GenelMektuplara Cevap

Dostlarımızı Ziyaretlerimizde Nelere Dikkat Etmeliyiz?

Soru: İslam, insanlar arası ilişkilerimizde, akraba, arkadaş, eş dost ve yakınlarla ilgili münasebetlerimizde ve Ev ziyaretlerimizde nelere dikkat etmemizi öneriyor?

Cevap: Müminler birbirlerini Allah için se­ven, birbirlerinin hakkına- hukukuna riayet eden, kardeşinin malını, canını, namusunu kendi malı canı namusu gibi koruyup kollayan, toplumun faydasına olan bir şeyi kendi zararına olsa bile toplumun le­hine olanı tercih eden. Kendisine verilen rızkı Allah için muhtaçlara infak eden, diğer gam olan kimse­dir. Bununla birlikte Rabbimiz müminlerin özgün vasıflarını şöyle sıralamaktadır:

“Muhammed Allah’ın elçisidir. Onun yanında bulunanlar, kâfirlere karşı şiddetli kendi aralarında merhametlidirler. Onların, rükû ve secde ederek Al-lah’ın lütuf ve rızasını aradıklarını görürsün. Yüzle-rinde secdelerin izinden nişaneleri vardır. Bu onla­rın, Tevrat’taki vasıflarıdır.

İncil’deki vasıfları da şöyledir: Filizini çı­karmış onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ekincilerin hoşuna giden ekin gibidirler. Allah böylece bunları çoğaltıp kuvvetlendirmekle inkârcıları öfkelendirir. Allah, inanıp yararlı işler yapanlara mağfiret ve büyük mükâfat va’detmiştir”(Fetih 48/29)

Çünkü “Müminler, Allah anıldığı zaman kalp­leri titreyen, kendilerine Allah’ın ayetleri okunduğunda imanları ziyadeleşen ve yalnız Rabbine da­yanıp güvenen kimselerdir.”

“Onlar namazlarını dosdoğru kılan ve kendi­lerine rızık olarak verdiğimizden infak eden kimselerdir.” (Enfal 8/2-3)

“Onlar, Allah’ın ahdini yerine getirenler ve( Allah’a )verdikleri sözü bozmayanlardır.”

“Onlar Allah’ın gözetilmesini emrettiği şeyleri gözeten, Rabbinden sakınan ve kötü hesaptan kor­kan kimselerdir.”

“Yine onlar, Rabbinin rızasını isteyerek sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiği­miz rızıklardan gizli ve açık olarak (Allah yolunda) harcayan ve kötülüğü iyilikle savan kimselerdir. İşte onlar var ya, dünya yurdunun (güzel) sonu / ahiret-cennet sadece onlarındır.” (Rad 13/20-22)

Yine Rabbimiz: “Kullarıma söyle, sözün en güzelini söylesinler. Muhakkak şeytan aralarını boz­mak ister. Çünkü şeytan, insanın apaçık düşmanıdır.” (İsra 17/53)

“Ey müminler! Bir topluluk diğer bir toplu­luğu alaya almasın. Belki de onlar, kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da kadınları alaya almasın­lar. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lakaplarla ça­ğırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir isim­dir! Kim de tevbe etmezse işte onlar zalimlerdir.” (Hucurat 49/11)

Daha yüzlerce ayette müminlerin güzel hasletlerinden bahsedilmektedir. İslam ile şereflenen insanların insanî ilişkilerini tertip ve terbiye eden rabbimiz, birbirimizi ziyaret ederken nasıl davranmamız gerektiği ile ilgili olarakta şöyle buyurmak­tadır:

“Ey iman edenler! Kendi evleriniz dışındaki evlere, sahiplerinden izin isteyip onlara selam ver­meden girmeyiniz. Böyle yapmanız sizin için daha hayırlıdır. Umulur ki düşünüp hikmetini anlarsınız.”

“Orada hiçbir kimse bulamadınızsa, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Eğer size, «Geri dönün!» denilirse, hemen dönün. Çünkü bu, sizin için daha nezih bir davranıştır. Allah, yaptığınızı bi­lir. (Nur 24/27-28)

“İçinde kendinize ait eşyanın bulunduğu oturulmayan evlere girmenizde herhangi bir sakınca yoktur. Allah, sizin açığa vurduklarınızı da, gizlediklerinizi de bilir.” (Nur 24/29)

Şimdi bu işler için insanlar telefonla haberleşip işlerini düzenlemekte olsalar da, Yapılacak ziyareti yerinde ve zamanında haber verip uygun zaman ve zemini gözeterek yapmak gerekmekte­dir. Görüşmek istediğiniz halde müsait olmadığı için kabul edilmeye bilirsiniz. İşte bu durumda “geri dönmeniz sizin için daha hayırlıdır” buyrulmakta­dır. Çünkü “siz sizin durumunuzu biliyorsunuz. Fa­kat karşı tarafın durumundan haberdar değilsiniz. İnisiyatifi ev sahibine vermek uygun olacaktır.

Ziyaretler genelde tanıdık akraba eş ve dost­lar arasında yapılarak onların hallerinden haberdar olmak ve durumları ile alakadar olmak gerekmekte­dir. Her Cuma hutbesinin sonunda okunan şu ayet bunu dile getirmektedir:

“Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve az-gınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.” (Nahl 16/90)

Akrabalarımızla yeme, içme ve bir arada bulunmamızdaki durumumuz konusunda da şöyle buyrulmaktadır:

“…Sizin için de, gerek kendi evlerinizde, ge­rekse babalarınızın evlerinde, annelerinizin evlerin­de, erkek kardeşlerinizin evlerinde, kız kardeşlerini­zin evlerinde, amcalarınızın evlerinde, halalarınızın evlerinde, dayılarınızın evlerinde, teyzelerinizin evlerinde veya anahtarları yanınızda olan evlerde yahut dostlarınızın evlerinde yemenizde bir sakınca yoktur. Toplu halde veya ayrı ayrı yemenizde de bir sakınca yoktur. Evlere girdiğiniz zaman, Allah tarafından mübarek ve pek güzel bir yaşama dile­ği olarak kendinize (birbirinize) selâm verin. İşte Allah, düşünüp anlayasınız diye size ayetleri böyle açıklar.” (Nur2/61)

Ev halkı ve çocukların ebeveynlerine ve bü-yüklerine karşı nasıl davranacakları konusunda ise Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:

“Ey müminler! Ellerinizin altında bulunan (köle ve cariyeleriniz) ve içinizden henüz ergenlik çağına girmemiş olanlar, sabah namazından önce, öğleyin soyunduğunuz vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza gireceklerinde) sizden üç defa izin istesinler. Bunlar, mahrem halde bulunabileceğiniz üç vakittir. Bu vakitlerin dışında ne sizin için ne de onlar için bir mahzur yoktur. Birbirinizin yanına gi­rip çıkabilirsiniz. İşte Allah ayetleri size böyle açık­lar. Allah, (her şeyi) bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Nur 24/58)

“Çocuklarınız ergenlik çağına girdiklerinde, kendilerinden öncekiler (büyükleri) izin istedikleri gibi onlar da izin istesinler. İşte Allah, ayetlerini size böyle açıklar. Allah alîmdir, hakîmdir.” (Nur 24/59)

Resulün sağlığında nebinin davetine icabette bulunmanın şartlarını dahi belirlemiştir:

“Ey iman edenler! Sizler, bir yemeğe çağırılmadıkça, zamanını gözetmeksizin, Nebinin evlerine girmeyin. Ancak davet edildiğiniz vakit girin. Ye­meği yediğinizde hemen dağılın, sohbete dalmayın. Çünkü bu hareketiniz Nebiyi üzmekte, fakat o (size bunu söylemekten) utanmaktadır. Ama Allah, hakkı söylemekten çekinmez. Peygamber’in hanımların­dan bir şey istediğiniz/ isteyeceğiniz zaman perde arkasından isteyin. Bu, hem sizin kalpleriniz, hem de onların kalpleri için daha temiz bir davranıştır. Sizin Allah’ın Resulünü üzmeniz ve kendisinden sonra onun hanımlarını nikâhlamanız asla caiz ola­maz. Çünkü bu, Allah katında büyük bir günah tır. (Ahzab 33/53)

Allah Teâlâ’nın, nebinin özel hayatı ile ilgili koymuş olduğu bu ilkeler, bazı yönleri ile bizim için de bir mesaj içermektedir. Müminler bu uyarılardan kendileri için de bir pay çıkarmalıdırlar. Mutat ziya­retlerimizde ev sahibini bunaltacak davranışlardan, uzun süre oturup durarak ziyareti eziyete dönüştürmekten, kaçınmalıyız. Varsa küçük çocuklarımızın aşırı tavır ve davranışlarda bulunarak ortalığı kırıp dökmelerine meydan vermemeliyiz. Konuşmalarımızda nezaket kurallarını ihmal etmeden yumuşak ve olumlu cümleler kurmaya önem vermeliyiz. Argo konuşmaktan, aşırı gülmekten, ağır şakalar yap­maktan uzak durmalıyız. Unutmayalım ki biz ora­da misafiriz; dostluğumuzu ve samimiyetimizi artırmak için oradayız. Dostluğumuza halel getirecek her türlü davranış ve anlayıştan uzak durmalıyız. Güzellikle varıp güzellikle dönmeye gayret göster­meliyiz ki dostluk kapımız sürekli açık olsun. Sevgimizin ve ilişkilerimizin nihai hedefinin Allah’ı razı etmek olduğunu unutmayalım.

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Kapalı