GenelYazarlardanYazılar

“Empatik” Sempati ?

Kızılderili şefleri trenle New York’a getirildi.

Bir heyet kendilerini karşıladı.

Konuklara toplantı öncesi kenti gezdiriyorlardı.

Sokaklardaki insan seli, arabaların, iş makinelerinin gürültüsü Kızılderilileri şaşırtmıştı..

Bir ara Oglala Lakhotaları’nın şefi ve şamanı Heȟáka Sápa-Kara geyik bir Ağustos böceğinin şarkısını duyduğunu söyledi.

Diğer reisler onayladı ama beyaz adamlar inanmadı.

Kentte Ağustos böceğinin olmayacağını, olsa bile bu gürültüde duyulamayacağı söylediler.

Kara geyik ısrar etti.

Arabayı durdurdu.

İndi, ilerideki parka gitti ve bir ağaçta Ağustos böceğini gördü.

Amerikalılar şaşırmıştı..

“Olamaz” dediler, “Sende doğaüstü güçler var.”

“Hayır” dedi Kara geyik,

“Ağustos böceğini duymak için doğaüstü güce ihtiyaç yok.”

“O zaman biz niye duymadık?” dediler.

Kara Geyik cebinden metal bir 50 sent çıkardı, kaldırımda yürüyen insanların arasına yuvarladı.

Bir anda herkes “Acaba benden mi düştü?” diye paraya bakmaya başladı.

Kara geyik yanındakilere sordu:

“Anladınız mı?”

“Anlamadık” dediler.

Anlattı;

“Bir insan için önemli olan, nelere değer verdiğidir. Çünkü her şeyi ona göre duyar, ona göre görür ve ona göre hisseder.

Siz doğaya değer verseydiniz, Ağustos böceğinin şarkısını duyardınız…”

Bir Kızılderili hikâyesidir bu.

Kıssadan hissedir.

Şimdi sorun kendinize;

Neye değer veriyorsunuz?

Neyi görüyor, neyi duyuyorsunuz?

Duyduğunuz bozuk paranın sesi mi, Ağustos böceklerinin türküsü mü?

Goethe’nin bir sözü var.

“İnsanın gözü bildiği ve anladığı şeyi görür. Ancak,

Daha derin bilgi ve kültürün bize gösterdiği birçok şeyi, önümüzde durduğu halde yıllarca görmemiş olabiliriz.”

Şimdi biz; Empati(duygudaşlık) kurmadığımız bir olayı duyumsayabilir miyiz?
“Empati, bir insanın kendisini karşısındaki kişinin yerine koyarak onun duygu durumunu, düşünce yapısını anlamasıdır.

Empatinin ne olduğu hakkında bir fikrimiz oldu ancak empati ile benzer bir kavram olan bir de sempati kavramı vardır.

Benzerlik diyebiliriz, ama sadece kafiyesel, sözsel bir benzerlik. Anlamları tamamen farklıdır.
Empati bir insanı anlayabilmektir. Ancak sempati herhangi birine karşı duyulan bir duygusal yakınlıktır.

Duygusal yakınlık olmadan muhatabın o anki duyusal, eğitsel geleneksel algılarına ulaşmak hakikaten zor bir şeydir.” Buna tanımadan tanımlamak da diyebiliriz”.

Bizler her zaman örneklemeler yaptığımız kişi veya toplumları hem empatik hem de sempatik yönleri ile ele alıp incelemek irdelemek durumunda olduğumuzda, onu onların hakkında daha isabetli daha yatkın daha anlaşılır sonuçlara gitmek mümkün olabilir.

Şöyle de diyebiliriz. Basit ifadeyle kişinin kendini başka birinin yerine koyabilmesi olarak tanımlanabilecek bir şey dir. Yani muhatabın yerine kendimizi koyarak olayları değerlendirmeye çalışmak. Bu konuda ne kadar başarılı oluruz denirse, elimizden, yüreğimizden ve birikimlerimizden elde edebileceğimiz şeyler kadar denilebilir.

Biz burada uzun uzadıya ne empati’yi ne de sempati’yi anlatacak değiliz.

Belki sık sık örnek verdiğimiz Mekkelilerin o günkü haletiruhiyelerini, sosyal kültürel birikimlerini, dinsel algılarını test ederken elimizde birçok malzemenin, argümanın olmasına yarayacaktır.

Bu bağlamdan olarak onlar Allah’ın elçisini neden reddettiler sorusuna verilecek cevaplar konuya hem sosyolojik anlamda hem de sosyal psikoloji anlamında onları anlamaya yarayacak ve muhatabı olduğumuz toplumda benzer durumlar karşısında neler yapabileceğimizi netleştirebilecektir.

Bu gün bizler çok iyi tanımadığımız bir toplumu sık sık şirk ve müşrik tanımlaması ile ele aldığımız için bu tanımların altını üstünü doldurup sağını solunu beslemek durumundayız.

Allah inancı ile teçhiz olmuş bir toplumun şu itirazlarının, onların sağlam bir imanı(!) olduğuna nasıl delalet etmez.

“Dediler ki, ‘Tanrılarınızı terketmeyin. Ne Vedd’i, ne Suva’ı, ne Yeğus’u, Yeuk’u ve Nesr’i bırakmayın.'”Ve hatta büyük tuzaklar kurdular.”nuh21. 22.23

“Nuh dedi ki, “Rabbim, onlar bana karşı geldiler ve parası, çocukları kendisine sadece zarar veren bir kimseye uydular.”

Ne adına kimin adına ne için? Atalarından aldıkları eğitim ve dinleri adına. Bir insan ve toplum ne atalarını ne de tanrılarını terk eder mi?

Etmeleri için hakikaten sağlam bir delili veya karineleri olması gerekmez mi? Sağlam ve sağlaması yapılabilecek bir kaynakları da olmalı değil miydi?

Var mı idi? Olmamasına rağmen toplumun ezici bir çoğunluğu dinlerinden dönmemişti.

Bilakis tepkisel olarak daha sıkı sarılmaları söz konusu edilebilir. Mesnetsiz tepkilerin Kurandaki karşılıkları okunduğunda onların siyasal söz ustaları ve din adamları tarafından nasıl manipüle edildiklerini net olarak görebilmekteyiz.

Bu gün ile o günün arasına bir köprü kurarak, hem o günün cahili algılarını, hem de bu günün algılarını rahatlıkla test edebilmek mümkün olmaktadır.

Bu günde üstü kapalı olarak, vahyin davetçilerinin muhatap olduğu reddiyelere ne kadar benzeşiyor

“”Bizi tanrılarımızdan saptırmak için mi bize geldin? Doğru sözlü isen bize söz verdiğini getir bakalım,” dediler. ahkaf 22.

“Firavun dedi, “Beni bırakın Musa’yı öldüreyim de o da Rabbine yalvarsın. Sizin dininizi değiştireceğinden veya yeryüzünde kötülük çıkaracağından endişeleniyorum.”mümin 26.
“Tanrılarımızı deli bir şair için mi terk edeceğiz?” diyorlardı. saffat 36

“Tanrıları tek tanrı mı yaptı? Bu, gerçekten çok tuhaf!”

Onların liderleri öne fırladılar, “Yürüyün, tanrılarınıza bağlı kalın. Sizden istenen sadece budur.”

“Son dinde böylesini işitmedik. Bu bir uydurmadır.” Sad 5,6,7

– Deli! Tanrıları tek tanrı sayacak kadar ileri giden birilerine verecekleri hiçbir şeyleri olmadığı gibi ondan alacakları bir şeyde yok.

Onlar atalarından aldıklarından vaz geçmemeyi marifet zannederek yaşamaya devam etmekte idiler.

Ya bu gün, bilgi ve teknoloji çağında değişen ne? Günün insanı onlardan daha mı az cahil. O gün cahillik nasıl ki, hiç bir şey bilmemek değil idiyse, bu günde bilinen şeylerin ekserisi hurafe uydurma ve israiliyyat kökenli olmasına rağmen, insanların onun bunun yanlışına din diye sarılması anlaşılır gibi değil.

Demek ki; Cahiliye veya Şirk sempatik geliyor. İlahların tek olması insanlara sevimli gelmiyor. Yalnız: Allah ve onun vahyi anıldığında o gün rahatsız olanların bu günde rahatsız olmaları, aynı mektebin veya meşrebin üyeleri olduklarının birer delili olsa gerek.

Kendi adıma empatiyi pek sempatik bulmadım. Buna rağmen yapmaya devam edeceğimi söyleyebilirim. Ki; Geçmişin insanı nasıl aldatılmış ise geleceğin ve günün insanı da aynı yöntemler kullanılarak aldatılmış olmasında dolayı, onlara bunlara dur diyebilmenin yolu yöntemi hepsinin daha iyi, derinlemesine anlaşılmasını sanki olmazsa olmaz kılıyor.

Vesselam.

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir Yorum

  1. Kalemine yüreğine sağlık abi, yine içimdekileri söylemişsin.. Rabbim ilminizi arrtırsın. Atalarının batıl dini üzere ölüp gidecek olanlardan olmaktan Yüce Rabbimiz bizi sakındırsın. Çünkü onlar için ümit tükenmiştir..

Duygu Gürses Diken için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Kapalı