
MEKKE ORTAK SAVUNMA ANLAŞMASI -Bölgesel Güvenlikte Yeni Bir Arayış mı?-
Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında 7 Ağustos 2026’da imzalanmış güvenlik ve savunma anlaşmasıdır. Üç ülkenin birbirini tamamlayan farklı güç unsurlarının bulunması (Türkiye’nin savunma sanayii kapasitesi; Suudi Arabistan’ın yüksek finansal kapasitesi ve stratejik coğrafyası; Pakistan’ın ise İslam dünyasındaki tek nükleer güç olmasından kaynaklanan caydırıcılık boyutu ile 250 milyonu aşan nüfusu) bu anlaşmada önemli rol oynamıştır. Bu anlaşma kapsamında taraf devletler, birine yönelik herhangi bir saldırganlık eylemini anlaşma taraflarının her birine yönelik bir eylem olarak değerlendirmeyi taahhüt etmiştir. Bu durum NATO’nun 5. Maddesine benzetilerek “İslami NATO” adlandırması yapılmıştır.Başta ılımlı laik, muhafazakar demokrat Türkiye olmak üzere bu üç devlet de İslam devleti olmadığından böyle bir adlandırmanın yanlış olduğu ortadadır.
Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın öne çıkan maddelerini şu şekilde sıralayabiliriz:
- Bir ülkeye yönelik silahlı saldırının üç ülkeye yönelik saldırı olarak değerlendirilmesi
- Karşılıklı savunma ve caydırıcılık kapasitesinin güçlendirilmesi
- Askeri iş birliğinin geliştirilmesi
- Ortak askeri eğitim ve tatbikatların artırılması
- Savunma sanayii alanında iş birliğinin genişletilmesi
- Savunma teknolojilerinin geliştirilmesi ve paylaşılması
- Ortak araştırma ve geliştirme çalışmalarının desteklenmesi
- Bölgesel güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesi
- Ulaştırma, ticaret ve stratejik bağlantıların güvenliğinin desteklenmesi
İsrail, 9 Eylül 2025 tarihinde, Katar‘ın başkenti Doha‘da Hamas‘ın üst düzey liderliğine karşı bir hava saldırısı düzenlemişti.Bunun devamında ABD-İsrail-İran savaşında İran’ın Körfez ülkelerine yapmış olduğu saldırılarda da ABD’nin Körfez ülkelerini İran’a karşı yeterince koruyamadığı görüldü, maddi olarak karşılığını alıyor olmasına rağmen.Tıpkı Katar’ı İsrail’e karşı koruyamadığı gibi.Bu da Ortadoğu’da Körfez ülkeleri için bir güvenlik zaafiyetinin oluştuğunu gösterdi.Körfez ülkeleri kendi güvenliklerini sağlamak için Amerikan güvenlik şemsiyesini tamamen terketmeden bölgesel kapasitelere dayalı yeni anlaşmalar yapmak durumunda kalmışlardır.İşte Mekke Ortak Savunma Anlaşması böyle bir ortamda imzalanmıştır.
Bu anlaşmaya Mısır’ın da dahil olabileceği söylenmişti.Ancak Mısır’ın dahil olmasında bazı engeller bulunmaktadır.Bunlar Birleşik Arap Emirliği ile olan ekonomik ilişkileri, ABD ve İsrail ile gerginliği tırmandırmak istememesi ve IMF’ye olan borcudur(Mısır, dünyada Arjantin’den sonra IMF’ye en fazla borcu olan ikinci ülkedir).Ancak ilerleyen dönemlerde şartlar uygun olduğunda Mısır’ın da bu anlaşmaya dahil olması beklenmektedir.Keza Katar’ın da yine aynı şekilde bu anlaşmaya dahil olması beklenmektedir.
Kalkınma Yolu Projesi’nde İmza Krizi
Öncelikle Kalkınma Yolu Projesi’nden kısaca bahsedelim.Basra Körfezi’ndeki büyük Fav Limanı’ndan başlayarak Irak’ı geçip Türkiye’ye ve buradan da Avrupa’ya uzanan 1200 km uzunluğunda bir kara ve demiryolu transit ticaret koridorudur.Asya ile Avrupa arasında yük taşımacılığında önemli bir alternatif oluşturmayı hedefler.
Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın daveti üzerine 28 Temmuz’da Türkiye’ye resmi bir ziyaret gerçekleştirdi.Görüşmelerin ardından Türkiye ile Irak arasında toplam beş anlaşma ve mutabakat belgesi imzalandı. Ancak sözleşmenin imzalanması sırasında ilginç bir olay yaşandı. Irak Ulaştırma Bakanı Vehb Selman el-Haseni Kalkınma Yolu Projesi kapsamındaki ulaştırma anlaşmasını ilk etapta imzalamadı.Sonrasında Erdoğan ve Zeydi’nin müdahalesiyle imzalamak durumunda kaldı. İran destekli Şii Bedr Hareketi mensubu Irak Ulaştırma Bakanı Vehb Selman el-Haseni özellikle Kalkınma Yolu Projesi kapsamındaki mutabakat zaptını imzalamaktan kaçınmış, bu durum İran’ın projeye yaklaşımıyla ilişkilendirilmiştir.
Kalkınma Yolu Projesi, Basra Körfezi’ni Irak ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlamayı hedeflerken bölgedeki ticaret ve güç dengelerini de değiştirme potansiyeline sahiptir.İran’daki hakim gücün kaygısı, yeni güzergahın kendi topraklarını devre dışı bırakması ve ülkenin bölgenin transit gücü olma konumunu zayıflatmasıdır.İran açısından diğer bir hassasiyet Türkiye ve Körfez ülkelerinin Irak’taki ekonomik ve siyasi etkisinin artmasıdır.Irak’ın yeni ulaşım bağlantıları sayesinde ticaret seçeneklerini arttırması, uzun vadede İran’a olan ekonomik bağımlılığını azaltabilir.Stratejik direnç hattı olarak gördüğü Suriye’yi yapmış olduğu hatalar sonucu kaybeden İran’ın bu durum, Irak üzerindeki geleneksel nüfuzunu sınırlayabilecek bir gelişme olarak değerlendirilebilir.
Süleymancılar ve Mutlak İtaatın Sırrı
Süleymancıların lideri Alihan KURİŞ başta “çıkar amaçlı suç örgütü kurma”, “kara para aklama” gibi bir dizi suçlamayla tutuklandı.Bu örgütlenmenin FETÖ ve Almanya bağlantıları da tespit edildi.Süleymancılar cemaatinin kurucusu olan Süleyman Hilmi TUNALI tasavvufi Nakşibendi tarikatine mensuptur.Televizyondaki tartışma programlarında sunucular konuklarına sürekli olarak şu soruyu sormaktalar: “bu cemaatin mensupları neden tam teslimiyetle başındaki kişilere bağlılar?”.Tasavvufun temel inanışı olan “vahdet-i vücud” veya “vahdet-i şuhud” anlayışınının(ki ikisi de sonuçta aynı kapıya çıkıyor) İslam’la ilgisi olmadığını bir tarafa bırakırsak tasavvufta “bir mürid, mürşidine ölünün gassala kendini teslim ettiği gibi teslim eder”.Dolayısıyla cemaat mensuplarının tam teslimiyetle başındaki kişilere bağlanmasının sırrı buradadır.Allah Kur’an’ın bir çok ayetinde “akletmez misiniz?” buyurarak akletmenin önemini vurgularken tasavvufta aklın devre dışı kaldığı görülmektedir.Televizyondaki konukların yukarıdaki soruya net bir şekilde veremedikleri cevap tam olarak budur.
Türkiye’deki Müslümanlar’ın bu olaydan çıkarması gereken dersler bulunmaktadır.Zira siz tasavvufi bir cemaatin başındaki kişiyi ele geçirdiğinizde veya istediğiniz kişiyi bir şekilde cemaatin başına getirdiğinizde, cemaat mensuplarını çok kolay bir şekilde baştaki kişinin peşinden sürükleyebilirsiniz.
Allah’ım bizleri akleden, Kur’an’ı okuyan, anlayan ve hayatına geçiren kullarından eyle!



