Mahremiyet eğitimi son zamanlarda cinsel istismarla birlikte anıldığından cinsellik eğitimi olarak algılanıyor olsa da, mahremiyet eğitimi cinsel eğitimi de içine alan daha geniş bir kavram. Mahremiyet eğitimi cinselliğin yanı sıra, çocuğun kendi özel alanının farkına varması, bu alanı sosyal ortam içerisinde koruyabilmesi ve başkasının özel alanına saygı duyması gibi konuları içeriyor. Ben de mahremiyet eğitimi konusunu araştırırken aklıma gelen bir durumla bu konuya giriş yapmak istedim.
Mahremiyet eğitimi verilirken çocuğa ta en başından, “özel bölge/özel alan” tanımlamasını yapmak ve bu bilinci kazandırmak çok önemli. En basitinden ve çoğu anne babanın göz ardı ettiği; çocuğunun odasına izinsiz pat diye girebileceği düşüncesi, çocuğun zihnine kendine ait özel alanlara kendi izni olmadan da birilerinin girebileceği fikrinin tohumlarını atıyor. Çocuğun anne-babasının odasına izinsiz girmemesi ve karşılıklı olarak anne-babanın da çocuğunun odasına izinsiz girmemek için gösterdiği hassasiyet, mahremiyet duygusunun oluşması açısından gerçekten çok temel.
Bir şeyi yapmak zorunda olmakla kendiliğinden yapmak arasında fark var. Gösterilen bu hassasiyet aynı zamanda çocuğun “başkasının özel eşyasına/özel alanına saygı duymak zorunda olduğunu” değil, başkasının özeline saygı duymanın doğal olarak olması gereken bir şey olduğunu öğrenmesini ve daha kolay içselleştirmesini de sağlıyor.
Bunları araştırırken babamı düşündüm. Benim ilkokul mezunu, dağlarda koyun gütmüş, gazete dışında pek de fazla bir şey okumayan, babasız büyümüş, gençliğini orda burada harcamış babam. Kendimi bildim bileli hep sıcak, bize karşı hep samimi bir baba oldu. Öyle ki ben uzunca bir süre herkesin babası böyledir sanmıştım. Çünkü benim “normalim” buydu. Babalar kızlarını çok severdi. Başka bir ihtimal yoktu. Meğer öyle değilmiş. Meğer benim babam yapılması zor ve memlekette nadir görülen bir işi yapıyormuş. Hem de öyle büyük mektepler, müthiş kitaplar okumadan.
Kendimi bildim bileli zaten annemle babamın odasına izinsiz, kapıyı çalmadan girmem yasaktı. Kesin bir yasak yoktu ortada ama yasaktı, bilirdim. Ve aynı şekilde onlar da, özellikle babam, bizim odamıza girme konusunda da müthiş bir hassasiyete sahipti. Kapıyı tıklatır, bir süre bekler, bizim gelebilirsin sesimizi duymadan içeri girmezdi. Çocukluğum ve ergenliğimde bunu anlamazdım. Sonuçta o benim babamdı ve biz o odada ne yapıyor olabilirdik ki. Tabii ki gelebilir derdim ve her seferinde bunu yapmasına gülerdim. Babamın bize karşı çok kibar bir adam olduğunu ya da bizimle eğleniyor olduğunu düşünürdüm. Meğerse babam ne büyük bir iş başarıyormuş.
Babamın hiçbir şey bilmeden gösterdiği hassasiyeti bizler daha bilinçli olarak yaşamımıza uygulamalıyız. Demem o ki çocuklarımıza başkasının eşyasını izinsiz aldığında, misafirliğe gittiği evde yatak odasına pat diye girdiğinde her şeyi unutup bağırıp çağırmadan önce durup bir düşünmeli. Çocuğun bizim yaptıklarımızdan bağımsız olarak büyümediğini fark edip, bazı noktalarda hassasiyet göstermeli. Şimdi istiyorum ki çocuğa mahremiyet eğitimini verirken hassas olunması gereken noktalara bir göz atalım:
1- Özel Alanı Tanımlama:Çocuğun kendi özel alanını koruyabilmesi için öncelikle bu alanın tanımlanmasına ihtiyacı vardır. Genel itibariyle çocuğun ağız, göğüs, bacak arası ve kalça olmak üzere 4 özel bölgesi olduğu anlatılmalı, anlatırken bedeninin ona ait olduğu vurgulanmalıdır. Bu alanların anne-baba ve doktor haricinde kimselerin görmemesi ve dokunmaması gerektiği açıklanmalıdır. Çocuk için tanımlanan bu özel alan aynı şekilde anne-babanın da özel alanıdır. Dolayısıyla çocuk anne babanın özel bölgelerini görmek istediğinde de aile buna izin vermemelidir.
Özel alan tanımlaması yapılırken soyut kavramlardan ziyade somut ve basit kavramlarla açıklamak daha iyi olacaktır. “Atletinin ve külodunun kapattığı yerler senin özel bölgelerin, oraya sen istemediğin sürece kimse dokunamaz” gibi söylemler kafalarında soru işareti kalmasının önüne geçer. Cinsel organlar ile ilgili sorular başkasının değil çocuğun kendi organları üzerinden gösterilmeli ve anlatılmalıdır. Veya bir kitaptan da yardım alınabilir.
2- Çocuğun Başkalarının Önünde Kıyafetlerinin Değiştirilmemesi:
“O daha küçük” diyerek başkalarının yanında çocuğu iç çamaşırına varıncaya kadar soyup kıyafetlerini değiştirmek pek doğru değil. Bebeklikte altını değiştirirken dahi başka bir odaya geçip değiştirmek çocuğun mahremiyetine saygı göstermek açısından oldukça temel.
Özellikle 4-5 yaşlarından sonra anne-baba dahi olsa kıyafetini değiştirirken başın hafif yana çevrilmesi, çocuğa özel alanlarına saygı duyulduğunu hissettirecektir. Aynı şekilde bütüncül bir mahremiyet duygusu için anne babanın da çocuğun yanında üstünü değiştirmemesi önemlidir.
3- Tuvaletin Kapısını Kapalı Tutması Gerektiğini Öğretme: Çocuğun 2 yaşından itibaren gerekli olgunluğa ulaştığında tuvalet alışkanlığını kazanması ve gerekli temizlikleri yapmayı öğrenmesi beklenir. Tuvalet eğitimi, üzerine daha uzun konuşulması gereken bir konu olduğundan şimdi girmeyeceğim. Mahremiyet konusunda ise tuvalet eğitimi verilirken tuvalette yalnız olunması, tuvaletini başkalarının göreceği şekilde yapmaması gerektiği çocuğa anlatılabilir. Eğer oturak(lazımlık) kullanıyorsa bu, ortak kullanım alanlarında değil tuvalet veya banyoda bulunmalıdır. Çocuk tuvaletini yalnız yapmak konusunda bir kaygıya sahipse ve ille de yanında biri olmasını istiyorsa çocuk tuvaletini yaparken “Ben şimdi arkamı dönüp bekliyorum” denilerek yine saygı duyulduğu hissettirilebilir.
4- Çocuğu Banyo Yaptırırken Hassas Davranmak: Çocuğun henüz özbakım becerilerini kazanmadığı dönemde onunla birlikte banyoya girmek kaçınılmaz. Ancak yine de iç çamaşırıyla banyo yaptırmak veya özel bölgeleri yıkanacağı zaman “şimdi izin verirsen kalçanı yıkayacağım” gibi söylemler saygı duyulduğunu göstermek açısından faydalı olabilir. En geç 7 yaşından sonra da çocuğun banyoda kendi özel bölgelerini kendisinin yıkamasına fırsat verilmesi mahremiyet duygusunun gelişimi için güzel bir adımdır.
5- Çocuğun Cinsel Organını Sevgi Objesi Yapmama: Özellikle bu durum ısrarla anlamak istemediğimiz ve çok fazla ihlal edilen durumların başında geliyor. Çocukların cinsel organını göstermesini istemek, cinsel organına dokunmak veya onunla ilgili şaka yapmak doğru değil. Bu tarz davranışlar çocuğun kendisine kötü niyetle yaklaşan kişileri fark edememesine sebep olabilir. Yabancı biri bu tarz şakalar yaptığında veya cinsel organına dokunmak istediğinde çocuk bunun iyi mi yoksa kötü mü olduğunu anlayamayabilir. Aslında çocuklarımıza en büyük kötülüğü en başta fark etmeden bizler yapıyoruz. Bu tarz tutumlar çocuğun cinsel kimlik gelişimi açısından da oldukça sakıncalı. Bu nedenle mahremiyet eğitimini verirken çocuğun cinsel organını sevgi objesi yapmama kilit bir nokta diyebilirim.
6- Çocuğun Anne-Babayla Yatağının Ayrılması:Bu konudaki görüşler tartışmalı olmakla birlikte genel görüş çocuğun 6 aya kadar annesiyle birlikte yatabileceği yönünde. 6 aydan sonra anne babasının odasında bir beşikte yatabilir. 2 yaşla birlikte çocuk yavaş yavaş bağımsızlığını kazandığından çocuğun odasının ayrılması için de bu dönem uygun bir zaman olabilir. Ancak çocuğun yalnız kalma, karanlıktan korkma gibi kaygı yaşadığı durumlar söz konusu olduğunda zorla yatağını ayırmaya çalışmak doğru değildir. Öncesinde bu problemler çözülmeli, daha sonra yatak ayrımına gidilmelidir.
7- Ebeveynlerin Odasına İzin Alarak Girmesi Gerektiğini Öğretme: Yukarıda da bahsettiğim gibi mahremiyet eğitiminde yalnızca özel alan tanımlamasını yapmak yeterli olmayabilir. Bunu hayatın geneline yaymak, çocuğun içselleştirmesi açısından oldukça önemlidir. 4-5 yaştan itibaren çocuğun anne-babasının odasına izinsiz girmemesi gerektiği kendisine anlatılmalıdır. Korkutarak veya kızarak değil, sakin bir biçimde kullanılan “odamızda giyiniyor olabiliriz bu yüzden kapı kapalı olduğunda kapıyı tıklatarak içeri girmelisin” gibi söylemler daha yerinde olacaktır. Aynı şekilde anne-babaların da çocuğun odasına girerken aynı hassasiyeti göstermesi çocuğun durumu daha kolay benimsemesini sağlayabilir.
8- Özel Alan İhlallerine Karşı Tepkinizi Belli Etme:Çocuklar kendilerine anlatılanlardan ziyade anne-babasının başkalarına göstermiş olduğu tavırlar yoluyla daha kolay öğrenebilirler. Bu nedenle bir mahremiyet ihlali karşısında anne-babanın verdiği tepki çok önemlidir. Gün içerisinde pek çok yerde bu tarz bir durumla karşılaşılabilir. Televizyonda, sokakta vs. Böyle durumlarda bu davranışın yanlış olduğuna dair tepki sesli ve açık bir şekilde ifade edilmelidir.
Son olarak şunu tekrar belirtmek ve altını çizmek istiyorum: Çocuğa söylenen, ondan yapması beklenen bu davranışları anne-baba aynı hassasiyetle çocuğuna veya çevresindekilere karşı sergilemiyorsa, yalnızca telkinle başarı elde etme ihtimali oldukça düşüktür. Çocuklarımızın istismara açık hale gelmemesi, kendi özel alanlarını koruyabilmesi ve başkalarının özel alanlarına saygı duyması adına başta anne babaların kendi tutum ve davranışlarını gözden geçirmeleri gerekmektedir.
Sevgiyle.