
Tapınç Malzemeleri (!)
“O’dur ki, O yüce Allah’tır ki bütün göklerde ve bütün arzlarda her şeyi katından sizlerin emrine musahhar kıldı. Muhakkak ki bunda düşünen bir kavim için âyetler vardır.” (Casiye, 45/13)
Düz bir algı ile arz ve göklerde olan her şeyin insanın emrine verilmesi, aklı düşünceyi ve eylemi aynı cinsten oluş,olgu,hareketin tevhid edilmesinin düşünülmesi, Allahtan gayrıyı “Tapınç malzemesi edinmemeyi gerektirir. Daha ötesi şart kılar.
Buna rağmen insan kutsama hastalığı ile birçok nesneyi, mekânı, günü “Tapınç malzemesi haline dönüştürerek, üzerinde bulunduğu sırattan çıkma pahasına kutsamaktadır.
Putperestlik alameti sayılabilecek bu düşüncenin/davranışın masum kılıflarla takdim edilmesi, vahyin tevhid algısına uymadığı gibi, onu bozmaktadır. Tahrifin boyutları vahyin gölgesinde yer bulma eğilimlerinin birer kırılması olarak karşımıza çıkmaktadır.
Semavi, Vahyi, kitabi denilen dinlerin müntesipleri bu azim hatalarla dolu algıları/anlayışları dinin bir parçası imiş gibi takdim ederek hata üstüne hata üretmektedirler.
“Arzularını ilah yerine koyan, Allah’ın -bilgisine rağmen (sapmayı tercih ettiği için)- kendini saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözüne de perde çektiği kimseyi bir tasavvur et! Allah’tan sonra onu kim yola getirecek? Düşünmüyor musunuz? Casiye 45/23
“Bilgisine rağmen” kaydı, hayatını dinî kayıt ve sınırların dışında yaşayan, Allah’ın rızasına değil, nefsinin arzusuna uyan birçok kimsenin yaptıklarını, Allah rızasına aykırı olduğunu bile bile yaptıklarını ifade etmektedir.
Dinler (Yahudilik,Hristiyanlık,Müslümanlık) zaman mekân ve tarihsel yapıları “Tapınç malzemesi edindirmek için örneklemediği halde, İnsanın daha çok(!) dindarlık üretmesinin doğal sonuçları olarak “) zaman mekân ve tarihsel yapıları “Tapınç malzemesi edinmekte sakınca görmemektedir. Müslimler için önemli olan İnsan hayatı /zaman, süre) Allah için harcanırsa yerinde hareket edilmiş olur. Mekanlar, mescitler kutsanmak için değil, sosyal siyasal hukuki boyutta işlevini yerine getirmek içindir.
Kâbe’nin temiz tutulması emri 2/125 de ifadesini bulduğu gibidir.
“ Biz Kâbe’yi, insanlar için toplanıp sevap kazanma yeri ve emniyetli bir mekân kıldık. Öyleyse siz de İbrâhim’in makâmını namaz(salat)gâh edinin. Zâten İbrâhim’le İsmâil’e de: “Tavaf edenler, ibâdet kastıyla orada kalanlar, rükû ve secde edenler için evimi tertemiz tutun!” diye emretmiştik. 2/125
Buradan sonra semavi sayılan dinlerin! Kutsallarına “Mukaddes emanet saydıklarına bazı örnekler verelim.
“ Wikipedide; Kutsal Emanetler (Emanat-i Mübareke), (Mukaddes Emanetler)
- Muhammed’e, sahabelerineve İslam’daki bazı peygamberlere ait olduğuna inanılan, İslam’da kutsal sayılan eşyalardır. Yavuz Sultan Selim’in 1517’de Mısır’ı fethinden sonra İstanbul’a getirilmiş, bir bölümü de İslam ülkelerinden derlenmiştir. Kutsal emanetler Topkapı Sarayı içerisinde bulunan Has Oda’nın Mukaddes Emanetler Dairesi’nde korunmakta ve sergilenmektedir.
Hırka-i Saâdet - Hırka-i Saâdet’in saklı olduğu altın sandık
- Muhammed’in ayak izi
- Muhammed’in sakalı
- Muhammed’in Uhud Savaşı’nda kırılan dişinin bir parçası (Dendan-ı Saadet)
- Muhammed’in kabir toprağı
- Muhammed’in mührü(Mühr-ü Saadet)
- Muhammed’in sandaletleri(Nal-ı Saadet)
- Muhammed’in kılıcının kabzası
- Muhammed’in kılıçları
- Muhammed’in oku ve yayı
- Muhammed’in bir “yalancı peygambere” gönderdiği mektup (Name-i Saadet)
- Muhammed’in kızı olan Fatıma’nın seccadesi, hırkası ve gömleği
- Sancak-ı Şerif
- Sahabe-i Kiram’ın kılıçları
- Hacerü’l-Esvedmuhafazası
- Kâbe’nin altın su oluğu
- Kâbe’nin anahtarı ve kilitleri
- Kâbe’nin kapılarından biri
- Mescid-i Nebevi’nin maketi
- Mescid-i Aksa’nın maketi
- Davud’un kılıcı
- İbrahim’in tenceresi
- Musa’nın asası
- Yusuf’un cübbesi
- Yahya’nın kol kemiği
- Gasl-i Nebevî SuyuMusevilerde Kutsallara birkaç örnek;
- Vikipedi,
- İkinci Tapınak’ın merkezinde bulunan “kutsalların kutsalı”Mişkan’daki kutsal odayı ve arkasında Kutsalların Kutsalı’nı gösteren bir model
Kutsalların Kutsalı (Kodeş HaKedoşim – קודש הקדושים), İbranice Kutsal Kitap’ta, Tanrı’nın yaşadığı, Mişkan’ın içinde bulunan daha sonra da Kudüs’te bulunan birinci ve ikinci tapınağın en kutsal bölümüne verilen isimdir. Söz konusu bölmenin Ahit Sandığı’nın, Sina Dağı’nda Musa’ya Tanrı tarafından verilen On Emir’i barındırdığı kabul edilir.
ROŞ AŞANA: Takvim yılının ilk ayı olan Tişri ayının ilk ve ikinci günleri “Roş Aşana/Yılbaşı” olarak özel bir öneme sahiptir.
TSOM GEDALYA: Tişri ayının 3. günü “Tsom Gedalya” olarak bilinen oruç tutma günüdür.
YOM KİPUR: 10 Tişri günü “Yom Kipur” olarak Musevi inançlıları için çok büyük bir önem taşır.
SUKOT: Tişri ayının 15. günü başlayan ve “Çardaklar Bayramı” olarak da bilinen adıyla; Sukot; Musevi inançlıların, kırk yıl boyunca göçebe olarak yaşadıkları çölde çardaklar altında barınmalarını anma ve bu dönem içinde gördükleri Tanrısal korumaya bir kez daha şükretme adına kutladıkları bir bayramdır. “Sukot” birtakım meyvelerle bağ ürünleri ve zeytinlerin olgunlaşması dönemine de rastladığı için “Hag Aasif/Hasat Bayramı” olarak da anılır.
HANUKA: Kislev ayının 25. günü kutlanmaya başlanan “Hanuka” 8 gün sürer.
ASARA BETEVET ORUCU: Nebukadnetsar kumandasındaki Babil ordularının Musevilerce kutsal sayılan Yeruşalayim kentini kuşatması anısına Tevet ayının 10. günü tutulan bu oruç, bir matem orucudur.
TU BİŞVAT. TAANİT ESTER: vs gibi daha bir çok kutsalları vardır.
Burada. TARİHTEKİ EN İLGİNÇ KUTALLARA DA BİR KAÇ ÖRNEK VERELİM.
B B C newsden alıntı ile;
Dinler her zaman kendileri için önem taşıyan insanların kalıntılarını kutsal emanet saymıştır. Fakat Einstein’ın gözlerinden Napolyon’un penisine kadar ilginç seküler emanetler de var.
Galileo’nun parmağı
İtalya, Haziran 2010’da kültürel tarihin en ilginç buluşmalarından birine tanık oldu. Rönesans dönemi gökbilimcilerinden Galileo Galilei’nin baş parmağı ve orta parmağı, Floransa Bilim Tarihi Müzesi tarafından satın alınarak müzede sergilenmekte olan dişinin ve parmağının yanına yerleştirildi.
Einstein’ın gözleri
Ünlü Alman fizikçi Albert Einstein’ın gözleri 1955’te ölümünün ardından bedeninden ayrılmıştı. Şimdi New York’ta özel bir kiralık kasada saklandığı tahmin ediliyor.
Einstein’in beyni incelenmek üzere çıkarılırken gözleri de çıkarılmış ve saklaması için ünlü fizikçinin göz doktoru Henry Abrams’a verilmişti. Abrams 2009’da öldü. Einstein’ın gözlerinin müzayedede satılmak üzere listeye alınması bekleniyor.
Edison’un ‘son nefesi’
Michigan’daki Henry Ford Müzesi’nde ise muhafaza edilemeyecek olan bir şeyi saklama sevdasının en iyi örneklerinden biri sergileniyor. Burada, ağzı mantar tıpayla kapalı bir deney tüpünde, Amerikalı mucit Thomas Edison’un son nefesinin olduğu iddia ediliyor.
Gramofonun öncülü ve elektrik ampulü gibi icatları olan Edison 1931’de New Jersey’de öldüğünde, doktoru son nefesini içeriyor diye odasındaki bir açık ampulü kapatarak saklamıştı. Oğlu Charles ise bu tüpü saklaması için Edison’un ortağı otomobil devi Ford’a vermişti.
İnsan bu ya! Sevdiğini abartmak sevmediğini rezil saymakta üstüne yok. Dinlisi de dinsizi de aklını ilah edinmiş ise, vahiyle bağı ilgisi sıfırlanmışsa önüne gelen her şeyi “Tapınç malzemesi edinerek Putperest olmaya özenmektedir.
Resullerin kavim ve kabilelerine salık verdiği mesaj, bu gibi sapkınlıkların terki ile aklı fikri hayatı yalnızca Allaha takdim etmeyi istemekte idi.
“ Yoksa biz kendilerine bir delil mi indirdik de o, Allah’a ortak koşmaları konusunda (isabetli olduklarını) söylüyor? Rum 35.


