GenelYazarlardanYazılar

Putlardan Korkarak Vaziyet Almayınız!!!

İman edenlerin sadece Allah’tan korkarak vaziyet almaları gerektiğini söylemeye bile gerek yok. Zira onlar sadece Allah’tan korkarlar ve başkada hiçbir şeyden kesinlikle korkmazlar. Yazımıza konu olan gurup ise Allah’tan korkmuş gibi davrananlar. Zira insanları şu üç gurupta değerlendirmek mümkündür. Birinci kesim kesin olarak Allah’a iman edenler ikinci kesim ise Allah’a inanmayıp kâfir olanlar. Son kesim ise inanmış gibi davrananlar. Bu son kesimin sayısı önceki iki guruptan hiç de az değildir. İman edenler inkâr eden kâfirlerden çektiklerinin çok daha fazlasını bu iman etmiş gibi görünenlerden çekmişlerdir ve halan de çekmeye de devam etmektedirler. Zira bu son kesim Allah’tan değil edindikleri putlardan korkmaktadırlar.

Peki! Put deyince ne anlamalıyız? Sorusunun genel cevabı: İnsanın Allah’ın dışında, Allah’ın aşağısında, Allah ile beraber, Allah’ın yanında ve Allah’a denk edindiği canlı cansız, ölü, diri, varlıklar, ya da her türlü insan aklının ürünü olan sistem, ideoloji, yönetim biçimi olabilir. İnsanlardan herhangi biri Allah’ı değil de yukarıda saydığımız hususlardan birini kabul eder ise bu insan müşriktir. Bu gurupta olanlar her fırsat ve durumda Allah’tan korktuklarını ifade etseler de yalan söylemektedirler. Konu ile ilgili olarak ilk ayet mealimizi verelim: “İnsanlardan öylesi vardır ki hiçbir şekilde inanmadıkları halde “Allah’a ve ahiret gününe inandık” derler. Onlar Allah’ı ve müminleri güya aldatırlar. Oysa onlar kendilerinden başkasını aldatamazlar ve bunun farkına da varamazlar. Kalplerinde bir hastalık vardır. Allah’ta bu nedenlerle onların hastalığını artırmıştır. Yalanlamaları sebebiyle onlar için elem verici bir azap vardır”. ( Bakara- 8-9-10)

Ayete doğrudan konu olan gurup inanmış gibi davranan ancak gerçekte inanmayan münafık ve (kâfirlerdir.)  Bunlar Allah’tan değil Allah ile birlikte edindikleri putlardan korkmaktadırlar. Oysa mümin veya Müslim olmanın olmazsa olmaz şartlarından birisi ve en önemlisi Allah’tan başka hiç kimseden korkmadığını aleni bir şekilde açıklamaktan geçmektedir. Münafıklar ikiyüzlü hatta iki yüz yüzlü insanlardır. Allah’tan daha güçlü ve kuvvetli zannettikleri putları aslın da kâğıttan birer kaplan! Gibidir.

Bunun böyle olduğunu yüce Allah şöyle ortaya koymaktadır : “ Kendileri yaratılmakta olan ve hiçbir şey yaratamayan varlıkları mı Allah’a ortak koşuyorlar! Oysa putlar, onlara yardıma güç yetiremez, kendilerine bile yardım edemezler. Onları (putları) doğru yola çağırsanız size uymazlar; onları davet etseniz de sussanız da sizin için birdir. Allah’ın peşi sıra yalvardıklarınız da sizin gibi kullardır. Doğruysanız, kendilerini çağırın da çağrınıza cevap versinler.! ( Araf – 191- 192-193-194) Yüce Allah bu ve buna benzer Kuran ayetlerinde geçmişte olduğu gibi günümüz müşrik ve put pereselerini de düşünüp akıllarını kullanmaya çağırmakta, bu davranışlarının ne kadar yanlış olduğunu da ifade etmek istemektedir. Allah bütün putperestleri açıkça kınamaktadır. Furkan suresinin üçüncü ayetinde müşrikler hiçbir şey yaratamayan, kendileri yaratılmakta olan varlıkları Yüce Allah’a ortak koştukları için ayıplanıp kınanmaktadırlar. Ayetteki “ bunları ortak mı koşuyorlar?” soru cümlesi,  bunu yapanların kınanmakta olduğunu göstermektedir. Araf suresi yüz doksan birinci ayette ki “ma” edatı canlı cansız her türden varlığı içermekte, şirk unsuru olan ne var ise hepsini kapsamakta.

Şimdi genel bir ifade ile put ne demektir sorusunun cevabını verelim: Put Allah’ı ve onun melek ve insan elçiler ile gönderdiği bütün emirlerini uygulamadan kaldıran, işlevsiz, modası geçmiş, tarihin belirli bir zamanına özel kılınan, onları çapsız ve kifayetsiz görüp ancak Allah ile birlikte edinilen bütün yedek ilahlara! Put demek doğru olanı ifade etmek olur. Dün de bu günde yapılan yanlışlardan birisi put ve müşrik olmayı özellikle hassaten Kuran’ın indiği döneme has kılıp; put denilince Lat, Menat, Uzza gibi sembollerin akla gelmesi müşrik denilince de ebu Cehlin, Ebu lehebin, Velid bin Muğiranın  akla gelmesi ve olayın yaşanıp bitmiş olarak anlaşılmasıdır. Oysa kendilerinden yardım istenen putların söz konusu olduğu ayetlerde çoğul ifadeler kullanılarak putların birden fazla insan ve insan dışı nesnelerin olabileceğine delil sayılmıştır.

O gündür bu gündür insanlar Allah’ın dışında Allah ile beraber edindikleri yedek ilahlarına, putlarına tapınmaya devam etmektedirler. Geçmişte sayılarının daha az olduğuna inandığımız put ve putculuk günümüz de hem şekil hem de metot olarak kendisine çok fazla alan açarak sözüm ona günümüz aydınlarına! Sayılarını tahmin bile edemeyeceğimiz yeni ve taze! Put ve putperestlik alanı açmıştır.  Mekke müşriklerinin üç yüz atmış adet putu var iken günümüz müşriklerinin putları pardon ilahlarını rakamsal olarak ifade etmenin yanıltıcı olacağı kanaatını taşımaktayım. Kuran mümini ve Müslim’i sadece Allah’a iman edip sadece ona güvenen ve sadece ondan korkan ve hayatını onun koyduğu ölçüler ile yaşayan insan olarak tarif eder. İman edenler Allah’ın koyduğu ilkeleri esas alarak tavır alıp ona göre yaşamlarını sürdürürler. Ve onlar sadece Allah’tan korkarlar. Putlardan korkan insanlar tedaviye muhtaç insanlardır. Bunların vahiyle tedavi edilmesi gerekmektedir.

Günümüzde putların sayılamayacak kadar fazla olduğunu söylemeye gerek bile yoktur. Günümüz de en popüler olanı ise insan aklının ürünü ve insanın insana kulluğunu emreden demokrasi putudur. Bu gün dünyayı yaşanılmaz hale getirip kan ve gözyaşından başka verecek hiçbir şeyi olmayan bu sistemin hâkim olduğunu söylemeye bile gerek yok. Demokrat olanlar! Kafaları bozulunca demokrasi götürmek bahanesiyle on bin mil öteden gelerek beğenin beğenmeyin mezhebi taassubunuz yok ise İran gibi halkı Müslüman bir ülkeyi işgal amacıyla harabeye çevirip binlerce masum insanı öldüre bilmektedirler.

Aslında demokrasi bahane petrol ve yer altı zenginliklerine çökmek! Şahane. Ahlaksız insanlar tarafından yönetilen ve tamamı demokrasiyi hayat tarzı olarak benimseyen bu insanlar bir ülkenim devlet başkanı ve eşini korsanca ve terör yöntemleriyle yataklarından alıp demokrasi adına kaçırarak yaptıkları bu haydutça eylemi utanmadan sıkılmadan savuna bilmektedir. Taşların bağlanıp köpeklerin salı verildiği korkunç bir zaman dilimini yaşamaktayız.

Bu gün dünya insanlarının başına bela olan bu put ABD. ve İsrail tarafından halkı Müslüman olan coğrafyayı işgal etmek bahanesiyle son katresine kadar işletilmektedir. Gazze de sadece toprağın üstünde cesetlerine ulaşılan ve şehit edilen insan sayısı çoğu kadın ve çocuklar ve masum insanlar olmak üzere yüz binleri bulmuştur. Soykırımcı İsrail ve destekçisi ABD.  en son örnek olması açısından okullarında eğitim gören İran’lı yüz seksen masum kız çocuğunu katledip yeni bir vahşete ve soykırıma imza attılar. Bütün bu olup bitenlere seyirci kalan veya İran’ı suçlayıp İsrail ve ABD. yi aklayan halkı Müslüman coğrafya yöneticilerine ne demeli? Yüzeysel ve herhangi bir yaptırım içermeyen şiddetli hatta daha şiddetli kınama mesajlarıyla büyük putlarını kızdırmamaya özen göstermeye devam etmektedirler.

Sahip oldukları topraklarının bir kısmında Allah ve inananların düşmanları olan kâfirlere üsler kurdurup onların diğer ülkelere saldırmalarına fırsat veren bu hainler oralardan yapılan saldırılara karşılık veren İran yönetimini suçlamaktadırlar. Bunun tam olarak ta karşılığı: “Yavuz hırsız ev sahibini bastırır.” Atasözünü bir kez daha doğrulamaktadır. Ne dünya da nede halkı Müslüman coğrafyada on bin mil öteden gelip Müslüman ülkeleri kan revan içerisinde bırakan insanlarını öldüren bu zalimlerin buralarda işi nedir diye sormamaktadırlar.

İran’a karşı yapılan bu acımazız ve kâfirce saldırının sıradan bir saldırı olmadığıdır. ABD. Savaş bakanının!“ Biz İsa adına kutsal bir savaşa giriştik, Sünni veya Şiilerle değil İslam ile savaşıyoruz. Tarafların Müslüman olması onları boğarak öldürmemiz için yeterli sebeptir.” Açıklaması aslında bu işin dinler arası bir savaş olduğunun açıkça delilidir. Halen demokrasi putuyla avutulan Müslüman tebaa bu gerçeği görmemekte ısrar etmektedir.

Batı ve batıl bu gün itibariyle batmıştır. İnsanlık adına verebileceği tek bir ahlaki ve insani bir değeri kalmamıştır. Kendi elleriyle yaptıkları putları bir bir yemek suretiyle tam bir cahiliye dönemi yaşamaktadırlar. Hiçbir konuda kanun ve kural tanımamaktadırlar. Kendilerinin oluşturduğu kurum ve kuruluşların kanun ve kurallarını da hiç ciddiye almamaktadırlar. Bunun en güzel örneği birleşmiş milletler! Cemiyetinin düştüğü işler acınası son durumudur. Herhangi bir yaptırımı olmayan bu teşkilat “ tarafları kurallara uymaya çağırıyoruz ”sözünden başka bir şey yapamamaktadır. Bu teşkilat terör çetesi olan İsrail’i yetmiş sekiz senedir Filistin halkına yaptığı soykırımdan vazgeçmeye çağırmakta ne yazık ki bu çağrı hiç ciddiye alınmamaktadır. Bu çağrılar ilgili şebekenin zulümlerini artırmaktan başka bir işe yaranamamaktadır.  Biliyorlar ki; muhatapları kendilerine fiziksel, güç anlamında herhangi bir zarar veremezler. Ama son saldırılarında İranlı kardeşlerimiz tarafından ortaya konan karşı direniş bunların vücut kimyalarını bozmuştur. Bütün hesapları alt üst olmuştur. İslam’ın bu son ordusu inşallah sayıca kendilerinden daha fazla olan bu söz dinlemez güruhu cehenneme gönderecektir. Zira rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “ Rablerine kavuşacaklarını düşünenler ise: “ Nice sayıca az topluluklar, Allah’ın izni ile sayıca çok olan toplulukları yenmişlerdir. Allah sabredenler ile beraberdir.” Dediler. (Bakara – 249 )

Bizler inanıyor ve kabul ediyoruz ki Allah kendisine iman edenlere ayrıca onun dinine yardım edenlere yardım edecektir. Bu gün İran’ın yanında yer almayarak haktan yana taraf olmayanlar hem bu dünyada hem de ahirette bi taraf olacaklardır. İngilizlerin gazına gelip Osmanlıya saldıran Şerif Hüseyinleri unutmayan bu halk İran’a arkadan saldıran İsrail  ve ABD. nin yanında yer alan tarafsızları da asla unutmayacaktır.

Bu savaş sıradan ve öylesine bir savaş olmayıp hak ile batılın yani İslam ile küfrün savaşıdır. Hiç kimse mezhebini meşrebini cemaatini ön plana çıkararak kâfirleri aklayacak iman edenleri kınayacak bir davranış içerisine girmesin.  Bizlerin ne Sünnilik ne de Şiilik diye bir dini yoktur. Bizlerin yani iman eden inanç ailesinin bir tek dini vardır o da İslam’dır. Ateş bacayı değil bütün bir evi sarmış durum çok ciddi iken ateşe benzin dökmenin hiçbir anlamı ve gerekçesi yoktur. Unutmayalım ki: Müslüman coğrafyanın lime lime bölünmesi ve etkisizleştirilmesi büyük itrailin sınırlarını genişletmesine ve daha çok masum öldürmesine ve daha çok toprak gasp etmesine hizmet etmektedir. Başka bir yazıda buluşmak dilek ve temennisiyle Allah’a emanet olunuz.

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir