eşsiz ve sınırsız kudretini gösterir.

Nisbî Gayb (Gayb-ı İzafî): Bir kişi, zaman veya mekân için gizli ve bilinmez olan, ancak başkası için veya başka bir zamanda, şartlar değiştiğinde bilinebilen şeylerdir. Örneğin, geçmişte yaşanmış, duyularla algılanmış bir olayın o anda orada olmayan bir kişi için gayb olması veya bir kişinin kalbinden geçenin başkaları için gayb olması gibi. Bu tür gayb, bilginin ulaşılabilirliği açısından görece bir gizliliğe sahiptir.

2. Gayb Bilgisinin Kaynağı: Sadece Allah

Kur’an, gayb bilgisinin tek ve mutlak kaynağının Allah olduğunu kesin bir dille ifade eder. İnsan, akıl ve duyularıyla sınırlı olan şühûd (görünen) âleminde bilgi edinirken, gayb âlemi ancak vahiyle aydınlanır. Bu durum, Allah’ın ilminin mutlak ve kuşatıcı olduğunu, yaratılmışların ilminin ise sınırlı ve izafî olduğunu gösterir.

3. Peygamberlere Gaybın Bildirilmesi: Vahiy Yoluyla İzin Verilen Bilgi

Kur’an, mutlak gayb bilgisinin sadece Allah’a ait olduğunu belirtmekle birlikte, razı olduğu peygamberlere, risalet görevlerini yerine getirebilmeleri için dilediği ölçüde gaybî haberler verebileceğini de bildirir:

“O, gaybı bilendir. Gaybını, razı olduğu resûlden (elçiden) başkasına bildirmez. Ancak onun önünden ve ardından gözcüler (melekler) gönderir.” (Cin Suresi, 72:26-27)

Bu ayet, peygamberlerin gaybı kendiliklerinden bilmediklerini, aksine Allah’ın vahyine mazhar olarak bu tür bilgilere sahip olduklarını gösterir. Peygamberlere bildirilen gaybî haberler (geçmiş kavimlerin hikâyeleri, gelecekteki bazı olaylar, cennet ve cehennem tasvirleri vb.), onların kişisel bilgileri değil, ilahî mesajın bir parçasıdır ve mucizevî yönleri vardır.

Kur’ân-ı Kerim’de Gaybı yalnız Allâh’ın bildiği ve Peygamber (A.S)ın da üzerine basarak Gaybı bilmediği vurgulandığı halde, insanların birçoğu çeşitli kişilerin gaybı bildiğine inanarak onlardan menkıbeler ve hikayeler anlatması, belki farkında olmadan Allah’a ait olan bir sıfatı insanlara da yükleyerek şirk koşmuş oluyorlar. Bu inanış ve bu gaybı bilme kapısı açılınca piyasada şarlatan ve sapkın insanlar bu yolla kendilerine menfaat sağlamaktadır. İnsanların olağanüstü hallere kolay inanmaları, bu gayb konusunda yanılmalarına ve yanlış inanışlara savrulmalarının önünü açmaktadır.

4. Gayba İmanın Önemi

Gayba iman, Kur’an’ın ilk surelerinden biri olan Bakara Suresi’nin başlangıcında, muttakî (Allah’tan sakınan, O’nun emirlerine uyan) müminlerin en belirgin vasfı olarak zikredilir:

“…Onlar gayba inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.” (Bakara Suresi, 2:3)

Gayba iman; Allah’ın varlığına ve birliğine, meleklere, ilahî kitaplara, peygamberlere, ahiret gününe, kader ve kazaya inanmayı kapsar. Çünkü bu inanç esaslarının çoğu, duyu organlarıyla doğrudan idrak edilemeyen, ancak vahiy yoluyla bilinebilen hususlardır. Gayba iman, insanın yaratılış amacına uygun olarak, bilinen (şühûd) âlemi aşan bir hakikate teslimiyetini ve Rabbi’ne olan koşulsuz güvenini ifade eder.

Sonuç

Kur’an-ı Kerim, gayb kavramını, Yüce Yaratıcı’nın mutlak ilim ve kudretinin tecellisi olarak ortaya koyar. Gaybın kesin bilgisi yalnızca Allah’a aittir ve O, bu bilgiyi ancak razı olduğu elçilerine, görevleri gereği ve sınırlı bir şekilde bildirir. İnsan için gayb, spekülasyon alanı değil, imanın temel şartı ve teslimiyetin ölçütüdür. Mümin, gaybın kendisine emredilen kadarına iman ederek, fâl, kehanet, sihir gibi batıl yollarla gaybı öğrenme iddialarından kaçınır ve hayatını Allah’ın bildirdiği hakikatler doğrultusunda şekillendirir. Bu anlayış, İslam’ın, insana kendi sınırlarını bilme ve mutlak hakikate karşı tevazu gösterme sorumluluğunu yüklediği en önemli esaslardan biridir…

Daha Fazla

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir