
Hakikatin, Hakikisi?
Râgıb el-İsfahânî;
Hakikatin başlıca anlamlarını “gerçek (sabit) ve var olan şey, doğru inanç, riyadan arınmış amel ve tam olarak maksada uygun düşen söz,
Ebedî olması dolayısıyla asıl gerçek hayat kabul edilmesi gereken ahiret (fıkıh ve kelâmda), bir dilde asıl olarak hangi anlam için konulmuşsa o anlamı ifade etmek üzere kullanılan lafız” şeklinde sıralamıştır (el-Müfredât, “ḥḳḳ” md.).
Bunlardan özellikle ilki hakikatin asıl anlamını yansıtmakta olup diğerleri buna dayanan yan anlamlardır.
Vahye bağlı niyette dürüstlük, söz ve davranışların gerçeğe (Hakikat, Vahye) uygun olması anlamında bir terimdir.
Sözlükte, gerçek doğru sabit esas mahiyet gibi anlamlara gelen hakikat, felsefede kelam ve lisan ilimlerinde farklı anlamlarda kullanılabilmektedir.. Seyyid Şerif Cürcani, hakikati kesinlikle sabit olan şey anlamında/ şeklinde tanımlar.
Kim Allah’a güvenirse O, ona yeter. Şüphesiz ki Allah emrini yerine getirendir. Talak 3
Her nefis, ölümü tadacak, sonra döndürülüp bize getirileceksiniz. Ankebut 57
Kim Allah’a güvenirse. Güven duygunun değerinin, hakikisi su katılmamışı aslı anası, özü ile; İnsan ve toplumun sosyal siyasal hukuki itikadı ameli alanlarında emin/emniyet duygusunun tezahürü, aynı zamanda güven, korku çekinme kuşku duymadan yürekten inanarak bağlanma duygusudur.
Kim Allah’a güvenirse, Her nefis, ölümü tadacak, sonra döndürülüp bize getirileceksiniz, ayetine uygun düşünmek, hareket etmek zorunluluğunu iliklerine kadar hissetmelidir.
Bu kelimeden hareketle;
İlkesiz idraksiz korkuya yenilmiş, mesuliyeti idraksiz sıradan basit olanların, iddiasız insanların, yanından geçemeyeceği bir kelimeden/kavramdan bahsederken “Allahtan gayrıya pirim vermeyeceklerin ilkeli iddialı olanların, ağzına eylemine yakışır bir sözden bahsediyoruz. Hakikat.
Bu arayış haddini hududunu “Allahtan başkasının çizmesine izin vermeyenlerin bilinçli eylemleridir.
Burada iki kimlikten/ kişilikten bahsedebiliriz. Hakiki arayıcı, yürekten iman, kesinleştirilmiş inanç sahipleri.
İkincisi; Yol haritası başkaları tarafından çizilmiş olanların aklına hayaline gelemeyecek şey, onlar masal / hikâye dinlemeye alışmış / alıştırılmış!
Oyalanmayı ibadet zannedecek kadar bilgiden bilinçten yoksun, arayış ve talep onlara göre lüks veya şeytan işi eylemlere örnektir.
Onlar, aklı kullanmayı hayatın olmazsa olmazı olduğunu ciddiye almaz, zanlara hitap eden, sağlamasını yapamadıkları ezberleri mutlaklaştırmayı marifet zannederek ömür tüketirler.
Edilgen nesnel, bir anlamda köle olarak yaşarlarken; mesuliyet emek çaba, sorgulamada cesaret, teşebbüs ve irade beyanında bulunmayı, inandıkları birikimlerini sorgulamayı, nefislerinin hiç hazzetmemesi sonucunda ehlileştirilmiş köleliği içselleştirirler.
Aklının varlığını fark eden biri bunları yapabilir mi diye sorarsanız, elbette cevabınız hayırdır.
Gerçek/ hakikat vahiy diye bir ilkenin olgunun değerin, anlamı ve fonksiyonundan habersiz yaşarlarken, bu değerlerin onların hayatlarında hiçbir değeri olmayışı kabul edilebilir değildir.
İşte burada muhatap oldukları ikaz ;
“And olsun ki, size şerefiniz ve öğüt veren bir Kitap indirdik; akletmiyor musunuz? Enbiya 10.
Bazıları bu kavramlardan haberdar olsa da; Hakikatin içkin anlam değer, kıymetlerin bilinci yerine, zannı, malumatların sahte tabelaları, zahmetsiz gayretsiz hurafeci hikâyecileri dinleyerek, hakikatin kulvarında olduklarını vehim ederek yaşamayı marifet zannederler.
Bilmeliydiler ki; Zan haktan hiçbir şeyin değeri / ifadesi değildir. Sakınılması elzem olan zannı mutlaklaştırarak Müşrik putperestlere benzediklerinin de farkında olmadan yaşar, ölürler.
Hal bu ki;
Hakiki, asıl, ana, öz. Hakikat arayışında / yaşayışında olanlar, onun talipleri,
Temel referanslarının sahibini önceler, ona güvenerek, onun sözünü tutmayı şiar edinir.
Bu ana ilkelerin ışığında oluşan hükümler, tahayyüller tasavvurlarla oluşan karar ve davranışlar, bunlarla oluşan mefhumlarla, ahlak ve şahsiyetlerine şahitlik edilen insanların, ilk hareket noktası “ Oku ve Emir olunduğun gibi doğru/dürüst ol, ilkesidir.
Hakikati gerçeği Vahyi aramayan, bulsa da yaşamayan/ yaşamaktan utanan, sıkılan, ona terk edilebilir muamelesi yapan, ancak ve ancak putperestler olabilir.
Son söz olarak; “ Hakikat, Gerçek, Vahiy arayışına şahitlik edenlere, şahitlik edebiliyor isek ne mutlu. Biz Allah’ın resullerine şahidiz, Allah’ta bizlere.

