
“. “ Yontulara /Putlara mı Tapınıyorsunuz?
Sosyal yara almış bir ruhun isyanı.
Yaşanan zaman ve mekanlar ötesinin sınırlarını aşan bir yankı. ““Yontulara mı tapınıyorsunuz?
Geleneksel saplantılara, güce, haksızlıklara sahte ilahlara iktidar oyunlarına maddenin ilahlaştırılmasına isyanın reddiyenin asil bir yansıması,
Çağdaş dünyada nesnel putlardan ziyade zihinlere yerleşmiş fikir ideolojik yönetsel otoriter /kutsal güç putlarına isyanın soylu sesi.
Heva/Nefis ilahlarının hayatın her alanında etkin olduğu, basit heveslerin temiz fıtrattan kovularak şeytanın/ilah edinilmiş tüm nesnelerin ve arka planındaki düşüncelerin ardınca ömür tüketilen bir hayatın koşturmacası.
O günün ve bu günün dünyası, hem nesnel hem de fikir putlarının baskın etkisi altındayken, yine aynı sesin yankısı; .
“ Yontulara mı tapınıyorsunuz?
“Ben gerçekten rahatsızım! Vahyin genel geçer sesi (37/89) bizim de ilkesel duruşumuzun temelini oluşturmadığı için yine aynı sesin; .
“Yontulara mı tapınıyorsunuz? İfadesi, isyanı ikazı güncelliğini korumaktadır.
Hak ve batılın karıştırılmasına razı olunmayışın, şirk denildiğinden ve ona karşı olanca hassasiyetin bulunmayışından dolayı, böyle azim bir hatanın, affedilmez bir cürmün karşısında durarak.
“ Yontulara /Putlara mı tapınıyorsunuz?
Bu isyanın güncel boyutunda yaşanan hayatta öncelediğiniz Vahyin ana ilkelerinin karşısında her ne varsa reddi, sizin ilahlarınızı kabul etmiyorum demenin net bir ifadesidir.
İslam olmuş, teslim olmuş bir Müslim’in kendisine, öncelikle rabbi Allah’a saygının bir ifadesidir.
Ve çağrıya kulak verenler için birkaç not ilave edecek olursak, günümüz insanı vahyin ikliminde soluklanıp onun düşünce dünyasında yaşamayı amaç ediniyorsa, Şirk düzenlerinden bağımsız bir düşünce dünyası oluşturmak zorundadırlar. Buna Vahye yakın olanlar daha önceliklidirler. Etkili, dönüştürücü, üretken düşünce hayatı, kültür hayatı, sanat hayatı, felsefe hayatına sahip olmalıdırlar. Vahyi içselleştirmiş düşünce ufku olanların dikkat ve birikimlerini bu amacın tahakkuku için seferber etmesi ön şart olmalıdır.
Meydan gelenekçi /folklorik Müslümanlığın baskın etkisi altında, her geçen gün kan kaybediyor. Tek dertleri kafalarına göre bir İslam üretmek!
Kuran ve onun canlı pratiğine bakan yok gibi. Üstelik her konuya bir ayet buluyorlar! Ayete uyma yerine ayeti kendilerine uydurma yarışındalar!
“*- Yoksa biz onlara bir delil (Kitap/Vahiy) indirdikte, O (Kitap/vahiy) kendilerine, içinde şirk koşmalarını mı söylüyor? Rum 35
O gün ve bu gün değişen bir şey yok gibi. Yahudi’si Hristiyan’ı tasavvufçusu Müslümanı! Özel anlaşma yapmış gibi aynı frekanstan konuşuyorlar.
Neden ve niçinlerin temeline indiğimizde şu sorunun cevabı konuyu aydınlatıyor.
Size İslam’ı kim öğretiyor? Kimden öğrendiniz?
Siz. Eğer İslam’ı Kur’an’dan öğrenmeyip,
– Modernist Kemalist bir İlahiyatçıdan
– Tarikatçı bir Şeyhten
– Mezhepçi bir Hocadan
– Hadisçi bir Mutaassıptan
– Şii Sünni, Selefi bir Molladan öğrenmişseniz, yanardöner bir dinin mensubu olmuşsunuzdur.
Ama, İslam, Müslim olmamışsınızdır.
Bir anlamda İbrahimin; . “ Yontulara /Putlara mı tapınıyorsunuz? İsyanını. Feryadını, davet ve çağrısını duymamışsınız demektir.
Ne kadar büyük bir kayıp!


