GenelMektuplara Cevap

Birlik olmak için Rabbimizin önerileri nelerdir?

SORU: Hepimiz Müslüman olduğumuza inanıyoruz.  Bu inanca dayanarak Rabbimizin bu konudaki önerdiği çözüm yolları nelerdir?

CEVAP: Kur’an’ın ifadesi ile bu konudaki ilk örnekliği Mekke toplumu oluşturmaktadır. Cehaletin güce dayalı hak hukuk anlayışını hakkın adalet ilkesi ile çözüme götüren İslam, eşkıyalıktan evliyalığa terfi eden bir toplum oluşturmuştu.  Öncelikle onları Allah’ın varlığına ve birliğine çağırmış; kendisine vahyedilen insanı Muhammed  (as)’ı da kendisinin insanlar için seçmiş olduğu elçisi olduğunu ve mutlaka ona tabi olunması gerektiğini bildirmişti. Her birinin diğerinden farksız insanlar olduğunu, değer olan şeylerin insanın kendi eliyle kazandıkları ile mümkün olacağını bildiriyordu. Soy- sop ve kan bağı ile değerli olunamayacağını, üstünlük ve şerefin “takva “ ile mümkün olacağını, insanların takvada birbirleriyle yarışması gerektiğini bildiriyordu. Allah kimseyi soyuna ve suretine bakarak değerlendirmeyeceğini, herkesin yapmış olduğu işe/ amele bakarak değerlendireceğini vurguluyordu.

İşte bu ilkelere rağbet edip hayata geçiren o insanları, bulundukları ateş çukurunun kenarından kurtararak saadet asrının aktörleri yaptığını şöyle açıklamaktadır:

“Hep birlikte Allah’ın ipine (İslâm’a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman kişiler idiniz de O, gönüllerinizi birleştirmişti ve O’nun nimeti sayesinde kardeş kimseler olmuştunuz. Yine siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size ayetlerini böyle açıklar ki doğru yolu bulasınız.” (Ali İmran 3/103)

“İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa eren onlardır.” “Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte bunlar için büyük bir azap vardır.” (Ali İmran 3/104-105)

Bu ilkelerin beyanıyla kurtuluşumuzun ve ya felaketimizin yolu gösterilmektedir. İnsanlık buna dönmediği sürece dünyada ve ahirette kurtulmuş olmayacaklardır.

Bu da demek oluyor ki hakka dönmeyenler dünya ve ahirette huzur ve saadeti hak edemezler!..  İnsanlık “insanın hevasını” ilahlaştıran beşeri sistemlere ve değer yargılarına kurtarıcı gözüyle bakmaya devam ederlerse; Allah da onlardan düşmanlarının eliyle veya birbirlerinin eliyle intikamını alacaktır. Bu konuda yaşanmış bir örnek sunmaktadır bizlere:

“Biz, Kitap’ta İsrail oğullarına: Sizler, yeryüzünde iki defa fesat çıkaracaksınız ve azgınlık derecesinde bir kibre kapılacaksınız, diye bildirdik.” “Birincisinin zamanı gelince, üzerinize güçlü kuvvetli kullarımızı gönderdik. Onlar, evlerin aralarına girip araştırdılar. Bu yerine getirilmesi gereken bir vaad idi.” “Sonra sizi tekrar o istilacılar üzerine galip kıldık ve size mallarla ve oğullarla yardım ettik. Ve toplum olarak sizin sayınızı artırdık.” “Eğer iyilik ederseniz kendinize etmiş, kötülük ederseniz yine kendinize etmiş olursunuz. Artık diğer cezalandırma zamanı gelince, yüzünüzü kara etsinler, daha önce girdikleri gibi yine Mescid’e (Süleyman Mâbedi’ne) girsinler ve ellerine geçirdikleri her şeyi büsbütün tahrip etsinler (diye, başınıza yine düşmanlarınızı musallat kıldık).”  “Olur ki Rabbiniz size merhamet eder. Ama siz tekrar dönerseniz biz de döneriz. Cehennemi, kâfirler için kuşatıcı bir zindan yaptık.” (İsra 17/4-8)

Bunlar İsrail oğulları için söylenmiş olması İsmail oğullarının başına gelmeyecek, onlar için bu yasalar uygulanmayacak demek değildir. Biliyoruz ki onun sünnetinde bir değişiklik yoktur. Kim nerede, ne zaman bunları yaparsa onlar için de bu yasalar uygulanacak demektir. Biz halimizi düzeltelim, Allah “hali” düzeltecektir…

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir