GenelYazarlardanYazılar

“Para ve Menfaati İlah Edinenler” Onların İflahı Zorlaşmıştır

Yazıya Asr suresiyle başlamak istiyorum.

Bismillahirrahmanirrahim

“Bir daha geri gelmemek üzere akıp giden zamana yemin olsun ki yaratılış

sebebine uygun yaşamak için yapılan davetten yüz çevirenler ziyandadır.

Hayatın merkezinde, Allah’ın olması gerektiğine iman edip imanında sebat

edenler, insanları hakikate davet edenler ve kendilerine verilen zamanı bu

uğurda kullananlar kurtuluşa erip ödüllendirilecekler.”ASR suresi.

Çeviri:Mustafa Çevik.

Müslümanların birçoğu bu gibi ayetlerin sanki hep kâfirlere hitap ettiğini zannediyorlar. Allah cc.  yemin ederek yaradılış sebebine uygun yaşamak için yapılan davetten yüz çevirenlere hitap ediyor.

O zaman ömürde yaşadığımız nasıl, neye göre olmalı, olmalı ki ziyanda olunmasın. Şu uyarıya bir kulak vererek düşünelim. Yaşamımızı hangi kurgular üzerine bina edelim. Çok açık açık uyarıcıya bakalım. Bu ayet, inananlar içindir “Kim, (kimler ) izzet ve şeref istiyorsa bilsin ki izzet ve şerefin hepsi Allah’tandır. Ona ancak güzel sözler ( güzel ameller ) yükselir. Onları da O’na Salih ameller  ulaştırır. Kötülüklerde tuzak kuranlara gelince onlar için çetin bir azap vardır ve onların tuzakları bozulur.” Fatır Sur.Ay.10).

Bu açıklamadan sonra yazımın başlığına dönelim. Peygamberimize Kur’an ‘ı Kerim gelmeden önce, rivayetlere göre en iyi kişiliğe sahip, insani hasletlerle donatılmış, kabileler ve Mekke halkı tarafından beğenilen, bir kişiliğe sahipti. Bu nedenle kendisi “El Emin” sıfatıyla anılır olmuş ve kimseye, kimselere karşı bir emrivaki dahi yapmayan sakin bir insandı.

Taki o peygamber olarak görevlendirilip ona ilk ayet gelince, bu ayet Alak suresi.  Bu surenin bir kaç ayetiyle konumuza açıklık getirelim .“Ey Muhammet yaradan Rabbinin adına sana okuduklarımı sen de onun adına insanlara oku. Allah insanı bir damla pıhtıdan şekillendirerek yaratıp, hayatını devam ettirebilecek nimetlerle donattı. Sonra ona kalem kullanmayı, onu yazdıkları ile de insanlara bilmeleri gereken yaradılış sebeplerini ve ona uygun nasıl yaşamaları gerektiğini öğretti. Şüphesiz Allah sonsuz kerem sahibidir”. (1/5 Ayetleri.) ,

“Gerçek Şu ki insan kendini kendine yeterli sayar. Allah’ın rehberliğine ihtiyacı olmadığını düşünür ve böyle inanarak yaşarsa nankörleşir, azar, azgınlaşır, sonun da hüsrana uğrar“Ey İnsanlar, Allah ölümünüzden sonra hepinizi yeniden diriltecek ve size bahşettiği nimetleri kullanış biçimlerinden hesaba çekecek.” (Alak Sur.Ay6-.8 ) –  çeviri Mustafa Çevik .

Böylece Muhammet (SAV) peygamber olarak görevlendirilmiş, tevhidin (“Lailaheillallah Muhammedün Resulullah”),  ilahi buyrukları insanlara bu başlangıç ayetleri ile anlatılmaya başlanmıştı. Bu ayetler 19 ayettir.

O zaman ki kabileler Allah ‘a inanmak ile beraber bir çok putlara da taparak, bunları inançta aracı biçimi yapıyorlardı.. Haksızlıkla, adaletsiz ve zulümle yaşanılan bir yaşayış içerisinde idiler.

Tabi olarak peygamberimiz Allah tarafından Cebrail vasıtasıyla görevlendirilmiş, Allah adına söz sahibi olmuştu. Aman Yarabbi, ortalık karıştı. Daha düne kadar peygambere El Emin diyenler, ona düşman kesildiler. Ne zulümler, ne itibarsızlaştırmalar…

Büyülenmiş, yalancı, o bunları kendi uyduruyor, ona inanmayın diyerek yollarına dikenler koymuşlar, akla ne gelirse insanları onun yolundan alıkoymaya başlamışlar.

Ben burada meseleyi inanıp iman edenlere getirmek istiyorum. Peygamberimizin Allah’ın Resulü olduğuna inananlar, iman edip, imanlarının gereği şeksiz, sorgusuz teslim oluyorlar, gün geçtikçe de sayıları çoğalıyordu. O zaman ki inanıp iman edenler, içinde oldukları, yaşadıkları durumlarında razı oluyor, kanaat getiriyor, kalpleri mutmain, gözleri tok, var olan kıt gereksinmelerine şükrediyorlardı. Allah’ın vaat ettiği cennete talip olup gereğini akılları ve güçleri yettiğince yerine getiriyorlardı. Bize gelen bilgiler, aktarım, rivayetlerden bizler bunu anlıyoruz. Şunu da anlıyoruz, o zaman ki inanıp iman edenlerin birinci  tercihleri mal, mülk, para değil, ahirete yatırım yapıp cenneti kazanmaktı.

Sonra, daha daha sonra, anlaşılıyor ki gereksinmeler, nimetler, bunlara karşı aşırı tamah, elde edilen nimetlerin gurura dönüşmesi, şımarılması,  yavaş yavaş inandık, iman ettik diyenleri aç gözlülükleri, mala ve menfaate eğilimleri ağır basmaya başladı. Zekâttan, Sadakadan, hayırdan sıkmaya başladılar, yavaş yavaş ta modern dünyanın alet, edevat, makineleşme, ev aletleri bu gereksinmeler arttıkça bunun yanın da arabası da daha lüks, model derken bugün insan insanı tanımıyor. Bu işin modasına, giyimine hiç girmek istemiyorum. Bir israf ki, gardıroplar, buzdolapları, dondurucular doluyor ama birçoklarının ne gözü doyuyor, ne gönlü. Birçok şeyin de tiryakisi olmuşlar.

Bunu şöyle izah edebilirim; Ne kadar gayri meşru akla gelen şeylerin tiryakisi olmuşlar. Hâlbuki peygamberimizin zamanında inanıp iman edenler, bütün kötü alışkanlıklarından vazgeçiyor, hatta içkinin haram sayıldığı duyulunca, rivayetlere göre hemen evlerinde olan içki fıçılarını boşaltmışlar, içkiyi bırakmış, teslim olmuşlardır.

Bu gün ben de Müslümanım diyenler acaba şu ayeti nasıl algılıyorlar ? “Ey İman edenler,  içki, kumar, şans oyunları, fal okları, putlar şüphesiz şeytanın işi, pisliklerdir. Bunlardan kaçının ki saadete eresiniz. Şeytan şüphesiz içki ve kumar yüzünden aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah‘ı anmaktan namazdan alıkoymak ister, artık bunlardan vazgeçersiniz değil mi . ?” (Maide Sur.Ayet 90-91).

Bugüne geldiğimizde ne kadar teslim olduğumuzu iyi görmemiz lazım diye düşünüyorum. Kur’an’ın ilk geldiği zaman ki inanıp iman eden Müslümanlarla kendimizi kıyasladığımızda bizler nasıl bir yaşayış içindeyiz. Hiç düşünüyor muyuz ? Lütfen biraz düşünelim ve şu ayete kulak verelim.

“Ey Peygamber, davete sırtını dönüp kabul etmemekte direnenleri kendi hallerine bırak. Şimdilik Allah’ın nimetlerinden yiyip, içip geçici dünya nimetleri ile oyalansınlar,  nasıl olsa bize döndürülüp gerçeğin bu olmadığını anlayacaklar”. (Hicr Sur.Ay.3)

Değil mi ! ? İnanç birliği, İslam, iman kardeşliği bir lokmayı paylaşmak, iman kardeşinin ihtiyacına, acısına ortak olmak, iyi gününde kederli gününde yanında  olmak, paylaşmak, hey gidi günler… Maalesef çok üzgünüm ama şu günleri görüp müşahede ediyorum. Bu ben de Müslümanım diyenler, nasıl da değişmişler. Para,  mal mülk sahipleri hele hele lüks araba, jeep’i aldılar mı sanki bir yükseğe çıkmış, terfi etmişler gibi. Dünü, dünkü arkadaşlarını, komşularını bir hiç uğruna terk edebiliyorlar, geçici bir ömrün biteceğini hiç akıllarına getirmiyorlar.  Terfi ettiler ya!

Allah’ın İslam’ı böyle değil, böyle olmamalı. Onlara şu ayeti hatırlatmak istiyorum. Bu şekilde yapanlar demek ki ayetleri kaale almıyorlar. Öyle olmasa değişir miydiler . O zaman ayete bakalım “Allah ‘ı unutan ve bu yüzden Allah’ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. Onlar yoldan çıkmış kimselerdir.” (Hicr Sur.Ay.19).

Açık açık anlaşılıp görülüyor ki, onları yani ben Müslümanım diyenleri değiştiren bir şeyler var. O da dünya  malına meyletmek, onu elde etmek için her şeyi mubah görüyorlar. Ona göre rahatça değişime uğruyor, eşi dostu dünya menfaatine terk edebiliyorlar. Bunlar gayri Müslim olanlar değil, ben Müslümanım diyenlerden çıkıyor. Bu o kadar ayan beyan görünüyor ki, ortada ne arkadaşlık, ne komşuluk ne de kardeşlik kalıyor.

Hemen hemen her gün görüyor, duyuyoruz, dünyalık için kardeşler dahil birbirlerini silahla öldürüyorlar. Birbirlerinin dünya haklarına tecavüz ediyorlar. Buraya ırza, namusa tecavüzü hesaba kattıklarını da unutmayalım.

O zaman yazımın başlığına geliyoruz. Para ve Menfaati  ilah   edinenler işte bunlardır. İflah olmaları da gerçekten çok zordur.

O zaman biz gerçekten inanıp iman edenler olarak, Kuran ‘la hem kendimizi hemen yakınımızdan başlayarak başkalarını da test edip yaşantımıza şekil vermemiz lazım diye düşünüyorum. Müslüman elbette ki iyi niyetli olması lazım. Bunu gelenek görenek, kendi hisleri ve duygularına göre değil Kur’an’a göre yapmalıyız. Böyle olmayınca da iyi niyet karşılığını art niyet olarak çokta acı ödüyoruz. Acıma duygularımızı, yardımlarımızı da bu minval üzere düşünmemiz lazım gelir. Öyle olmayınca iyi niyet ile yapılan iyiliğin boşa gittiğini, verilen nimetlerin de israf olduğunu düşünüyorum. Hani şu atasözünü tekrarlar dururuz ya, iyilik yap at suya, balık bilmezse halik bilir. Tamam da Allah insana akıl verdi. Önce tanı, düşün taşın ona göre davran iyi niyetin sonunda sömürülme de.

Allah cc  insanları bir gaye için yarattığını ve bir yaşam biçimi seçtiğini yeminle şöyle buyuruyor;

“Andolsun ki biz Cin ve İnsanlardan birçoğunu yaratıp göz, kulak, kalp, akıl, irade ve sayısız nimetlerle donatıp yaradılış sebeplerini bildirip kendilerine ona uygun yaşamaya davet ettiğimiz insan ve cinlerden bu nimetleri görmezden gelerek davete kulak asmayıp kullanmayanlar cehennemi hak etmişlerdir. Bunlar kendilerine söylenenleri kavramak bakımından da hayvanlar gibidirler, hatta onlardan daha aşağıdırlar. Zavallı, nankör ve gafildirler.” (Araf Sur.Ay.179). – Çeviri Mustafa Çevik.

İşte yukarda anlattıklarımın özeti,  akıllarını çalıştırıp,  ahirete yatırım yapanlara Selam Olsun.

Selam ve Dua ile .

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir