Genel

İsrail’in demir kubbesinin sarsılışı

Semir Ataullah -Lübnanlı gazeteci - yazar /aawsat

Almond dünkü başlığında konuyu şöyle özetliyor “Tüm dünyanın görmezden geldiği konunun geri dönüşü.”

Ve ekliyor “Özellikle de Joe Biden’ın”.

Zira yorgun dünya yaklaşık bir aydır Mescid-i Aksa ve Şeyh Cerrah mahallesindeki direniş sahnelerini usulca izlemekteyken birden roketlerin Tel Aviv merkezine düşmesi ve belki de on yıllardır ilk kez İsrail’i bu kadar zor bir duruma sokması Joe Biden’ın gözlerini açtı.

Tabi o da gözlerine inanamadı.

Özellikle de yıllar süren güçlendirme çalışmalarından sonra İsrail’in iç kısımlarının bu kadar kırılgan olduğunu görünce.

Bunun 1948’den bu yana yaşanan en önemli gelişme olduğuna inanıyorum.

Gazze’den atılan roketlere kat be kat fazlasıyla karşılık verildiği doğru. Zaten bu beklenilen bir şeydi.

Ancak beklenilmeyen şey İsrail’in ‘Demir Kubbe’ diye adlandırdığı hava kalkanının sınırlı da olsa sarsılmasıydı.

Şöyle ki atılan füzelerin sadece yüzde 10’u kubbeyi geçip hedefe varabildi.

Ancak, düşen bombalarla Paris’ten daha fazla ışık yayan, bir paket süt tozu için insanların savaştığı şehir olan Beyrut’u gören dünya, İsrail’in başkentinde Arapların yaktığı ateşi görmedi.

Gazze’den atılan füzeler artık savaşı yeni bir aşamaya taşıdı.

Bu artık belirli sınırlarda cereyan eden bir savaş değil.

Gökyüzündekiler, kaçırılan sivil uçaklar değil. Bilakis İsrail’in merkezini vuran füzeler.

Bunlar her ne kadar İsrail’in bireysel suikastlarda ve yüksek binaları yıkmakta kullandığı eski sistem akıllı olmayan füzelerden olsalar da sonuç olarak yine de füzeler.

Önemli olan bunların teknolojilerinden ziyade savaşın başka yerde cereyan ettiğini ve kendilerinin güven içinde yaşadıklarını sanan İsrail halkı üzerinde bıraktığı psikolojik etki.

Hamas füzelerinin bir başka önemli noktası ise zamanlamaları.

Füzeler İsrail’e çevrilince dünya Aksa ve Şeyh Cerrah’ta devam eden zulüm, baskı ve tecavüzün büyüklüğünü görmek zorunda kaldı.

Hatta İsrail sivilleri ve sivil uçakları tehlikeye attığı zaman ABD ve Avrupa kendilerini onu kınamaya mecbur hissetti.

Hamas da uyuşuk davranan ve seçim sınavından korkan Filistin yönetimi karşısında Kudüs’ün asıl savunucusunun kendisi olduğu gösterdi.

Sadece Filistin tarafında değil İsrail tarafında da seçimler var.

Binyamin Netanyahu, İsrail liderliği için son siyasi savaşını veriyor. Yorgun ve yalnız.

En azından koalisyon hükümetini güvence altına alabilmek için ‘Müslüman Kardeşler’den bir Arap milletvekili ile görüştüğü biliniyor.

Ancak Kudüs olaylarından ve Gazze’deki binaların durumlarından sonra Mansur Abbas’ın hangi koalisyonu seçeceği ise belli değil.

Daha Fazla

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir