GenelYazarlardanYazılar

Allah’a Koşanlar İle Allah’tan Kaçanlar

Yazımıza konu başlığı olarak seçtiğimiz bu cümleden kastımızın Allah’ın bütün elçilerine Cebrail isimli melek aracılığı ile göndermiş olduğu vahiyleri özelliklede son vahiy olan yüce Kuran’ı kast ettiğimizi açıkça belirtmiş olalım. Zira Yaratan Allah’ın yarattıklarından uzak olması ya da yaratılmışların onun kontrolünden çıkmaları mümkün değildir. Çünkü yarattıklarını görüp gözetmek koruyup kollamak o yüce arşın sahibine asla zor gelmez. Biz insanların yüce yaratana fiziksel olarak yaklaşması veya kaçıp uzaklaşması asla mümkün değil ve böylesi anlayışların tevhidi çizgiden sapmak anlamına geldiğini net ve anlaşılır biçimde ifade etmek isterim.  Yüce İslam’a sonradan giren ancak eski dinlerinde ki bir takım ritüelleri de beraberinde getiren tarikat, tasavvuf ve mezhep anlayışlarını da buradan reddettiğimizi net olarak ifade edelim.

İnsanoğlu için iki durum söz konusu zira bir üçüncüsü zaten yok. Bunlardan birincisi; Ya Allah’ın koyduğu ve hayata uygulansın diye gönderdiği vahyi sahiplenip kabul etmek ya da bunları inkâr edip yok sayarak aşağılık bir hayatı yaşayarak dünyada ki ömrünü tamamlayacaktır. Allah yarattıklarından bi haber ve ilgi ve alakasını kesmiş değildir. Söz konusu insan ise onun görevlendirdiği iki melek sağın da ve solunda o insanın yapıp ettiklerini ve konuşmalarını sürekli kaydetmektedir. En sonunda ise görevli ölüm meleğini göndererek hayatına son vermekte. Bununla yarattığı insanoğlunun her şeyinden haberdar olduğunu ortaya koyarak onu kesinlikle unutmadığını yüce kitabın da şöyle belirtmiştir.

“ Yemin olsun ki insanı biz yarattık. Nefsinin ona neler fısıldadığını bilmekteyiz. Zira biz ona şah damarından daha yakınız. Çünkü sağdan ve soldan iki melek, kaydedici olarak insanı gözetleyicidir. Kişinin her bir sözünün, davranışının yanında hazır bir gözetleyici, bir kaydedici mutlaka vardır.” ( Kaf- 16-17-18 ) Bu ayetle yüce Allah genelde bütün insanların, özelde de nankör insanların kötülükleri niçin yaptıklarını ifade etmektedir. Çünkü yaratan yarattıklarından asla habersiz değildir. Allah ’a koşmanın  ya da Allah’tan kaçmanın Allah’ın vahiylerinden özelliklede yüce Kuran ayetlerini yok sayarak inkar edip ondan kaçma anlamına geldiğini ifade etmiştim. Yazımızın ana temasını Allah’ın ayetlerinden kaçan insanlar ile o ayetleri kabul edip istenileni davranışlarına dönüştüren iki insan tipini tahlil etmek olacaktır.

Öncelikle gönderilen ayetlere iman edip teslim olan insandan kısaca bahsedelim: “ (Kitap ehli olanlar) “ Yahudi veya Hristiyan olun ki doğru yolu bulasınız” demişlerdi. <de ki: “  !  (Biz) hanif Allah’ı birleyen olarak İbrahim’in milletine(dinine uyarız)  O, Allah’a eş koşanlardan değildi” şöyle : “ Onlara şöyle deyin: “  Biz Allah’a, bize indirilene; İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakup’ a ve onların torunlarına indirilenlere; Rableri tarafından Musa’ya ve İsa’ya verilenlere ayrıca diğer peygamberlere verilenlere inandık. Onlardan hiçbiri arsında fark gözetmeyiz. Biz yalnızca O’na Allah’a teslim olanlarız.” ( Bakara  – 134-135-) Allah’a ve O’nun elçilerine vah yettiklerine iman Müslim ve Müslimeler olmanın olmazsa olmaz şartlarındandır. Bunun dışında kişi kendisine yapılan her türlü teklifi elinin tersiyle itip itibar etmemelidir. Teslim olanlar şucu, bucu olmaktan şiddetle kaçınmalıdırlar. Kendilerini cemaat, mezhep, meşrep, tarikat ve tasavvuf ehli olun ki sizleri cennete götürelim diyen şaklabanlara kesinlikle itibar etmemeli ve onlara : “Biz sadece Allah’a teslim olan Müslimleriz” demelerini istemektedir.  Müslimler kendilerine yapılan her türlü teklifi Kuran imbiğinden geçirerek doğru sonuca ulaşmayı prensip olarak kabul etmelidirler. Allah’a koşan insanlar aslında onun vahyine sığınmaktadırlar. Kuran’da vahye doğrusu Allah’a sığınanlar ile ilgili birçok ayete rastlamamız mümkündür. Ancak yukarıdaki ayet meali ile meramımızı anlattığımızı sanıyorum.

Şimdi de Allah’tan diğer bir ifadeyle yüce Kuran’dan kaçan insanların durumunu tahlil edelim. Allah bu grubu teşkil eden insanlara yüce kitabında kimi zaman kâfir kimi zaman müşrik ya da münafıklar olarak onlardan örnekler vererek konunun anlaşılmasını sağlamıştır. Bunlar ya tamamen inkâr ederler ya da Allah ile birlikte başka ilahlar edinerek müşrik olurlar ya da cehennemin en alt tabakasını oluşturan münafıklar olarak hayatlarını devam ettirirler. Dünya da ve ahirette bunları bekleyen sadece rezillik olacaktır. Çünkü bunlar dünyada iken kendilerini Allah’ın vahyine ihtiyaç duymaksızın yaşamaya çalışmışlar ve bu yüzden de Allah’ın rahmetinden uzak olmuşlardır.

Bunların değişmez özellikleri Allah’ın vahyini önemsizleştirmek, iftira etmek ya da başka insanlara ulaşmasını engellemek olmuştur. Bunlar Kuran vahyini kendilerinden öncekilerin masalları ya da hikâyeleri diye basite alarak inkârlarına devam etmişlerdir. O zamanın kâfir ve müşrikleri ne yapmış iseler günümüz müşrikleri onlardan asla geri kalmamaktadırlar. Bunların sadece yöntem ve teknikleri farklılık arz etmektedir. Şöyle ki: Onların ve bunların birleştikleri ve amaçları haline getirdikleri ana tema; Kuran’ın hayata dair koyduğu yaşam kurallarını yok saymak bunun yerine insan aklının ürünü olan ideolojileri ve alternatif yönetim biçimlerinin yeryüzünde hâkim olmasını sağlamaktır.

Günümüz insanı Yüce Kuran’ı gönderiliş gayesinden ve amacından uzaklaştırarak hak etmediği bir yere konumladılar. Durum böyle olunca Kuran’a inandıklarını söyleyenler o kitaptan yeteri kadar istifade hatta hiç abartmıyorum hiç istifade edememektedirler. Bu toplumlar süratle Kuran’ın kendilerinden istediklerini yok sayarak batı ve batılın dediklerini baş tacı yapmaktalar. Siyasetlerinde, ticaretlerinde, eğitimlerinde, hukuklarında olmayan Kuran evlerinin başköşesinde pasif, etkisiz bir eleman olarak asılı olduğu yerden indirilip hayatın ve bu dünyalıların kitabı olmayı beklemektedir.

Allah’tan diğer bir ifadeyle yüce Kuran’dan kaçanlar ile ilgili birkaç ayet meali vererek yazımıza devam edelim: ( O Kurandan kaçanlar) şöyle diyecekler: “Biz dünyada iken namaz kılanlardan değildik. Yoksulu doyurmazdık. Boş şeylere dalanlarla birlikte biz de boş şeylere dalardık. Hesap gününü de yalanlardık. Sonunda kesin bir gerçek olan ölüm gelip bize çattı. Bekledikleri şefaatçilerin şefaati onlara yarar sağlamaz. Onlara ne oluyor da aslandan kaçan ürkmüş yaban eşekleri gibi bu hatırlatmadan (Kuran’dan)  yüz çeviriyorlar.”? ( Müddessir – 43 ile 51. Ayet mealleri) niyetlerini gizleyerek Kuran’a olan düşmanlıklarını aleni olarak her durumda dile getirmektedirler.

Kuran’dan kaçanların özelliklerinden bahseden bu ve benzeri ayetlerde ortak tema vahye karşı bu insanların almış oldukları tutumlarıdır. Bunlar her ne kadar elçiye karşı geliyormuş gibi rol yapsalar da aslında bu zalim ve aynı zamanda kâfir olanlar esasın da Kuran’ı inkâr edip ona olan düşmanlıklarını perdelemek istemektedirler. Bunlar zamanın ve ortamın adamı olup kesinlikle Allah’ın adamı değildirler. Ortaya koyduğumuz düşüncemizi ve tespitlerimizi destekleyen şu ayet mealini sizler ile paylaşmak istiyorum:

 “ Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Ahiret yurdu, takvalı ( duyarlı) olanlar için şüphesiz ki hayırlı olandır. Akıl etmiyor musunuz? O kâfir ve müşriklerin söylediklerinin seni üzmekte olduğunu elbette biliyoruz. Şüphesiz ki onlar, seni yalanlamıyor ancak o zalimler Allah’ın ayetlerini inkâr ediyorlar.” (En am – 32-33) iyi rol kesen bu zalimler gerçek niyetlerini gizleyerek hayatlarını devam ettireceklerini zanneder iken yüce Kuran bunların foyalarını ortaya dökmüştür.

O gün bu zalimleri bazen teke tek bazen de toplu olarak afişe eden yüce Kuran aynı kuran olmasına rağmen günümüz inkârcıları kendilerini ve esas niyetlerini gizleyerek on bin mil öteden gelerek: “Biz sizlere demokrasi! getiriyoruz” yalanıyla milyonlarca masum insanları katlederek onların yer altı ve yeryüzü zenginliklerine haydutça ve hırsızca talan edip gasp etmektedirler. Son örnek olması açısından Mekkeli müşriklerin bütün foyalarını bir bir ortaya koyup sayıp döken yüce kuran önce resullerin görevlerini tam olarak yapmaları ve indirilenleri net ve anlaşılır biçim de muhataplarına iletmesiyle rakiplerine karşı tartışmasız bir üstünlük sağlamışlardır. Son elçiden sonra onun izini takip eden arkadaşları kısa sürede kendilerinden çok çok kuvvetli Bizans ve Rumları kısa sürede tarih sahnesinden silmeyi başarmışlardır. Bu başarılarını önce Allah’a sonrada kurallarını hayatlarına uyguladıkları yüce Kuran’a borçludurlar.

Peki! Ne oldu da bu gün Kuran’ın mensupları o yüce konumdan aşağı düşerek rezil bir hayata mahkûm oldular. Cevabımız net ve anlaşılır:  Kendilerine şan ve şeref veren kitaplarını hayatlarından silip attılar. Oysa Allah: “ Yemin olsun ki, size öyle bir kitap indirdik ki; (bütün) zikir, şeref ve şanınız ondadır. Hala akıllanmayacakmışsınız”? ( Enbiya-10)  Kitabın mensupları ne yazık ki bu yüce şerefi sahiplenerek yollarına devam etmediler. Şan ve şerefi şerefsizlerin yanlarında saf tutarak kaybettiler.

Bu gün dünya Allah’ın kitabına karşı savaş açanlar tarafından yönetilmektedir. Az da olsa İslam’ı ve onun sembollerini anımsatan ya da çağrıştıran küçücük bir oluşuma dahi müsaade etmemektedirler. Dünyanın öbür ucundan gelip o coğrafyanın insanların toprakları olan su ve deniz yollarını “Trump boğazı!” olarak değiştirdiğini arsızca ve soysuzca ilan edebilmektedir. Acı olan ise dünyanın bu haydut girişime üç maymunu oynamasıdır.

Yanı başımızda komşumuz olan İranlı kardeşlerimize reva görülen bu zulme sessiz ve tarafsız kalışımızı tarih bir yerlere not düşmektedir. Mezhep ve hiziplerini din olarak kabul edenler İran’a reva görülen bu zulme nerede ise zil takıp oynayacaklar. Batı ve batılın temsilcileri İran’ın gösterdiği şanlı direniş karşısında bir kez daha şoke oldular. Yenilmezlik algısını kaybeden düşmanlar her fırsatta antlaşmadan bahseder oldular. Çünkü tarihte sayıları az nice topluluklar sayıca kendilerinden fazla topluluklara galip gelmişlerdir.

Son olarak şunu ifade etmeliyim; Çaresiz değiliz çare yüce Kuran’ı gönderiliş gayesine uygun olarak yeniden hayatımıza uygulamaktan geçmektedir. Başka bir yazıda buluşmak ümidiyle Allah’a emanet olunuz.

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Kapalı