Genel

Aynı Gemideyiz !!

Selahaddin ALIÇ

Günlük yaşantımızda baazı olaylara maalesef pek dikkat etmediğimiz olduğu gibi-gördüğü -duyduğu halde -aman canın dünyayı ben mi düzelteceğim gibi korkak ve mesuliyetten uzak insanlarla iç içe yaşadığımızı bilmem sizlerde-gördünüz mü ve  biliyormusunuz? diye sizlere bir sualle  sohbetimize başlamak istiyorum.

Değerli Dostlar: Günümüzde  kendilerini muhafazakâr ve mütedeyyin diye isimlendiren yöneticiler ve onların yönetiminde ki toplumumuzun önemli bir kesimi, maalesef İslâm’a uygun olmayan davranışlar, eylemler ve yaşantılar içerisinde olduklarını üzülerek görmekteyiz.

Müslümanlar olarak, insanların ve gençlerimizin-  İslâm ahlak ve yaşantısını toplumumuzda görememenin hüznünü her gün artarak  yaşandığı bir dönemi yaşıyoruz.

Her köşe başında cemaat, tarikat, mütedeyyin insanların yönetici olduğu eğitim kurumlarının çokluğuna rağmen aynı şekilde   dernek, vakıf, basın, yayın, radyo ve T.V. kanallarının sayısal olarak ta en fazla olduğu dönemde olmamıza rağmen toplumsal olarak -bana göre -tam tersi olumsuz  bir neticeye doğru gidiyoruz.

Dünya ve insanlar olarak her geçen zaman içerisinde bir değişim ve dönüşüm yaşandığı doğrudur. Fakat bu değişim ve dönüşümün hangi istikamete doğru olduğunu sorgulamamız gerekir diye … derin derin düşünmekteyim.

Muvahhit Müslümanlar olarak ,inancımızın kuralları, iyi niyetlerimiz, saf ve temiz yaklaşımlarımız -dünyevi olmaktan- uzak olmasına rağmen, insanların zaman zaman aksi bir tutum içerisine girip bu ilkelerimizi, dünyevi amaç ve idealleri için kullanıldığını üzülerek ve açıkça görmekteyiz. Bu davranışların bizleri asıl  gayemizin  dışına çıkardığından dolayı ideallerimizden uzaklaştığımız gerçeğini de inkâr edemeyiz.

Bu davranış ve tutumların, insanlardaki dünyevileşme arzusunun tezahurundan başkası değildir. Dini ve ahlaki  konularda verilen tavizlerin her gecen gün artması bunun delillerinden değilmi dir? Her geçen gün daha kötüye gittiğimizi her düşünen insan ve muvahhit kişiler tarafından  kabul edildiğini düşünmekteyim. Yıllar öncesi islam ve insanlık adına yapılan konuşmaları ile insanları  ve toplumu etkileyenlerin ilk konuşmalarından yıllar sonrası ideallerinden ve söylemlerinden tamamen aksi istikamette bir yola sapmaları gönüllerde  derin yaralar açmıştır. Toplumun önüne geçenlerin geçmişte vaadlar dolu söylemlerini bu gün unutanlar ve arkasında durmayanlar ,toplumu olumsuzluğa ve kişiler arasında güvensizliğe ittikleri aşikardır.

Lider diye ortaya çıkanların hiçbir zaman  söylemleri ile eylemlerinin örtüşmediğini  görüldükçe taraftarların  vicdanlarının  nasıl acıdığını anlamamak hiç de zor değildir. Toplumumuz ; lider denenlerden başlayıp taraftar ve vatandaşlar olarak öğle değişti ki değişmeyen -yozlaşmayan -sizce de ne kaldı ki? Sanki gizli bir el bizleri bu değişime doğru itekleyip duruyor-aynen aklımız ve vicdanımızın durması gibi sank..!

Peki dönüşüm ve tutumumuza neler etki etmektedir sizce?

Günümüz insanları olarak topluluğumuz televizyon kanalları vasıtası ile kitleler halinde hipnotize edilerek düşünmekten, analiz etmekten ve sorgulamaktan insanlar çekimser ve mesuliyetsiz davranmaya başlamışlardır. Allah’ın verdiği aklı kullanmaktan çekinmişlerdir.

Bu  durum toplumun devlet ve demokrasi denilen itaat kültürünün kuşatması olduğunu  dolayısı ile insanların, liderlerin emri ,düşünce ve isteklerinin altında kaldığını söylersek her halde yanlış teşhiz koymuş olmayız. Toplumun Devlet ve demokrasi kültürü ile yoğurulması aynı zamanda  toplumların ikna edilmesi ve yönlendirilmesi daha kolay bir hale gelmiş olduğunu görmekteyiz. Toplum fertlerinin dünya nimetlerinden her geçen gün faydalanma nispeti arttıkça, düzene ve demokrasi ye uyumları da o nispette artmaya başlamış olduğunu da görmekteyiz. Dünya nimetlerinden- çokça  yararlanılması da insanları suskunlaştırmaya doğru  itici bir etken olmaya başlamış ,bu durum aslında inaç sahiplerine çok pahalıya mal olmasına rağmen toplumun önemli bir bölümü, sorunlarının çözümünü Kur’an’ı Kerim’e ters düşse bile, Kur’an’ı Kerim’in dışında, mensubu oldukları -gurup ve liderlerinin, önderlerinin düşüncelerinde ve yönlendirmelerinde aramaya başlamışlardır. Kredili ev almalar, faizin isim değiştirerek ‘KREDİ’ isminin verilmesi-yatırım ortaklığı-ihtiyaç kredisi gibi  v.s. konular da çözülmelerin olduğunu görmekteyiz.

Böylece islami inancımız deforme edildiğini ve kadim kültürümüzün de iyice yozlaştırıldığını görmekteyiz. Bu sağlıksız ve yanlış yöne doğru değişim ve dönüşüme direnen muvahhid kişilerinde  de sayılarının maalesef pek az olduğuna şahit oluyoruz. Bu da bizlere yazılı ve görsel basının toplum üzerindeki etkisini bir kez daha hatırlatmış oluyor. Ülkemizde büyük çoğunluğu (! ) muhafazakâr ve mütedeyyin patron ve yöneticilerin kontrolünde olduğu imacı verilen günümüz basın yayın organlarında ve tv programlarında yayınlar nedeni ile ahlaki durumumuzun vahametini aile hayatımızda ve çocuklarımızın davranışında  açıkça görmekteyiz.  Aynen inancımıza ve aile yapımıza atılan bomba gibi tesir etmektedir. Evli çiftlerin sorumsuzca evlerini,çocuklarını eşlerini terk ederek, telefonda ,internette tanıştığı kişiye kaçarak hayasızca hayat sürmesinide televizyon ekranlarında  utanmadan toplumu günahlarına şahit tutanların davranışlarını da ayrı bir vehamet ve ahlaki çöküntünün topluma deklere edilmesidir diye düşünmekteyim. Bu yayınlarla, ahlaksızlıklar ve rezillikler evlerimize açıkça pompalanmakta. Toplumları ifsat eden en büyük tehlike fuhuş, kumar ve alkoldür. Sözde muhafazakâr ve mütedeyyin yöneticiler, bütün bunların yasal zeminini hazırlayarak yürürlükte olanları da düzenlediklerini söylemelerine rağmen hiçbir şeyin değişmediğine şahit oluyoruz.. Aksine, gayri ahlaki ve islam dışı proğramlar ve yayınlar normalleşerek daha da arttığını, ülke genelinde  yaygınlaştığını  görmekteyiz. Görsel yayınların düzeltilmemesi aslında , toplumumuzun aile bağlarını koparttığına, insani erdemlerimizi yok ettiğine, insanlarımızın islami fıtratlarını ve ahlaki özelliklerini bozduklarına şahit olmaktayız.

Bu olaylar toplumumuzun ahlakta ve inaçta  büyük bir irtifa kaybettirmesine ve bu kaybın devam etmesine sebebiyet verdiğini de inkar edemeyiz. İstatistikler toplumsal ahlak durumumuzu facia olarak açıklıyorlar. Toplumsal çürümenin ve yozlaşmanın tipik örneğini yaşıyoruz.  Genç kızların, düğün ,dernek ,nikah yapmadan sokakta veya internette tanıştığı  erkeğin kimliğini ve niyetini düşünmeden -araştırmadan evini terk ederek erkeklere kaçması bizleri derin derin düşündürmekte. Düğünlerde kol kola geçip-inancını  ifade eden giysilerine rağmen-halay çeken kadın ve kızlarımız- vücutlarının her bir tarafını oynatarak  seyircilerine teşhir ederken-benim inancım ve imanım bunu nasıl karşılar diye düşünmeden oyun oynayanlar başı –zihni ve izanı kapalı kadınlarımızın davranışları ve bunları seyir eden erkeklerin tutum ve davranışlarını-hoş görü olarak arz etmeleri aslında islam-inancından uzaklaştıklarının ve halen kendilerine göre geleneksel islamı yaşadıklarını düşünenlerin, kendilerince oluşturdukları dine göre hareket ettiklerini hiç mi hiç düşmemektedirler. Toplumuzdaki bu gibi oluşumsuzlukların gün geçtikçe arttıklarını görmek bizleri derin derin düşündürmektedir.

Umut bağlamayı düşündüğümüz gençliğimiz elimizden kayıp gidiyor..gidiyor.. Arkadaşlar. .uyanalım. Bu gidişata hep birlikte dur diyelim. İlgilileri uyaralım.. manevi mesuliyetimizi unutmayalım. Unutmayalım ki bizlerde bu gemide bulunmaktayız. Gemiyi deldirmeyelim…!

Değerli Dostlar : Sizlere bildiğiniz ve duyduğunuz gördüğünüz olaylardan birini de tekrar hatırlatmak istiyorum. Beş aylık hamile kadının evini terk ederek -evli-başka erkeğe kaçarak- bu hareketini ve yaşantısını yüzü kızarmadan ve de Allah’tan korkmadan- kullarından utanmadan T.V ekranlarında göğsünü gere gere yaptığı rezaleti toplumla paylaşıyor. Bunu bizlerde evlerimizde T.V   ekranlarında burun kıvırarak setrediyoruz. Bunlar olamaz olmamalıdır-unutmayınız ki bu gemide hepimiz yaşamaktayız, maazallah Allah’ın gazabı geldiğinde hepimizi toptan etkileyecektir. Bu konuda ilgililere uyarıda bulunmamız gerekir diye düşünmekteyim. Evli kadınla-gizlice ilişkilerde bulunan erkekler ve kadınlar sizce ne yapmak istiyorlar biliyormusunuz..?

Allah’ın gazabını kendi üzerlerine talep ederlerken-bizlerinde-idarecilerinde-yöneticilerinde ve de onlara bu imkanı verenleri de- hissadar yapmak istiyorlar. BU GİDİŞATA DUR..!  Demediğimiz -diyemediğimiz-mani olamadığımız-yani Allah’ın emri ola  ‘’EMR-İ Bİ’L MA’RUF VE NEHY-İ ANİL MÜNKER’’ yani kötülükten men etme ve iyiliği emretme görevimizi -günümüzde unuttuğumuz- veya neme lazım bana ne diyerek görmemezlikten ve de duymamazlıktan gelmemizin sonucu bizlere- çok- ama çok pahalıya -patlayacağını düşünüyorum.

Bütün bunların yanında, İslam ve ahlaki kültürüne uymayan ranta dayalı ,gelir sağlayan-konu komşu hakkı  düşünülmeyen -çarpık kentleşme de cabası. Tarih ve doğa zengini olan şehirlerimiz betona gömüldü. Her geçen gün hesapsız ve plansız yüksek binaları- dikerek çevre ve komşuluk değerlerimiz yok edilmektedir.. Ülkemizin her geçen gün hızla büyüyen ekonomik sorunları da başlı başına ayrı bir konu olduğunu görmekteyiz. Rızkımıza kefil olan -lakin amellerimize kefil olmayan Cenab-ı Allah’ın rızka kefilliği unutularak – herkes geleceğini yabancıların paralarında döviz ve altında aramaya başladığını üzülerek görmekteyiz.

