Genel

Bu Gidiş Nereye ? Neler Gördüm ki Neler…!

Selahaddin Alıç-Hedem

Değerli okuyucularım; Bu gün kendi kendimi ve çevremi düşünerek, bir muhasebe yapmak istedim. Yaşayışımızı gözümün önüne getirdim. Birbirimize olan tavırlara, hareketlere baktım; hepsine kendimce maalesef geçerli not veremedim. Günümüzdeki komşuluk ve arkadaşlık hatta akrabalık bağlarına baktığımda, pek çok şeylerin yani değerlerimizin ve insani davranışlarımızın eskilere nazaran   çok değişmiş hatta yozlaşmış olduğunu üzülerek gördüm.
Çevremdeki   halen  geçerli olan icraatlara  bakınca; hepsinin sahte, hepsinin içi boş olduğunu, söz vermek kolay, yerine getirmek zor olan vaatlerle  dolu olduğunu, yerine getirilmesi zor olan, hadi denince bin dereden su getirecek vaatlerle dolu olduğunu gördüm.
En dindarımızdan tutun, en fettanımıza kadar olanının üzerine , bulunduğumuz ortamın,  kokuları sinmiş, kokular o kadar yaygın ki burnumuz koku almaz olmuş.  Demokrasiyi İslam’ın önüne getire getire Müslümana ‘acaba’ demek kalmış olduğunu gördüm. İnancımızın doğrultusunda değilde, sistemin emrinde hareket eder olduğumuzu müşahade ettim. Sistem sorgulamalarımın hayatımı alt-üst ettiğini dolayısıyla   bizi bizden aldığını, kendi şartlarına teslim aldığına şahit oldum.
Ticaretimizdeki faiz, kredi kartları, maaş kartları hepimizi sistem manyağı yaptığını,   dini hayatını yaşayamayanları, kendi hayatına doğru şartlandırdığını üzülerek müşahade ettim.  Toplum olarak fiziki şekil olarak farklı olsak da, kravat, gömlek, ütülü pantolon giyenlerle, üzerinde şalvarı, paltosu, gömleği, elinde tesbihi ile gezenler arasında bir  fark olmadığını gördüm.
Hepsinin cebinde maaş cüzdanı, kredi kartı ve banka defteri faiz olduğunu gördüm. Genellikle pek çoğuna yakın olanının kredi ile alınan evde oturmakta olduklarını, bu sosyal şartların getirdikleri zorluklardır,  diyerek Müslümanın direncini kıran mihenk taşları olduğunu  gördüm.
Kur’anî emir deyince ürkmüyor ve korkmuyor olanları gördüm. 
Bu düşüncelerin, dünya ile ilgisi yok diyerek, hayatın dışına atılmış uygulamalar olduğunu, kalblerde kalmış, vicdan denen et parçası ile ifade ediliyor olduğunu gördüm… Kredi kartlarına faiz uygulanacakmış, uygulansın diyenleri , ev kredileri ömrü billah insanları mahkûm ediyor, etsin diyenleri gördüm. Sağın faiz, solun kredi, ticaretin faiz, A.V.M merkezlerinde faizin gırla yapıldığını gördüm. Faizin haram olduğunu ,kaldırılması gereğini hatırlatan ilahiyatçı akademisyenin politikacılar tarafından tenkit edildiğini gördüm.
Dini inançların caminin duvarları arasında  hapis edilmesini isteyenlerin olduğunu gördüm.  İnananları  tesettür ve sakalın temsil ettiğini, bir de ‘‘inandım’’ dediği imanını izhar ettiğine  şahit oldum.. Din menkıbedir diyenleri, özlemle kurtarıcı mehdi bekleyenleri gördüm. İnsanların bilincinin-sorumluluğunun kaybolduğunu gördüm. Müslümanlığın ferdi olarak sadece inanma ve namaz-oruç- hac gibi görevleri yapmanın yeterli olduğunu ,savunanları gördüm. İnsanların cemaatlere ayrıldığını, tarikat ve siyasete daldıklarını, dünyevileşmede yarıştıklarını  gördüm.
Günümüzde bütün  toplumun bu hastalığa tutulmuş, ‘‘inandım’’ dese de ortada inanç uygulamalarının yok olduğunu, inancını gösteren herhangi bir amel ve gayret olmadığını  üzülerek gördüm.. Hepsi “Allah’a inanıyorum, zaman zaman da ibadetimi yapıyorum demelerine rağmen ibadethanelerin boş olduğunu, en azından ibadet vakitlerinde bile yeterince dolu olmadığını, ecdat yadigarı camiler dolmadan ,Ayasofya camisinin açılmasını  hoş karşılamayan yazar çizer beyinsizleri gördüm…. Allah’ın emirlerine uygun, farz ve sünnetin tarif ettiği mecburiyetleri yapmayan dolu dolu insanlar olduğunu gördüm.
Allah’ın emirleri bir inanç işi, Kur’an’a inanıyor, sünnete inanıyor, zamana da uyuyorum(!) diyenleri gördüm.. Bugün faizsiz bir hayat mümkün mü? Müslümanım diyen de, müminim diyen de, ılımlı müslüman olduğunu söyleyen de cebinde faiz kartlarını taşımıyor mu? Diyenleri ve “Kur’an’ın hayatımızı düzenleyen bir yönü yok ki (!) diyenleri gördüm.
 Kur’an hayatta yoktur (!) ‘’O’’, ölülerin cenazelerinde, kırkında, sene-i devriyelerinde okunan bir kitap diyen cahilleri, mürtetleri, müşrikleri, üzülerek gördüm.. Ondan neden korkalım. Korkumuz Allah’tır, O da affedicidir.” diyenleri gördüm.
Yaşadığımız içinde çırpındığımız  sistemin kokusunu almaz olduk. Üniversiteye giden streç pantolonlu kızımız başarılıdır, onunla gurur duyarız ,diyenleri gördüm. Allah’ın haram kıldığı   başörtüsüzlüğün aklımıza gelmez olduğunu ,büyüyünce takar, iş başa düşünce takma mecburiyetinde kalır diyenleri gördüm..
 Günümüzde tahsil yapan kızların başörtüsünün teferruat diye geçiştirildiğini gördüm. Kızların şimdilik baş örtülerinin mesele edilmemesini,  senin benim kızıma gerek kalmadığını savunan insanlar olduğunu ve Allah’ın haram kıldığı ayeti inkâr etmiyorsa da aklınca yorum yapanları gördüm..
Yaşadığımız ortamda sistemin kokusunu, umursamaz ve almaz olanlar olduğunu gördüm.. Ana-baba ailece  keyifle TV ler deki filmleri izleyenleri …. seven-sevişen, döven -dövülenleri seyrederken,  seyircilerin karşısına gelirken eline kadehi almış, seyirciye doğru uzatarak, şerefe(!) diyenleri, Hacısına hocasına, inananı inanmayanı kadehini kaldıranların olduğunu üzülerek gördüm..
Seyircilerin inançlarına yapılan bu saygısızlıklara, maalesef  bizim de adet-i adiyeden olduğu için kılımızın kıpırdamadığını gördüm.  Televizyonlardaki iftar sofralarında (üretiminde alkol kullanılan) meşrubat olarak ,alkolsüz içecek reklamı yapılan içecekler ve sağlıklı -güvenli olduğu tartışılabilecek gıdaların   reklamlarının yapıldığını gördüm.
Sebebinin   günümüz müslümanları olarak, duyarsız ve inancının gereğini yaşamak için gayret göstermeyen, uyuşturulmuş ve alışılmış, sistemle beraber İslami hassasiyetimizin kaybolmuş olduğunu gördüm.. Sistemin kokusunu almaz olduğumuzu, pis kokular içerisinde boğulmakta olduğumuzu gördüm. Gördüklerim beni daha çok insanlara uyarıda ve tebliğde bulunmaya yöneltti.
Hepimizin dostları, komşuları vardır. Birlikte yer birlikte içeriz. Hiç haram-helali düşünür müyüz? Oğlumuzu karşı komşunun kızı ile ders çalıştırmaya gönderirken haram diye aklımıza gelir mi? Bir Müslüman olarak bunlara çok üzüldüğümü, neler yapmam gerektiğini uzun uzun düşündüğümü gördüm. Bu yaşantımızı değiştirmediğimiz sürece cenneti kazanmanın çok uzak olduğunu gördüm.
Sözün sonunu bağlarsak, tavırlarımız ve hareketlerimiz kendimizi ele veriyor. Bu halimize bakınca biz nerde, müslümanlık nerde diyoruz. Dünyanın bir alternatifi var; ‘’O’’ da Ahirettir. Ahiretimize Kur’an’ın hakim olmasını isteyenler, gayret edenler, hakkı ve hakikatı tebliğ yapanlar  kazanacaklardır. Allah cümlemizi Hakkı ve hakikatı yaşayan ve tebliğ edenlerden eylesin darken hepimize mutlu ve huzurlu Ramazanlar ve iftarlar  dilerim.
Helalle beslenin ,sağlıklı  kalın, diyorum..
Daha Fazla

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Kapalı