GenelMektuplara Cevap

Eşini Aldatmak İslam’da Nikâhı Bozar mı Ve Boşanma Sebebi Olur mu?

Soru: Bir kimsenin eşini aldattığı ortaya çı­kınca eşiyle olan nikâhı bozulur mu? Bu durumu aydınlatırsanız memnun olurum.

Cevap: İslam’da aile toplumun en temel müesseselerinden biridir. Bu konunun ilk adımı ile ilgili olarak Muhammed (a.s.) şöyle buyuruyor:

“Evleneceğiniz kadına iyice bakın, onda ho­şunuza giden bir haslet bulunsun.” Bu ilke kadın için de gereklidir onunda evleneceği erkekte hoşuna gi­deceği bir özelliğin olması gerekir ki bir ömrü bera­ber geçirecekler.

Böyle olduğu için İslam anlayışında ailenin temeli şu beş ilke üzerine bina edilir:

  • Sevgi: Evliliğin ve birlikte olmanın en te­mel harcıdır ve eşler birbirlerini her halükarda sev­meye söz verirler.
  • Saygı: Eşler birbirlerinin hakkına hukuku­na şahsiyetine saygılı olacaklarına söz verirler.
  • Sabır: Eşler birbirlerinin iyi ve kötü günle­rindeki her hallerine karşı sabırlı, tahammüllü ola­caklarına ve birbirlerine katlanacaklarına söz verir­
  • Samimiyet: Eşler birbirlerine karşı duygu ve davranışlarında son derece samimi olacaklarına, asla göstermelik sahte bir davranış göstermeyip iç­tenlikle davranacaklarına söz verirler.
  • Sadakat: Eşler bir ömür boyu gizli açık birbirlerine sadık kalacaklarına, ırzlarını koruyacaklarına, asla birbirlerini aldatmayacaklarına söz ve­rirler.

Evliliğin ilkeleri konusunda Rabbimiz de şöyle buyurmaktadır:

“Eğer, velisi olduğunuz mal sahibi yetim kız­larla evlenmekle onlara haksızlık yapmaktan kor­karsanız onlarla değil, hoşunuza giden başka kadın­larla iki, üç ve dörde kadar evlenebilirsiniz; şayet, aralarında adaletsizlik yapmaktan korkarsanız bir tane almalısınız veya sahip olduğunuz ile yetinme­lisiniz. Doğru yoldan sapmamanız için en uygunu budur.” (Nisa 4/3)

Bu konuya niçin böyle bir zeminden girilmiş-tir denilirse; bilesiniz ki cahiliye döneminde de ev­lilik kurumu vardı. Araplar da nikâhın ve zinanın ne olduğunu biliyorlardı. Ancak her konuda olduğu gibi bu konuda da kendilerinden bir takım ilaveler yapıl­mış, keyfi olarak helal haram sınırları konulmuştu. İşte İlahi iradenin tasvip etmediği bu konular şöyle düzeltilmişti:

“Sizlere, analarınız, kızlarınız, kız kardeşleri­niz, halalarınız, teyzeleriniz, kardeşlerinizin kızları, kız kardeşlerinizin kızları, sizi emziren sütanneleriniz, sütkardeşleriniz, karılarınızın anneleri, kendi­leriyle gerdeğe girdiğiniz kadınlarınızın yanınızda kalan üvey kızlarınız ki –anneleri ile gerdeğe girmemişseniz o kızlarla evlenmenizde size bir engel yoktur-. Öz oğullarınızın eşleri ve iki kız kardeşi bir arada almak suretiyle evlenmek, -geçmişte olanlar artık geçmiştir- bundan böyle size haram kılındı. Doğrusu Allah bağışlar ve merhamet eder.” (Nisa 4/23)

“(Harp esiri olarak) sahip olduğunuz cari­yeler müstesna,(çünkü esir olan eş fidyesi verilip kurtarılmadığı takdirde nikâhı düşmüş oluyor.) evli kadınlar da size haram kılındı. Allah’ın size emri bu­dur. Bunlardan başkasını, namuslu olmak ve zina etmemek üzere mallarınızla (mehirlerini vererek)nistemeniz size helâl kılındı. Onlardan faydalanmanıza karşılık kararlaştırılmış olan mehirlerini verin. Mehir kesiminden sonra (bir miktar indirim için) karşılıklı anlaşmanızda size günah yoktur. Şüphesiz Allah ilim ve hikmet sahibidir.” (Nisa 4/24)

Bundan sonra ise gerek iman bakımından ge­rek ahlak bakımından denklik ve uyumluluk konu-sunun da esas alınmış olduğunu görüyoruz:

“Zina eden erkek, ancak zina eden veya put­perest bir kadınla evlenebilir. Zina eden kadınla da, ancak zina eden veya putperest olan bir erkek ev­lenebilir. Bu, müminlere haram kılınmıştır.” (Nur 24/3)

Bu günün insanının en çok ihlal etmiş olduğu konulardan biri de budur. İnançta birlik, ahlaki an­layışta uyumluluk konusuna gerekli ilgi ve ihtimam gösterilmez olmuştur. Çünkü toplumda inanç konu­su insanları değerlendirmede bir parametre olmak­tan çıkartılmıştır. Bunların yerine; Sahip olunan mal mülk, kariyer, makam mevki ve fiziki görünüm gibi unsurlar tercih edilen değerler olarak getirilmiştir. Ayeti kerimede bahsedilen zina ve şirk konusu bu günün insanı açısından bir nakısa olarak görülmez olmuştur. İşte bu ayet (Nur24/3)

Sorunuzda konu ettiğiniz zina olayının nasıl bir sonucu olacağına gerekli açıklığı getirmiştir.

Eşlerden biri diğerini aldatmış ise, yani açık ifadesi ile evli olduğu halde zina etmişse ve bu ko­nuda açıklığa kavuşmuş, itirafla veya bir başka yol­la ispat edilmiş ise, mağdur durumda olan eş de ehli iman ise; bu nikâh kendiliğinden düşer. Sebebi ise nur suresi 3. Ayetidir. Başka bir fetvaya, müftüye, hâkime gerek kalmadan sonucu göstermektedir: (Sadece konuyu tescil açısından mahkeme kararı ile tescil edilmeye ihtiyaç vardır. Çünkü resmi sonuçların olması hakların tahakkuku için gereklidir.) “ …Bu müminlere haram kılınmıştır” ifadesi yeterli bir delildir. Çünkü haram olan bir konuda meşruiyet ifade eden bir akit yapılamaz. Evlenilmesi haram olan bir kadınla yapılacak nikâhın meşruiyetinin olmayacağı gibi; Aynı konu erkekler içinde geçerlidir. Nikâhlanması haram olan bir erkek ile de yapılacak nikâhın geçerliliği olmayacaktır.

Ayrıca nikâh bir akit, bir sözleşmedir. İki kişi arasında varılan bir mutabakat sonucu belli şartlara uyularak şahitler huzurunda yapılır. Bu şartlar de­vam ettiği sürece sözleşme şartlarına bağlı kalınıp sadakat gösterildiği sürece devam eder. Taraflar­dan biri bu antlaşmaya ihanet ederse, akit bozul­muş olur. Kadın erkek evlilik akdiyle birlikte Allah Teâlâ’nın korumasını istediği namusunu ve aile sır­larını korumak zorundadır. İyi kadınlardan bahse­derken rabbimiz şöyle buyuruyor:

“…İyi kadınlar, itaatkâr olanlar ve Allah’ın korunmasını emrettiği şeyleri kocalarının bulunmadığı zamanlarda da koruyanlardır…” (Nisa 4/34)

Burada bir şeyi daha gündeme getirmeliyiz diye düşünüyorum. Toplumdaki genel teamül kadın yaparsa zina erkek yaparsa delikanlılık!.. Bu duru­mu Türk filmlerinde çok işlediler ve bu milletin na­mus anlayışını değiştirmeye muvaffak oldular. Türk sinemasındaki Meşhur Kadir Savun bir filminde kızı babası evine geliyor. Babası soruyor: “Kızım niçin geldin? Kız da kocam başka kadınlara gidiyor baba ben de dayanamadım geldim diyor. Kadir savun baba rolünde şöyle diyor: Kızım gençlikte biraz hovardalık delikanlılığın şanındandır. O sonunda sana döner. Bunun için evini terk etmene gerek yoktu” diyor!.. Kız da dese ki; baba ben de delikanlıyım birazda ben yapabilir miyim bu işleri? Vay “Fahişe” diye çarpı verirler!.. Böyle bir anlayış temelden yan­lıştır. Bu işin kadını da erkeği de birdir. Namus herkes için aynıdır değişmez.

Bu noktadan hareketle toplumun bu yanlış teamüllerine göre hareket etmek asla doğru ol­mayacaktır. Toplum iki arada bir derede bırakılıyor. Çünkü şu an insanlar iki hukuk arasında kalmakta­dır. Biri İslam hukuku, diğeri ise laik ve demokratik yani İsviçre medeni hukuku. Her hukukun kendine göre de ahlakî anlayışı değer yargıları ve teamülleri vardır. Bunlar, bir biri ile ne temelde ne de tavanda birleşirler. Kamusal alanda cari olan hukuk ve ahlak demokratik hukuk olduğu için; İslam hukuk ve ah­lak anlayışı, sadece özel alanla sınırlı kalmaktadır. Resmi olarak yapacağı bir şey yoktur. Sadece bazı insanların sinesinde bir düşünce olarak kalmaya mahkûm edilmiştir.

Genel durum böyle olmakla beraber özele gelindiğinde iş yine İslam’a döndürülüp sorgulanmak durumunda kalınıyor. Çünkü sonuçta bireysel olarak İslam’ın üstünlüğünü kabul edenler, hesabı Allaha vereceklerine inandıkları için; nihai olarak bu işimize Allah ne diyor, nasıl olmasını istiyor ve ne yapmamızı istiyor demek durumunda kalıyorlar?

Şimdi sonuç olarak kocasını aldatan kadın, karısını aldatan koca masumiyetini kaybetmiş verdiği sada­kat sözünü bozmuştur. Nur suresi 3. ayetinde bah­sedildiği gibi bu nikâh bu evlilik müminlere haram­dır. Ancak kadın ve koca anlayış ve zihniyet olarak bu işleri “normal” görecek bir durumda iseler, yani zanilik ve zaniyeliği kabul eden bir anlayışın sahi­bi iseler; birbirlerinden şikâyetçi olmadıkları sürece evlilikleri devem eder. Çünkü Allah böyle bir evliliği müminlere haram kılmıştır.

“İnsana sadakat yaraşır görse de ikrah. Doğruların yardımcısıdır Hazreti Allah.”

Dünya da ve Ahirette yardımcımızın Allah ol­ması temennisi ile…

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir