GenelYazarlardanYazılar

Kur’an’a Göre Modern Zamanda İslam’ı Temsil Nasıl Olmalıdır?

Kur’an’a göre modern zamanda İslam’ı temsil etmek, belirli bir kültürü, mezhebi veya tarihsel geleneği yeniden üretmekten ziyade, Kur’an’ın evrensel ilkelerini çağın şartları içinde hayata geçirmek anlamına gelir. Kur’an’ın temel hedefi, insanı Allah’a kullukta özgürleştirmek, adaleti tesis etmek, ahlaki bir toplum oluşturmak ve yeryüzünü imar etmektir.

Müslümanlar, mezhep, gelenek veya kültürel alışkanlıkları mutlaklaştırmadan önce Kur’an’ın inşa ettiği bilinçle düşünmelidir. Temsil noktasında en büyük sorunlardan biri, Müslümanların tarihsel yorumları dinin kendisi gibi görmeye başlamalarıdır.

Adalet, emanet, merhamet, doğruluk, tevazu, gibi ilkeler olmadan yapılan İslami temsilin inandırıcılığı zayıflar. Bu nedenle temsil, önce zihinsel bir dönüşümü gerektirir. Bu nedenle modern çağda İslam’ın temsili, şekilden çok ilkelere ve davranışlara dayanmalıdır.

  1. Tevhit Merkezli Bir Temsil

Kur’an’ın en temel mesajı tevhittir. Ancak tevhit yalnızca Allah’ın birliğine inanmak değildir; hayatın bütün alanlarında otoritenin, ahlakın ve değer ölçüsünün Allah’ın koyduğu ilkelere dayanmasıdır.

Sizin O’nun peşi sıra kulluk ettikleriniz Allah’ın kendilerine hiçbir yetki vermediği, sadece sizin ve atalarınızın uydurduğu isimlerdir. Hüküm yalnızca Allah’ındır. O, kendisinden başkasına kulluk etmemenizi emretmiştir. Sapasağlam din işte budur ancak insanların çoğu bilmez. (Yusuf/40).

Modern dünyada tevhit; insanı ideolojilere kul olmaktan kurtarmak, tüketim kültürüne teslim olmamak, gücü ve çıkarı ilahlaştırmamak, İslamı kişi ve kurumların mutlak otoritesine dönüştürmemek anlamına gelir. Dolayısıyla İslam’ın temsili önce özgür bireyler yetiştirmekle başlar.

  1. Ahlakın İnançtan Önce Görünmesi

Kur’an’da peygamberlerin davetinde insanların ilk dikkatini çeken şey sözlerinden önce ahlakları olmuştur. Kur’an Hz. Peygamber’i şöyle tanımlar:  “Ve sen çok yüce bir ahlak üzeresin.” (Kalem 68:4). “Biz seni alemlere (:insanlığa) ancak rahmet olarak gönderdik.” (Enbiya/107).

Bugün İslam’ın en güçlü tebliği; dürüst ticaret, sözünde durmak, emanete riayet, merhamet, adalet, nezaket, kul hakkına hassasiyet göstermek olacaktır. İnsanlar önce Müslümanın karakterini görmelidir.

  1. Adalet Merkezli Bir Medeniyet

Kur’an’ın en çok tekrar ettiği toplumsal ilkelerden biri adalettir.

Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve yakınlarınız aleyhine bile olsa Allah için şahitler olarak adaleti gözetenler olun. Onlar ister zengin olsun ister fakir olsun, Allah onlara daha yakındır. Öyleyse tarafsızlıktan ayrılıp heva(larınız)a tâbi olmayın. Eğer sözünüzü eğip büker ya da çekinirseniz, Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. (Nisâ 4:135).

Ey iman edenler! Allah için adaleti ayakta tutan şahitler olun. Bir topluluğa olan hıncınız sizi tarafsızlıktan alıkoymasın. Tarafsız olun. Bu, takvaya daha yakındır. Allah’a karşı takvalı olun. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. (Maide/5).

Modern dünyada İslam; hukukun üstünlüğünü, insan onurunu, kadın-erkek herkese adaleti, ekonomik hakkaniyeti, yönetimde şeffaflığı savunan bir duruş sergilemelidir. Kur’an’a göre zulüm hangi taraftan gelirse gelsin reddedilir.

  1. Bilgiye Dayalı Din Anlayışı

Kur’an körü körüne taklidi eleştirir.

Hakkında bilgin olmayan şeyin peşine düşme. Çünkü işitme, görme ve gönül; bunların hepsi ondan sorumludur. (İsrâ/36)

Bu nedenle Müslüman; araştıran, sorgulayan, delile önem veren, bilim üreten, Kur’an üzerinde düşünen bir kimlik geliştirmelidir. Bilgi tek başına yeterli değildir. Gerçek temsil; doğru bilgi, sahih bilinç, ahlak, sorumluluk, eylem birlikteliğiyle ortaya çıkar. Kur’an’ın ilk emri “Oku”dur. Bilgi üretmeyen toplumlar temsil gücünü kaybeder.

  1. Hikmetle Tebliğ

Dinde zorlama yoktur. Rüşd (:doğruluk), eğrilikten ayrılmıştır. Artık kim tağutu inkâr edip Allah’a inanırsa, o, kopmayan sapasağlam bir kulpa yapışmış olur. Allah işitendir, bilendir. (Bakara/256).

Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel bir biçimde tartış. Rabbin, yolundan sapanları en iyi bilendir. Hidayette olanları da en iyi bilendir. (Nahl/125). Ayetteki tarikata ve cemaate değil “Rabbinin yoluna” ifadesi manidardır.

Modern çağda İslam; bağırarak değil, ötekileştirerek değil, nefret diliyle değil, hikmet ve güzel iletişimle temsil edilmelidir.

  1. Evrensel İnsanlık Değerlerini Savunmak

Kur’an insanı yeryüzünün halifesi olarak görür.

Hani Rabbin meleklere: “Ben yeryüzünde bir halife kılacağım.” demişti. Onlar da: “Biz seni hamd ile tesbih ve takdis ederken, orada bozgunculuk çıkaran ve kan döken birini mi halife kılacaksın?” dediler. Allah: “Ben sizin bilmediklerinizi bilirim.” (Bakra/30).

Sizi yeryüzünün halifeleri kılan ve size verdikleriyle sizi imtihan etmek için kiminizi kiminizden derecelerle üstün kılan O’dur. Rabbin, cezalandırması çok çabuk olandır. O bağışlayıcıdır, merhametlidir. (En’am/165).

Bunun için İsrailoğullarına şöyle yazdık: “Kim bir cana kıymayan veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayan bir kimseyi öldürürse bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de onu yaşatırsa bütün insanları yaşatmış gibi olur.” Elbette resullerimiz onlara açık deliller getirmişti de bundan sonra onlardan birçoğu yine de yeryüzünde aşırı gitmişlerdi. (Mâide/32).

Dolayısıyla; savaş yerine barışı, çevreyi korumayı, yoksullarla dayanışmayı, insan haklarını, mazlumdan yana olmayı İslam’ın doğal sonucu olarak görmek gerekir.

Müslümanların günübirlik tartışmalar yerine uzun vadeli bir medeniyet ufkuna sahip olmaları gerekir. Bunun için; eğitim, düşünce üretimi, bilim, kültür, sanat, ahlak alanlarında üretken olunmalıdır.

  1. Mezhep Kimliğinden Önce Müslüman Kimliği

Kur’an ümmet bilincini öne çıkarır. Modern ulus-devlet sınırları Müslümanları birbirinden koparmıştır. Bu nedenle temsil; sadece kendi ülkesiyle ilgilenen, sadece kendi mezhebini savunan, sadece kendi cemaatini merkeze alan bir anlayış olmamalıdır. Müslüman dünyanın ortak sorunlarına karşı duyarlılık geliştirmek gerekir.

Gerçek şu ki dinlerini parça parça edip bölük bölük olanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Sonra O, işlemekte olduklarını kendilerine haber verecektir. (En’âm/159).

Modern çağda temsil; mezhep fanatizmini, cemaat üstünlüğünü, lider kutsamasını değil, Kur’an ortak paydasını öne çıkarmalıdır.

  1. İstişare ve Katılımcılık

Kur’an yönetimin temel ilkelerinden biri olarak şûrâyı gösterir.

Onlar Rablerine icabet ederler, salâtı yerine getirirler. Onların işleri, aralarında şûra iledir. Kendilerine rızık olarak verdiklerimizden de infak ederler. (Şûrâ/38).

Modern toplumda bu ilke; katılımcı yönetim, hesap verebilirlik, ortak akıl, liyakat gibi değerlerle uyumludur.

  1. İsraf ve Tüketim Kültürüne Karşı Duruş

Modern çağın en büyük sorunlarından biri aşırı tüketimdir. Kur’an ise şöyle buyurur:

Onlar harcadıkları zaman ne israf ederler ne de kısarlar, ikisi arasında orta bir yol tutarlar. (Furkan/67).

Modern kapitalizm insanı tüketen bir hayat tarzı üretmektedir. İslam’ı temsil eden kişi; gösterişten uzak, sade, kanaatkâr, paylaşımcı bir hayat sürmelidir. Müslüman; sade yaşamalı, çevreyi korumalı, gösterişten uzak durmalıdır.

  1. Kur’an’ın Şahitlik Görevi

Kur’an ümmeti şöyle tanımlar:

Nitekim insanlara şahit olmanız, Resulün de size şahit olması için sizi dengeli bir ümmet kıldık. Senin üzerinde bulunduğun yönü (:Kâbe’yi) kıble yapmamız, Resule uyanlar ile gerisin geri dönenleri ayırt etmek içindir. Doğrusu, (bu karar) Allah’ın hidayete ulaştırdıkları dışındakilere ağır gelecektir. Allah, imanınızı zayi edecek değildir. Allah insanlara karşı şefkatlidir, merhametlidir. (Bakara/143).

Şahitlik; doğruluğun şahidi olmak, adaletin şahidi olmak, iyiliğin örneği olmak, güvenilir insan olmak demektir. Bu temsil, sloganlarla değil hayatın içinde gerçekleşir.

Sonuç: Kur’an’a göre modern zamanda İslam’ı temsil etmek, geçmiş toplumların bütün kültürel formlarını aynen tekrar etmek değil; Kur’an’ın evrensel ilkelerini çağın sorunlarına cevap verecek şekilde yaşamak ve görünür kılmaktır. Bu temsilin merkezinde tevhid, adalet, merhamet, hikmet, ilim, özgürlük, istişare ve ahlak yer alır. Böyle bir temsil, dinin yalnızca ibadetler ve semboller üzerinden değil, bireysel karakter, toplumsal adalet, bilgi üretimi ve insanlığa fayda sağlayan bir yaşam biçimi üzerinden anlaşılmasını sağlar. Kur’an’ın öngördüğü “şahit ümmet” anlayışı da tam olarak bunu ifade eder: Müslümanlar, insanlara dinlerini öncelikle yaşayarak gösteren güvenilir örnekler olmalıdır.

Modern zamanda İslam’ı temsil etmek, öncelikle ahlaki güvenilirlik, entelektüel derinlik, Kur’an merkezli bilinç, ümmet sorumluluğu ve evrensel adalet anlayışı ile mümkündür. Müslümanların temsil krizi yalnızca siyasi güç eksikliğiyle değil, daha çok düşünce üretimindeki zayıflık, ahlaki tutarsızlık, tüketim kültürüne teslimiyet ve eleştirel bilinç eksikliğidir.

Bu yaklaşım, Kur’an’da öne çıkan “şahit ümmet” (Bakara/143), “iyiliği emretme ve kötülükten sakındırma” (Âl-i İmrân/110) ve “adaleti ayakta tutma” (Nisâ/135; Mâide/8) ilkeleriyle önemli ölçüde örtüşür.

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Kapalı