GenelMektuplara Cevap

Ehli Kitaptan hakkı gizleyen ve değiştirenlerin durumu  nedir?

SORU: Bakara 174 ve Ali imran187. Ayetlerini nasıl anlamalıyız? Bu ayetlerin vermek istediği mesajı biraz açar mısınız?

CEVAP: Bu ayetlerin muhatap aldığı kimseler Kur’an’dan önce kendilerine kitap indirilmiş olan kimselerdir. Çünkü her iki ayette de “kendilerine kitap verilen/ indirilenlerden “ bahsedilmektedir. Bunlar ehli kitap olarakta isimlendirilmektedir.  Ayetler bu gerçeği mealen şöyle ifade ediyor:

“Allah’ın indirdiği kitaptan bir şey gizleyip de, onu az bir pahaya satanlar; işte onlar karınlarına ateşten başka bir şey yemezler. Kıyamet günü Allah onlarla konuşmaz. Onları temize de çıkarmaz. Ve onlar için acıklı bir azab vardır.”(Bakara 2/174)

“Hani Allah, kendilerine kitap verilenlerden; onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız, gizlemeyeceksiniz, diye söz almıştı. Onlar ise bunu arkalarına attılar ve az bir değere değiştiler. Satın aldıkları şey ne kötüdür.” (Ali İmran 3/187)

“Ettiklerine sevinen ve yapmadıklarıyla övülmekten hoşlananların, sakın onların azaptan kurtulacaklarını sanma; elem verici azap onlaradır.” (Ali İmran 3/188)

Allah Teâlâ’nın kitabı göndermedeki amacı, bu kitapla yeryüzündeki tüm kullarını uyarmak, dost ve düşmanlarını bildirmek, yapacakları ve yapmayacakları şeyleri öğretmek ve ona göre kendisine kul olmalarını sağlamaktır. Allah’ın elçileri hayatta olduğu sürece bunu yapmışlardır. Ancak elçiden sonra gelip kitaba mirasçı olanlar, elçilerin yaptığı gibi Allah’ın kitapta belirlediği hudutları insanlara bildirmeleri gerekirken, işlerine gelmediği için onları arkalarına atarak, hevalarını tatmin ederek dünyayı ahrete tercih etmişlerdir.

Geçmişte bunu ehli kitabın Hahamları ve Rahipleri yaptıkları için bunların durumu Kur’an’la açıklanmıştır. Şimdide bu işi Ehli Kitaplaşan “Müslümanlar” yapmaktadırlar. Kimileri hevalarını tatmin için, kimileri de küresel müstekbirlerin öyle istediği için Allah’ın kitabını arkalarına atarak, İslam’ı iğdiş etmeye çalışıyorlar. Bu zihniyetteki kimselerin her dönem olacağına dair bir ihbardır. Her iki ayetin vermek istediği mesaj budur. Bu tipler her dönemin proto tipleridir. Kıyamete kadar İslam küfür savaşı devam ettiği sürece de hep var olacaktır.

Bu yolda var olanlar dünyayı ahrete tercih ederek makamını, kariyerini, rahatını, dünyalık servetini kitaptan gizlediğinin veya arkasına attığının karşılığında kazanmıştır. İşte sattığı şey budur. Yani Dinini verip dünyayı/ dünyasını almıştır. İşte bu Allah indinde çok az bir pahadır. Allah indinde bir sineğin kanadı kadar bile değeri yoktur. “Tüm dünya ve içindekiler Allah indinde bir sineğin kanadı kadar bir değere sahip olsaydı, kâfire ondan bir lokma bile yedirmezdi.” Sözü hatırlanmalıdır. Bunlar her dönemin Bel’amlarıdır. İşleri ağızlarını kitaba yaklaştırmak, eğip bükmek, Allah’ın ayetlerini örtmek ve hakkı görmemek göstermemek için kimlik ve kariyerlerini kullanarak gölgelemeye çalışırlar.

Hakkı olmayan şeyi yiyenlerin karınlarına kendi elleriyle ateş doldurduklarını belirten ayetler şimdi onlara bir şey ifade etmiyor olabilir. Ancak Allah asla yalan söylemez ve kimseyi manipüle etmez. O haktır ve daima hakkı söyler.

“Şüphe yok ki kâfir olanlar, yeryüzündeki her şey ve bunun yanında da bir o kadarı kendilerinin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için onu fidye verseler onlardan asla kabul edilmez; onlar için acı bir azap vardır.”(Maide 5/36)

“Gerçekten, inkâr edip kâfir olarak ölenler var ya, onların hiçbirinden -fidye olarak dünya dolusu altın verecek olsa dahi- kabul edilmeyecektir. Onlar için acı bir azap vardır; hiç yardımcıları da yoktur.” (Ali İmran 3/91)

Aklı olanın düşünmesi gerekmez mi? Böyle bir durumda dünya senin olsa ne anlamı olacaktır? Muaviyenin meşhur bir sözü vardır: “Dünya, Hz. Ebu Bekir ve Ömer’in peşinden koştu onlar dünyaya rağbet etmediler. Ben de dünyanın peşinden koştum ama dünya da bana rağbet etmedi. Eğer böyle olacağını bilseydim bu işlere hiç bulaşmazdım.” Tabii bu sözü ömrünün son günlerinde ihtiyarlamış, hantallaşmış yerinden kalkamaz olduğu zaman söylüyor. Yapacağını yaptıktan sonra böyle bir itirafın pek anlamı olmayacaktır. Dünya perestlerin geleceği son nokta işte burasıdır. İşin en acı tarafı da hesap günü Allah onları temize çıkarmayacak, konuşmayacak acıklı bir azaba sokacak olmasıdır. Verdikleri sözde durmayan, açıklamaları gerekeni gizleyen, dünyadaki dostlarını rahatlatmak için gerçeklerin üzerini örten bu zümrenin yeri elbette cehennem olacaktır.

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Kapalı