Diğer yandan  market ve mağaza sahipleri –fırsattan istifade düşüncesi– ile stoktaki mallarının satış fiyatlarını resen artırmaya gayret etmekte olduklarının canlı şahitleri olduk…. Herkes önce benim canım..altta kalanın canı çıksın demekte..!!!

Sorunlarımıza çözüm üretmesi gereken kişi ve kuruluşların verdikleri beyanlarla kendileri en büyük sorun oluyorlar. Milleti olumsuzluğa doğru itmeye ve  geleceğimizi karartmaya  doğru yönettiklerini görmekteyiz..  Yaptıkları hataları kabul edip düzeltmek yerine, kendilerini haklı göstermeye çalışıyorlar. Bütün bu olumsuzluklar ve  yönlendirmeleriyle halkın önemli bir kesiminin düşüncelerinin  dumura uğratılmış olduğunu gene üzülerek ifade etmek isterim. Bu yönlendirmeler sonucu toplum, ben merkezli bir düşünceye doğru evrildiğini görmekteyiz. Çıkarlar için kullara kulluk yapılmaya başlandığını, İnsanlar gördüklerine değil, liderlerin söylediklerine inanmaya başladıkların, gerçekleri araştırmak yerine , hep gerçeklerin  üzerini örterek yaşantılarına devam etmeyi tercih etmekte olduklarını  aslında gün geçtikçe gerçeğin ne olduğunu unuttuklarının farkında bile olamayacaklarını hiç düşünmediklerini görmekteyiz. Dejenere olan toplum , Hukuksuzluğu hukuk, istikrarsızlığı istikrar olarak algılamaya başladıklarını görmeleri insanın çıldırası geliyor. Gerçekleri doğru okuyamıyoruz. Adaletsizlikler, yolsuzluklar, rüşvet ve kayırmalar, dini ve ahlaki söylem kılıflarının içerisine gizlenerek bizlere sunulduğunu anlıyamıyoruz,idrak edemiyoruz..!

(Rad suresi 14/11 ) 11) “Kişinin önünde ve arkasında Allah’ın emriyle onu kayıt ve koruma altına alan takipçiler vardır. Bir toplum kendisindekini değiştirmedikçe Allah onlarda bulunanı değiştirmez.”  Cenabı Allah toplum olarak siz kendinizi düzeltmediğiniz müddetçe bende sizi düzeltmem buyurmaktadır. Allah herhangi bir toplumun başına bir kötülük gelmesini diledi mi, artık onun geri çevrilmesi mümkün değildir. Onların Allah’tan başka yardımcıları da bulunmaz. İnsanlar daima lâyık oldukları yönetim tarzlarıyla ve idarecilerle yönetilirler ilkesi gerçekleşti. Bizler de sonunda neye layıksak ona göre yönetilmeye başladık.

Bana göre acilen : İç ve dış etkenlerle yaşadığımız bu değişim ve dönüşümde, kültür emperyalizminin ve küreselleşmenin getirdiği- dünyevi istikamet olan ben merkezli, haz ve hız dünyasından, Tevhit merkezli bir yapılanmaya doğru gitmeliyiz Sürekli kan kaybeden inancımızın ve yozlaşan islam  kültürümüzün değerlerini yeniden masaya yatırıp özeleştiri yapmamız gerektiğine inanıyorum. Toplumun bu gidişatına baktığımızda olumsuz bir hava olsa bile, ümitsizlik haramdır inancıyla direnmeye devam etmeliyiz diye düşünüyorum..

Kurtuluşumuzun ancak islama sarılmak ve onun emirlerini yerine getirmekle sağlayabiliriz. Kalın sağlıcakla diyorum.

“İlmin Sahibi Yüce Allah’a Hamdolsun’’

Daha Fazla

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir