GenelYazarlardanYazılar

İzmirli Bir Mesih Öyküsü: Sabetay Sevi

“İstanbul’ da karaya çıktığında elleri ve ayakları zincirlenmiş haldeydi. Yanındaki eli sopalı muhafızlar onu itip kakıyordu. Bir zindana atıldı. Müritleriyse evlerine kaçarak üç gün boyunca ölüm korkusuyla saklandılar. Oruç tutup dua ederek Mesihlerinden gelecek bir işaret, bir mucize beklediler…” (John Freely, Sabetay Sevi’nin İzini Sürerken)

Kıyamete yakın bir kurtarıcı gelme beklentisi sadece İslam’a özgü bir inanç değil.

Hemen tüm dinlerde adına Mehdi ya da Mesih denilen, tanrı tarafından desteklenen kutsal bir insan beklentisi var.

Kurtarıcının ahir zamanda gelerek kâfirleri yenilgiye uğratması tümünde ortak tema…

İslam’ın beklenen mehdisi yakinen bildiğimiz bir konu olmasına rağmen diğer dinlerin bekledikleri kurtarıcılara biraz yabancıyız sanki.

İlahi güçle desteklenen bu kahramanların bir kısmı, tanrı katına/yanına yükseltilen, orada göklerde bir yerlerde yaşayan, sonrasında yeniden yeryüzüne inmesi beklenen kurtarıcılar.

Bazısı Şia’da olduğu gibi çocukken kaybolup hakkında çeşitli efsaneler üretilip kıyamete yakın bir zamanda yeryüzüne döneceği kanaati hâsıl olan kurtarıcılar iken; bazısı da takvası ve imanı nedeni ile seçilecek olanlar…

Kurtarıcının soyu yaşı fiziksel özellikleri gibi detaylarda yer alıyor dinsel metinlerde.

Bu anlamda ülkemiz topraklarında doğup büyümesi ve Mesihiyetini ilan etmesi nedeni ile “Sabetay Sevi” ilgi duymamız gereken bir profil aslında.

Onu önemli kılan şeylerden biri de gerek ülkemizde gerekse diğer coğrafyalarda ölümünün üzerinden yaklaşık 400 yıl geçmiş olmasına rağmen hala gelmesini bekleyen taraftarlarının olması…

***

Topraklarımızdaki Yahudilerin macerası 1492 yılında İspanya’daki Yahudilerin sınır dışı edilmesiyle başladı. Osmanlı İmparatorluğu’nun insancıl nedenlerle bu Yahudileri imparatorluk topraklarında iskan etme kararı sonrası, sınır dışı edilenlerin büyük çoğunluğu İstanbul ve Selanik’e yerleştiler.

Ve Sabetay, işte bu göç ederek topraklarımıza gelen Yahudi ailelerden birinin oğlu olarak 1626 yılında İzmir’de dünyaya geldi. Küçük yaştan itibaren dinî ve mistik konularda eğitim gördü, şehrin en tanınmış hahamlarından dersler okudu. On sekiz yaşında iken hahamlık icazeti aldı ancak mistik konulara aşırı ilgisi ve sıra dışı fikirleri nedeni ile kendisine hahamlık görevi verilmedi.

Okuduklarının da etkisiyle kendisinin Yahudilerin yüzyıllardır beklediği mesîh olduğuna inandı ve 1648’de İzmir’de Mesihliğini ilân etti.

Selânik, İstanbul, Halep, Kudüs ve Kahire gibi şehirleri gezerek buralardaki mistiklerle görüştü. Kısa bir süre içinde ünü Osmanlı topraklarını aşarak Avrupa’da dahi Hristiyanlar ve Yahudiler arasında büyük heyecan uyandırdı.

İzmir’e döndüğünde taraftarlarınca sevinçle karşılanırken hahamların büyük tepkisine yol açtı. Çünkü Sabetay’ın mehdilik ilanı ile birlikte ona inanan yahudilerin iş ve ticaret hayatı sona ermişti; tek bir Yahudi bile çalışmıyordu. Dükkânlar kapanmış, zanaatkârlar her zamanki işlerini bırakıp kendilerini günahlarından arınmaya ve oruca vermiş; duaya ve tövbeye adanmışlardı…

Sabetaycı hareket tüm dünyada büyük yankı uyandırmış, Avrupa’daki müritler onun resimleri ve Mesihlik hareketiyle ilgili kitapçıklar basıp dağıtmaya başlamıştı.

İşte tam da bu anda tutuklanarak İstanbul’a götürüldü.

“İstanbul’ da karaya çıktığında elleri ve ayakları zincirlenmiş haldeydi ve yanındaki eli sopalı muhafızlar onu itip kakıyordu. Sabetay bir zindana atıldı, müritleriyse evlerine kaçarak üç gün boyunca ölüm korkusuyla saklandılar. Bu üç gün boyunca oruç tutup dua ederek Mesihlerinden gelecek bir işaret, bir mucize beklediler…” (1)

Gelibolu’da bir kalede hapsedildi, sorgulandı ve kendisinden İslâm’ı benimsemesi istendi.  Büyük olasılık Yahudi hukukunda yer alan hayatın ölüme tercih edilmesi prensibinden hareketle ölüm cezasından kurtulmak için Müslüman olmayı kabul etti ve kelimei şahadet getirerek Müslüman oldu, “Aziz Mehmet Efendi” adını aldı.

“Yahudilerin büyük çoğunluğu, özellikle de Sabetaycılar başlangıçta bu habere inanmadılar, Mesihlerinin din değiştirmektense, kahramanca ölmeyi tercih edeceğinden emindiler.” (2)

Onu bir Müslüman olarak görmek taraftarlarını büyük hayal kırıklığına uğradı ise de müritlerinin önemli bir kısmı yanılmazlığını kabul ederek onunla birlikte Müslüman oldu.

Bunlar daha sonra “dönme cemaati” denilen grubun temelini teşkil edecek olan müritlerdi.

İslam’a girdiğini ilan ettikten sonra Sultan’ın Edirne’ deki sarayında “kapıcı başı” olarak işe alındı ve1673 yılına kadar burada kaldı.

Edirne Sarayı’nda oldukça özgür bir yaşam sürüyordu. Hem Yahudilerle hem Müslümanlarla görüşüyor, müritlerle buluşuyor, Edirne ve İstanbul’daki tekkelere giderek Bektaşilerin ve diğer tarikatların ayinlerine katılıyordu…

Gerek Kuruçeşme’de bir evde yaptığı ayin sırasında bir elinde Kur’an, bir elinde Tevrat olduğu halde görülmesinin Müslüman olmadığı kanaati uyandırması gerekse de Yahudi hahamların şikâyeti ile yeniden tutuklandı.

Bir defa daha yargılandı ve bugünkü Karadağ sınırları içinde bulunan “Ülgün” e sürgün edildi ve üç yıl sonra 1676 da orada öldü.

Sevi ölmeden önce dini tefekküre ve teorik çalışmalarına devam edip Selanik şehrini kutsal kabul etmişti ve inananların çoğu buraya yerleşmişti.

İki yüz ailelik ilk Sabataycı çekirdek toplum işte burada kurulmuştur.

Öldüğünde ellinci yaş gününün üzerinden yaklaşık bir ay, din değiştirmesinin üzerindense neredeyse tam on yıl geçmişti…

***

Müritlerinde onun sadece görüntüde öldüğü, belirlenen zamanda kurtuluşu gerçekleştirmek üzere geri döneceği düşüncesi hâkim oldu.

Görünürde Müslüman gibi yaşamalarına ve Türk isimleri almış olmalarına karşın gizliden gizliye Sabetay Sevi’nin öğretilerine dayalı bir Yahudi inancına bağlıydılar.

Bu inancın esasları, Sabetay Sevi tarafından bildirildiğine inanılan “On Sekiz Emir” le belirlenmişti. Bu on sekiz emir, aslında Yahudilikteki “On Emir”in değiştirilmiş ve genişletilmiş halinden ibaretti.

Ölümünden önce Selanik’te yaşayan ve ona inanan yüzlerce aile de Müslümanlığı seçerek gizli bir tarikat kurmuştu. Türklerin “dönmeler” olarak isimlendirdiği bu camia, dini bir grup olarak varlığını her zaman sürdürdü.

“Türkçede dönme kelimesi “din değiştiren, Müslüman olan, ihtida eden anlamında, Osmanlı idaresinde yaşayan Yahudilerden asıl dinlerini gizleyip kendilerini Müslüman olmuş gösteren, Müslüman ismi alan ve Müslümanların kıyafetlerini benimseyen cemaat mensupları için kullanılmakta…” (3)

Dönme hareketinin temelinde, özellikle Yahudi mistik düşüncesi Kabalanın etkisinde kalarak “Tanrı krallığının kurucusu” sıfatıyla Yahudi milletini tekrar Kudüs’te toplama, Süleyman Mabedini ihya etme ve bütün insanları kurtuluşa erdirme hayalleriyle görünüşte Müslüman olmanın kendisine sağlayacağı imkânlardan faydalanma düşüncesi var…” (4)

Dönmelere önderleri Sabatay Sevi’nin adına nispetle “Sabataistler” de denmekte.

Birçoğu 1919-1921 yıllarındaki Türk-Yunan savaşını izleyen mübadelede Türk-Rum nüfus değişimi ile Selanik ‘ten İstanbul’a ve İzmir’e gelerek yerleştiler. Geriye kalanlarsa Edirne’ye ve Ankara’ya yerleşti.

İstanbul’ a gelen dönmelerin çoğu Teşvikiye’ye yerleşti ve bu kişilerin ibadet için seçtikleri yer, günümüzde bazı dönmelerin hala gittiği Teşvikiye Camii’ydi.

Selanik’te kalan az sayıdaki dönme ise 1943 yılında Almanlar tarafından gemilere bindirilerek toplama kamplarına götürüldüler ve hemen hepsi bu kamplarda öldü…

Dönmeler, halk içinde İslam dininin gereklerini yerine getirecekler ancak kesinlikle gerçek Müslümanlarla evlenmeyeceklerdi.

O yüzden düzenli olarak camilere gidip İslam dinine uygun yaşıyor görünmeye dikkat ederlerken kendi aralarında gizli toplantı ve ayinler yapmaya devam etmektedirler.

Her dönmenin hem Türkçe hem de İbranice bir adı vardır. Türkçe adlar halk içinde, İbranice adlarsa aile içinde ve tarikat üyeleri arasında kullanılmaktadır.

Kendi tarikatlarının dışından kimseyle evlilik yapmadıkları için, yakın geçmişe kadar Yahudilerden ve Müslüman Türklerden ayrı bir grup olarak yaşadılar.

Ve bugün dahi çoğu, görünüşte İslam dininin gereklerini yerine getiriyor olsa da, hala gizliden gizliye Sabetay Sevi’nin Mesihliğine ve onun bir gün dünyaya dönerek kendileri dışında herkesi yok edeceği, Musevileri galip kılarak Mesih’in krallığını kuracağı günleri bekliyor…

Selam ve dua ile…


Notlar:

1- (John Freely, Sabetay Sevi’nin İzini Sürerken)

2- Age

3- (İslam Ansiklopedisi, Dönmeler maddesi)

4- Age

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Kapalı