Genel

İsraf ve Tüketim Faizden Daha Tehlikeli ve Haramdır

Ali Haydar Haksal/Milli Gazete

Bu düşünceyi daha önce bu köşede birkaç kez dile getirmiştim. Kimi konuları sık vurgulamada yarar var. Bir kere yazılır ve söylenir sonra da unutulur. Kimi durumlar var ki hayatımıza girince artık kangrenleşiyor, içinden çıkılamıyor.

Biliyoruz ki faiz haram. Bu haramdan korunmayı kısmen gerçekleştirebiliyoruz. Kısmen diyorum çünkü yapı ve sistem faiz üzerine bina olunmuş. Ondan kaçınmamız bireysel olarak imkânsız o zaman gücümün ve irademizin yettiği kadarıyla sakınmada yarar var. Faiz ürkütücü ve büyük bir günah. Bunun bilincinde olmak bile bir bakıma olumlu bir durum. Bilinç edinme ayrı bir durum. Geçmiş zamanda yediğimiz ekmeğe kadar faizin sindiği bilinmiyordu. Bilenler elbette biliyordu. Ama hâlâ bilinmeyen yanları var. İnsanlık faizli devletin kulu. Kişi Tanrı devletin kurallarına uymak zorunda. Onun dışına asla çıkamaz. Çıkmasına izin ve fırsat verilmez.

 

Fakat bugün, insanlık gönüllü olarak faizi besliyor. Kendi kendinin kurdu oluyor. Dolaylı olarak faize destek veriyor.

Tüketim çılgınlık boyutunda. İnsan iradesini eline geçirmiş başını almış gidiyor. Gönüllü faiz besleyicileri insan. Kredi kartı kullanıyor. Olmayan parası üzerinden kendini bağlıyor. Geleceğini ipotek altına alıyor, parası olmadığı hâlde. Düzenli ve sistemli bir yapı yok. Yarın kimin ne olacağı ne yapacağı bilinmez. Kendini aşırılığa kaptıranlar ne var ne yok kendine ait sanıyor ve saldırganlaşıyor. Günü gelince ekmeğini, kazancını faize buluyor.

Çok uluslu şirketlerin, büyük sermayenin yapıp ettiklerine, ürettiklerine mahkûm olunuyor. Örneğin bir araba alıyor, araba yabancı sermayeye ve kurumlara ait. Öderken, kredi kartıyla ve katlanan faiziyle ödüyor.

Herkesin cebinde kredi kartları var. Bir bakkala  bir markete giriyorsunuz küçük bir alışveriş için bile karttan işlem yapılıyor.

Daha da önemlisi çılgınca bir tüketim var. İnsanın gereksinimlerini aşan, sınırı olmayan bir hovardalıkla. Faizin sınırları belli. Tüketim ve israfın sınırları yok ki.

 

Üretilen nesneler bize ait değil. Biz kendi el emeğimizi tüketmiyoruz. Tepeden tırnağa çok uluslu devlerin kulu ve kölesiyiz. Bendesiyiz, tutkunuyuz. Göz ve ruh yanıltan gösterimlerle bizi yoldan çıkarıyorlar. Biz de yoldan çıkmaya teşneyiz, gönüllü koşuyoruz.

Haramları biliyoruz. İnsanı harama götüren yollardan kaçınmıyoruz. Gönüllü bir koşudayız. Biz derken insanlık ve toplumumuz insanımız adına konuşuyorum. Hayatta hiçbir zaman bir kredi kartım olmadı. Kendimi ipotek etmedim. Param varsa aldım, yoksa almadım. Kendimi hiçbir şeye mahkûm etmedim.

Gözü karalık insanı bunaltıyor. Günü ve zamanı geliyor işin içinden çıkılamıyor. AVM’lerde satılanları kendi malı sanıyor. Borçlanıyor. Bu yetmiyor kendi kendine bir yarışa giriyor. Hayat öylesine kurgulanmış ki üretilen bir nesne bir süre sistem gereği kullanılamıyor. O çöpe gidiyor bir yenisine, bunun da sonu yok ne yazık ki.

Haram olanları biliyoruz da haramın haramı olacak olanları hiç hesaba katmıyoruz. Hayatımız tam bir çöplük. En basitinden giysiden, yiyecekten itibaren başlıyor bu durum. Tüketimin, israfın, faizin kölesi insanlık. Baş döndürücü bir anaforun içinde.

En baştakinden en alttakine kadar kimsenin yakınmaya hakkı yok. Sistemi, yapıyı, kurguyu işletenler önce kendilerine baksın, sonra da yakınsın.

Kölelikten nasıl kurtulunur onun üzerine düşünsün kafayı yorsun. Eylemler bir yerden başlar genele yayılırsa anlamlı olur. Kölelik ruhu eğer fırsat verir ise. Ya da bir başka deyişle bilinç gözlerini açarsa.

İlk adımımı atıyorum kalemimin ve sözümün gücüyle. Bir eylem başlatıyorum. Önce kendimi hesaba çekiyorum. Tüketim ve israf faizden daha tehlikelidir…

Daha Fazla

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Kapalı