GenelYazarlardanYazılar

Aile Bağları Müslüman Bağları

Allah,(cc) arıyı mishal veriyor. O arıya verdiği içgüdüsüyle, o arı şifa olan balını en güzel şekilde çok ustaca yapabiliyor. Hem çiçeğe konup ondan balı ve mumunu alacağını, hem de büyük bir ustalıkla eksiksiz meydana getiriyor. Buradan evvela biz kendi aile bağlarımızı bir ele alalım, bugün neden asar keser  olduğumuzu sorgulayalım. Analar babalar, analarımız babalarımız nasıl hangi ölçülere göre evlat yetiştiriyoruz. Bu dünyalık için gençlerimizi çeşitli ustaların yanına verir, sanat iş öğrensinler, usta olur, işinin ehli olur.Ustası öğrenmiş, örnek olarak liyakat sahibi olunca, onun yanında çalışanlar da ustalarının bilgisinden istifade ederler. Bu öğreti sahiplerini arttırabilir, ilim ve bilim sahiplerini de katabiliriz, böylelikle herkes işinin ehli ustası olur. Burada önemli olan öğreticilerin bilgi sahibi, eğitimli olmalarıdır. Bu öğreticiler ne kadar kaliteli olurlarsa onların yanlarında yetişenler elbette eğitimli, kaliteli olacaklardır. İşlerinde, sanatlarında, hem kendi istikballerinde, hem de gelecekte yararlı insanlar olacaklardır. Buradan şuraya gelmek istiyorum. Evlat yetiştiren analar, babalar bu yetiştirmede ne kadar bilgili, ne kadar eğitimli, ne kadar örneklilik gösterebiliyorlar, ölçüleri ne? Bu toplumda elbette örneklik gösteren anne-babalar vardır, istisnalar hariç. Şunu da söylememiz lazım, bu kadar öğretici, anlatıcı var da neden iyi  sonuç alamıyoru ? Bugün burasını acil olarak beraber düşünmemiz lazım. Ben bugün şunu anlayabiliyorum, öğreticiler, anlatıcılar anlatıyorlar, lakin karşıdaki dinleyenlerin , doğru dürüst bir bilgisi olmayinca anlayış kapasitesini geliştirmediyse, anlamak ta istemiyorsa, bütün anlatılanlar boşa gidiyor. Onların da pek işlerine gelmiyor öğrenmek, hayata geçirmeyi öneriyor, hayata geçirmek bedel istiyor, tabii istisnalar hariç. Eğer bizler evlat yetiştiren hepimiz, analar, babalar bizler evlat yetiştiriyoruz, sonra da ettiklerimizi, ektiklerimizi biçiyoruz. Şu soruyu kendimize cesaret edip soramıyoruz. Biz niye yaratıldık? Bizlerden nasıl bir kulluk isteniyor? Bizler kimleri yar edinmişiz?  Bizlerin dostu kim, kimlere uyuyoruz?  Bakalım bizi yaradan ne uyarıda bulunuyor ; (insanlar (yani müslümanlar) (sadece) iman ettik diyerek sınanmadan, (sorgulanmadan) bırakılacaklarını mı sandılar. Ankebut Sur. Ayet 2).

Ey aileler içinde yaşadıgimiz hayatı, bizleri yaratan Allah’ın kitabı Kur’an-a uygun olarak yaşamanın yollarını acilen  aramamız lazım, yani nefislerimizdekileri Allah’ın emrettiği gibi yaşamamız lazım. Bunu bizler yapabileceğiz yoksa ; ( Bir topluluk ( yani bizler) kendi nefislerindekileri Allah’ın gönderdiği vahiylerle değiştirmedikçe Allah da onların hallerini değiştirici değildir. Rad Sur. Ayet 11). Evet sevgili aileler öyle ye iç, yat kakla olunmuyor. Hep beraber ortamı görüyoruz, ortalıkta işlenen cinayetleri, hırsızlıkları daha birçok şeyleri televizyon ekranlarından görüyor, eyvah! diyoruz, ama bu olanları yapanlar toplumun müslüman insanlarından işlenir oluyor, insanlık denen haslet falan kalmadı, sokakta rahat dolaşılmıyor, araba kullanılamıyor, her an bir kavga, her an bir cinayet işleniyor, kavgayı bile ayıramıyoruz, iyilik yapalım derken kaza kurbanı olunuyor. Bunları her gün görüyoruz. Neden böyle oluyor ? Ne kadarımız düşünüyoruz? Bizimkine bir şey olmadı, aman ötekilere ne olursa olsun mantığı bu günleri doğurdu.

Ey aileler ,yarın iyi bir ev hanımı olacak kızlar yetiştirelim,  hele anneler kızlarınızla konuşun, şakalaşın, samimi olunuz, açık olunuz, açık konuşunuz, sevginizi belli ediniz, bu hususta da ölçülü olunuz, şımarmayınız, şımartmayınız, yarın eşine, çocuklarına nasıl davranacağını öğretiniz. Sizler de eşlerine güzel davranışlarda örnek olunuz., aynı şeyi de babalar yapmalı, erkek evlatlarına örnek olmalılar, evlatlarıyla oturup konuşsunlar, vakit ayırsınlar, yarın iyi bir aile babası için açık olmalılar, mahkeme duvarı gibi suratsızlık yapmamalıar, beraber gezmeliler, vakit geçirmeliler, kız evlat, erkek evlat ayırımı yapmamalılar.  Bu hususlarda birçok anne – baba  kız, erkek evlatlarının şikayetleri, sıkıntıları dile getirilmektedir. Bu sebepten de eşlerin boşanmalarının çoğaldığına şahit olmaktayız. Unutmayalım ki bunların çoğu anne baba sorumsuzluğundan kaynaklanmaktadır.

Şimdi gelelim müslüman bağlarına, buraya bir ayet meali ile başlamak istiyorum, uykudan uyanmak bakımından ; (Allah ve Resulü bir işe hükmettiği zaman, mümin erkek ve mümin kadınlar  o işte kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah’a ve Resulüne isyan eder (buyruklara uymazsa) gerçekten onlar apaçık bir sapıklığa sapmıştırlar. Ahzap Sur. Ayet 36) .Bu ayet şu soruyu hatırlatarak sorumluluk yüklemiyor mu?  Şöyle ki yaşanılan hayatın kimlere uyarak yaşanıyor?  Biz müslümanlara iki yola iki ruhsat verildi. Hak yolu Allah (cc) yolu, batıl bu insanoğlunun kendi aklına göre gördükleri yaşama sistemi. Bakalım Allah bu hususta ne buyuruyor ; ( De ki, Hak geldi batıl (zail) oldu, ortadan kalktı,  zaten batıl ortadan kalkmaya mahkumdur. İsra Sur. Ayet81) Şimdi yukarıdaki ahzab suresini ele alalım. Baş ayetlerde açık açık anlatıyor. Bana inanıp iman edenlerin başka sistemlere, yaşam biçimlerine uyma hakkı yoktur. Eğer benim büyük buyruklarıma uyumamışlarsa onlar apaçık bir sapıklığa sapmıştırlar, yani benim yolum olan hak yolundan sapmışlar. Bu yoldan ayrılmak sapıklıktır. Şimdi biraz kendimizi sorgulayalım, bizler  sapıkmıyız, gittiğimiz yol belli, yaşamımız belli, yok yok bizlerin birçoğumuz yok yahu, ben sapık değilim, diyebilir mi ? diyebilir miyiz ? Bizlere öğretenler bu sapmayı, bu sapıklığın üstünü örtmüşler, başka mana vererek birilerinin cinsi tecavüz, çalma, vurma, kırma gibi terimler yükleyerek bunu toplumun birkaçına bölmüşler, zamanla da ben müslümanım diyenler sadece bunları sapıklık görmüşler, kendi gittikleri batıl yolu mübah sayarak yola devam. Burayı çok iyi düşünmemiz lazım, Kitabımızın ne dediğini bilmeden neyi, nasıl yapmamızı nasıl öğreneceğiz? Birilerinin yani hocaların, hacıların, ermişler, evliyalara uyarsak ki uyduk, uyduğumuz yolda bugün ne hazin hallere düştük. Bugün Allah’tan ve Peygamberlerden daha çok nutuk atanlar var ve bu nutukçular asla da bir araya gelmezler, çünkü bunların her bir gurup başları ayrı ayrı kendi guruplarının başlarının dedikleri yoldan  yaşayıp yaşayıp  ömür tüketiyorlar. Halbuki Allah (cc) birlik beraberlik emrediyor ve şöyle buyuruyor ; ( Hep birlikte Allah’ın ipine (kitabına) yapışın, fırkalara bölünüp parçalanmayın. Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Birbirinize düşman idiniz. Allah kalplerinizi uzlaştırıp kaynaştırdı da onun nimeti sayesinde kardeşler haline geldiniz. Ateşten bir çukurun kenarında idiniz, sizi oradan kurtardı.Ali İmran Sur. Ayet 103). Yani Allah (cc) bizleri birbirine bağladı ve hep beraber benim Kitabıma bağlanın, hep beraber olun,  ayrılığa düşmeyin, bağlarınız, saflarınız sımsıkı olsun. Belki bizlerin bugünkü halimiz, ne bağlarımız, saflarımız, ne alemde parça parça olmuşuz. Biz Müslümanların bunda büyük kabahatleri var. Bir iş yerine giriliyor. Patronun dedikleri tam  olarak yerine getiriliyor. Evet bu tabii ki doğrudur, patron yapılan işe göre para veriyor. Buna eyvallah. Ama bizi yaratanın bizlere verdiği emirlere gelince aman yarın olur öbür  gün olur, biraz şurasından, biraz burasından deyip yaşanan bir ömür. Onun içinde bu yaşama uygun hocaları, şeyhleri, ağabeyleri  onlara kolaylık gösteriyorlar.

Amel olarak yapılması gereken görevleri iç alemlerine, kalplerine hapsediyorlar. Müslümanlık olarak ortada ne bağ ne bağlılık kalıyor. Birçokları İslam adına uydurulmuş bir din edinmiş, birbirinden kopmuş, hatta bazen birbirlerini dinden çıkmışlıkla suçlayabiliyorlar. İslam’da uyulması gereken bir  meselede internette, YouTube’da rastlıyoruz. Kıran kırana birbirlerini suçluyorlar. Birinin dediği ötekinin dediğini tutmuyor. Halbuki doğrunun bir cevabı var. Bugün öyle bir hale gelinmiş ki camilerde doluyor, aynı mahallenin insanları, konu komşu birbirlerine karşı selamsız  sabahsız, ancak maddi ve menfaat ilişkilerinde olan yaşam fikirlerinde beraber olanlar birbirleriyle selamlaşıp konuşuyorlar. Şunu da eklemem lazım aynı siyasi partiden olanları da dahil edelim. Müslümanlar giderken karşılaşmamak için yol değiştiren,   sözüm ona müslüman topluluğu. Baba oğlunu tanımıyor, oğlu babasını tanımıyor, dinlemiyor.  Şu soruyu kendimize soralım. Bizlere ne oldu da, böyle olduk?  Bunu sorup, cevabını bulup kendimizi de değiştirmemiz, aramızdaki bağları yeniden İslam’a uygun hale getirelim, günlük saflarımızı, komşuluklarımızı, akrabalıklarımızı, kardeşliğimizi, arkadaşlığımızı, insani İslami bağlarla bağlayalım. Bu da yalnız Allah (cc) kitabı Kur’an’a uymak, hayatımıza uygulamakla olur. Bugünkü yaşamaya devam edilirse, bakalım Allah (cc) ne buyuruyor ; ( Hepiniz sonunda Allah’a döndürülüp davetime (kitabıma) karşı takındığınız tavrınızdan hesaba çekileceksiniz. Bu Allah’ın gerçekleşmesi kesin vaadidir. İnsanı yaratan ve nasıl yaşaması gerektiğini belirleyip bildiren odur. Allah iman edip gereklerini yerine getirmek için gayret edenleri hak ettiklerinden çok daha fazlasıyla ödüllendirecektir. Hakikati inkâra kendilerini şartlandırmış olanlara ise cehennemde kaynar sudan bir içecek ve can yakıcı ateşten bir azap vardır. Yunus Sur. Ay. 4.)

Rabbil Alemin ne kadar da açık açık uyarıyor. Lütfen bu uyarıya ne kadar uyuyoruz, o zaman aile bağları, müslümanlık bağlarımız nasıldır daha iyi anlaşılacaktır.

Anlamak isteyip değişenlere Selam Olsun.

Selam ve Dua ile.

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir